Don't wanna be here? Send us removal request.
Text






정말로 자전거를 타면서 노랫말을 만들었습니다 🚵❕
like or reblog if saved !
701 notes
·
View notes
Text
17) Bakara(2)/29. O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
İsra(17)/44. Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. Her şey O’nu hamd ile tespih eder.
Fussilet(41)/12. Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi.
Bazıları bu ayette atmosferin 7 kat olduğundan bahsedilir der. Halbuki atmosfer 5 ana katmandan oluşur: Troposfer, Stratosfer, Mezosfer(şemosfer), Termosfer, Ekzosfer. Ayrıca tüm farklı gök tabakalarını ayıracak olursak; 11 tabakadan oluşur: Troposfer, Tropopoz, Stratosfer, Stratopoz, Mezosfer, Mezopoz, Termosfer, İyonosfer, Homosfer, Heterosfer, Ekzosfer.
18) İsra(17)/33. Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir. Ancak o da öldürmede meşru ölçüleri aşmasın.
Burada sanki Kuran’ın haksızlıkta, kan davasına alt yapı hazırladığı görünüyor. Ama sonraki çıkmazın nasıl halledilebileceği hakkında hiçbir bilgi yok.
19) Rahman(55)/19,20. (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.
(Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.
Furkan(25)/53. O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.
İlginç… Bilime ve normal gözlemlere göre bu tip tüm denizler seyrelerek karışmaktadır. Yani aralarında bir engel varmış gibi karışmamaları kesinlikle yanlıştır.
20) Nisa(4)/156,157. Bir de inkarlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryemoğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar.
Yahudiler “Allah’ın elçisi Meryemoğlu İsa Mesih” asla demez… Yanlışlıkla yazılmış galiba.
21) Nahl(16)/36. Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan kaçının” diye peygamber gönderdik.
Her ümmete (veya kavme) peygamber gönderildiği yazılı bu ayette, Kızılderililer unutulmuş olmalı. Kendilerine has farklı inançlara sahip ırk, Amerika Kıtası’nın keşfiyle bulunduklarında ne İslamiyet’i ne Hıristiyanlığı ne de benzer bir inancı duymuşlardı.
22) Tevbe(9)/5. Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın.
Tevbe(9)/29. Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın.
Bakara/256′ya göre ise dinde zorlama yoktur (birçok Kuran çelişkisinden sadece biri)… Fakat bu ayetlerden basitçe anlaşıldığı üzere, farklı dine mensup olanları Muhammet gerekirse öldürtüyor veya zorla müslüman yapmaya çalışıyor; yapamazsa da hapsediyor. Ayrıca müslüman olmayanları, günümüzde hoşgörü dini diye bahsedilen İslamiyet’e karşı boyun eğdirmeye çalışıyor. Ve direkt yazılana göre haramları sadece Allah değil; Muhammet de belirliyor…
23) Araf(7)/179. Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik…
Hac(22)/46. Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun?…
Bilimsel olarak düşünme ve anlama organı kalp değil; beyindir. Fakat Orta Çağ’da kalbin bir görevinin de düşünme olduğu sanılırdı. Bu ayetlerde de diğer organlarla beraber ele alınan kalbin, mecazen (duygusallık yönünden) değil direkt organ olarak ele alındığı görülüyor. Zaten ayetlerde duygusallık da işlenmemiştir.
24) Nebe(78)/31,32,33,34. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
Bu ayetlerin Diyanet Vakfı çevirisi ise şöyledir: “Şüphesiz takvâ sahipleri için de başarı ödülü vardır. Bahçeler, bağlar, göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar ve içki dolu kâse(ler).” Belki de bazılarına göre ayıp bulunabilebilecek bu ifadelerde, karşı gelmekten sakınanlara birtakım nimetlerle birlikte özellikle göğüslerine değinilmiş genç kızların bahşedileceği belirtilmiş. Yorumsuz.
25) Nisa(4)/34. Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün.
Bu ayette erkekler kadınlardan bazı yönlerden üstün olduğundan kadının erkek sözü dinlemesi ve itaat etmesi gerektiği belirtilmiş. Ayrıca son cümlede başkaldıran, itaatkâr olmayan kadını dövmeye de değinilmiş. Parantez içlerinin Diyanet yorumlaması olduğunu biliyoruz. Fakat parantezlerle birlikte bile bu ayet, modern hukuka aykırıdır; gelişmiş ülkelerde bu tür ifadeler ve uygulamalar, bireysel özgürlüğe ve kadın erkek eşitliğine ters düştüğünden suç teşkil eder.
26) Maide(5)/38,39. Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Nur(24)/2. Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun.
Tövbe edilmezse, tekrar edilirse (kişi durumunu düzeltmezse) anlaşıldığı üzere el kesin kesilecek. Diğer suredeki ayette ise zina için direkt darp uygulamasından bahsedilmiş. Bu uygulamalarla anlaşılıyor ki ağır fiziksel şiddet gerektiğinde önerilen bir ceza tarzı. Fakat bu tarz uygulamalar, modern toplumlarda uygulanmıyor ve zaten insani de bulunmuyor; hele ki böyle sebeplerle sanırım asla da bulunamaz.
27) İnfitar(82)/2. Yıldızlar saçıldığı zaman,
Bu ayet eski Diyanet İşleri mealinde ise böyle: “Yıldızlar dağılıp döküldüğü zaman,”. Pek çok başka çeviri (örn: Elmalılı Hamdi Yazır, Diyanet Vakfı, vb. çevirileri) de buna benzer şekilde. Bu eski çeviri bilimsel olarak imkansız olduğundan Diyanet’in üstteki yeni çeviriyi yaptığı, akla gelmiyor değil. Çünkü devasa yıldızlar Dünya’ya (yere) dökülemez. Zaten evrende dökülebilecekleri bir başka yer de olamaz.
28) Tevbe(9)/30. Yahudiler, “Üzeyr Allah’ın oğludur” dediler. Hırıstiyanlar ise, “İsa Mesih Allah’ın oğludur” dediler. Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!
Şura(42)/10. Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir. İşte bu, Rabbim Allah’tır. Yalnız O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yöneliyorum.
Fatiha(1)/5. (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.
Direkt tanrının kendi ağzından olduğunu bildiğimiz Kuran’nın yukarıdaki ayetlerinin bir tanrı tarafından söylenemeyeceği göze çarpıyor. Ayrıca “de ki” sözü başka birçok ayette hazır yazılı olduğu halde, Hud/2 ayetinin orijinalinde ise bu sözün yazımı bulunmadığından (Diyanet kendi ek düzenlemesiyle parantez içine sonradan yazmıştır) o ayetin de direkt tanrı tarafından söylenemeyeceği anlaşılabiliyor.
29) Bakara(2)/117. O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir.
Kaf(50)/38. Andolsun, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. Bize bir yorgunluk da dokunmadı.
Bilimsel olarak göklerin ve gezegenlerin (dünya dahil), bütünü veya herhangi bir bölümü hemen oluvermemiştir. Çünkü günümüzde başka yıldız sistemlerinin oluşum aşaması bizzat gözlemlenmiştir. Yıldız ve gezegenlerin evrimi (oluşumu), anlık oluveren bölümlerle (evrelerle) veya altı günde değil; uzun yıllarda (milyonlarca yılda) yavaşça gerçekleşir. Ayrıca çeşitli tarihi yazıtlarda belirtildiği gibi İslamiyet’ten önce de evrenin 6 günde yaratıldığına inanılırdı. 6 evre ifadesi ise bilim ilerledikçe parantezle yorum olarak sonradan düşünülmüştür.
30) Fussilet(41)/10. O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve …
Neml(27)/88. Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler …
Çeliştiği söylenebilecek iki ifade daha; dağlar sabit mi yoksa hareketli mi yaratıldı? Ve dağlar, yukarıdaki ayette söylendiği gibi bir kereye mahsus, dört gün veya dört evre içinde oluşmuş değillerdir; çünkü her zaman diliminde oluşmaya ve değişmeye sürekli devam etmektedirler.
31) Ahzab(33)/50. Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helal kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Hicret’te yalnız Hz. Muhammet’e tanınmış çok tuhaf bir helallikten ve uç bir nikah anlayışından bahsedilmiş. Yorumsuz.
32) Müminun(23)/5,6. Onlar ki, ırzlarını korurlar.
Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.
Bu surede genelde müminlerin özelliklerinden bahsedilmektedir. Bu ayetlerde de müminlerin sadece eşleriyle değil, cariyelerle ilişkilerinde de ırzlarının korunduğu ve kınanmayacakları belirtiliyor.
Ek Bilgi: Eskiden putlara veya gök cisimlerine tapanlar, bunlara namaza benzer veya farklı şekillerde secde ederlerdi. Ve put inancına sahip olanlar put tapınaklarını tavaf ederlerdi. (Örneğin; günümüzde de Budist tapınakları hala aynen 7 kez tavaf edilmektedir).
Putlar tanrıya ulaşmada birer aracıydı ve gerektiğinde önünde secde edilen nesnelerdi. Günümüzde ise namazda secde için yönelinen şey bildiğimiz üzere Kabe’dir. Eskiden Kabe’de bulunan putlar sonradan kaldırılmış ve onların yerine yönelinecek şey, günümüzde artık putlardan arındırılmış bir Kabe olmuştur. Fakat putlar kadırılmış olduğu halde tavaf da hala edilmektedir. Yani dinde Arapların eski gelenek ve ibadetlerinin sürdüğü görülebilmektedir.
Bu arada tarihi kayıtlardan edinilen bilgilere göre tavaf, İslamiyet’ten önce de Kabe’de bulunan putlar için edilirdi. Bu kayıtlara göre o zamanlar Kabe’de bulunan tanrı aracısı putlardan biri de Ay Tanrısı putuydu. Adı Mısır’da “Sin” (Ya-Sin ismi veya suresinin bu ada seslenme olduğunu düşünenler vardır), sıfatı ise nurlu (aydınlatan) kader tanrısı olan bu Ay Tanrısı putu baş tanrıyı temsil ediyordu. Bu Ay Tanrısı’nın, sembolü ise hilal Ay’dı; merak edenler British Müzesi’nde bulunan Ay Tanrısı’nı tasvir eden: bu tarihi kalıntıya bakabilir.
Bir anlatıya göre ise bu putun Araplardaki adı El-ilah’mış (Elilah-Alilah kimdir: 1, 2). Bu sava göre Hz. Muhammet ile, Ay Tanrısı’na inanma şekli önceki tek tanrılı dinlere benzemiş. Fakat dini ibadetler (uygulamalar) ve Ay sembolü hilal ise aynı kalmıştır… Bu arada İslamiyet’ten önceki tek tanrılı Hıristiyanlık ve Musevilik dinlerinde namaz(secde)’a benzer hareketler veya tavafa rastlanmaz; fakat putlara inananlarda veya Güneş, Ay, vb. gök cisimlerini putlar gibi aracı sembol edinmiş inançlarda rastlanır.
Bazılarına ilginç gelebilecek diğer bir ek bilgi de Arapların çoğunun sahih hadis olarak kabul ettiği Arap kaynaklarında; Hz. Muhammet’in 50′li yaşlarda ergenlik çağına girmiş 9 yaşındaki eşi Hz. Ayşe’yle ilişkiye girdiğinin, hayatında da Ahzab/37 ayetinde de belirtildiği gibi evlatlığı Zeyd Bin Hârise’nin eski eşi Zeynep ile de evlendiğinin ve de ayrıca o dönemde cariyelerle ilişkiye girmenin günah olmadığının belirtilmiş olmasıdır.
Buradaki konudan farklı bir bilgi de verecek olursak; Hristiyanlığın da değişmeyeceği ve kıyamete kadar baki kalacağı kutsal metinlerinde defalarca geçmektedir. Zaten bu sebeple, onların inancına göre Hz. İsa tüm peygamberlerden sonra özel ve son olarak dünyaya gelmiştir. (Esinlenme 22:18, Matta 5:18, Matta 24:35, vs.)
-Benim eklentilerim: Zaten bu uzun yazıda her şey tam anlamıyla anlatılmasa bile çoğu yazılı. Bu yazıları kendim yazmadım. Güvenilir birkaç siteden doğruluğunu araştırıp, yazım yanlışlarını düzeltmeye çalışarak birleştirdim. Ki islam "Hoşgörü/hak" dinidir diyen insanlar olursa emin olun kendi kitaplarını okumamıştır. Çünkü islam ekmek çalan çocuğun bile elinin kesilmesini, kadının dövülmesini ve daha nicelerini emreden bir din. Ateist değilim ve allah'ın varlığını reddetmiyorum. Bana göre ve inandığım dine göre allah'tan başka Tanrılar var, ve Allah aslında kötü olan Tanrı. Buna konuya çok girmeyeceğim, kimsenin dini beni ilgilendirmez benim dinimde aynı şekilde kimseyi. Yine de linçleyecek bir sürü cahil olacaktır. Eğer size hakaret eden islam doğru diyen bir müslüman olursa bu yazıyı atarsınız, gerçi muhtemelen okumadan "Bu yüzden islamdan çıktıysanız yazık kafanıza" der. Neyse, sevgilerle
1 note
·
View note
Text
1 - Kuran'a göre Arap Tanrısı Allah'a iman etmeyen ve müslüman olmayan başarılı olamaz. Fakat bugüne baktığımızda hangi devletlerin başarılı olduğu bellidir.
El Imran 86: Kendilerine açık deliller gelmiş ve peygamberin hak olduğuna şahitlik etmişken, inananların arkasından nankörlük edip inkara sapan bir milleti, Allah nasıl başarılı kılar! Oysa Allah, zulmedenler topluluğunu başarılı kılmaz
2 - Kuran'a göre kadın ikinci plandadır ve kötüdür. Bazen dünya hayatı için geçici zevk, bazen tarla, bazen seks objesidir.
Bakara 223: Kadınlarınız, sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi varın ve kendiniz için ileriye hazırlık yapın. Allah'tan korkun ve herhalde onun huzuruna varacağınızı bilin! Sen müminleri müjdele!
Nahl 92: Bir toplum diğer bir toplumdan (sayıca ve malca) daha çok olduğu için yeminlerinizi, aranızda bir fesat aracı edinerek ipliğini sağlamca büktükten sonra, çözüp bozan (kadın) gibi olmayın.
Nisa 15-Kadınlarınızdan zina edenlerin aleyhlerine dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, ölüm onları alıp götürünceye veya Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde hapsedin. Nisa 34: Erkekler, kadınlar üzerinde hakim dururlar, çünkü bir kere Allah birini diğerinden üstün yaratmış ve bir de erkekler mallarından harcamaktadırlar. Bunun için iyi kadınlar, itaatkardırlar. Allah'ın korumasını emrettiği şeyleri, kocalarının yokluğunda da korurlar. Serkeşlik etmelerinden endişe ettiğiniz kadınlara gelince; önce kendilerine nasihat edin, sonra yataklarında yalnız bırakın, yine dinlemezlerse DÖVÜN. İtaat ettikleri halde onları incitmek için bahane aramayın. Çünkü Allah, çok yüksek çok büyüktür.
Ne kadar iğrenç, diyecek tek söz yok.
3 - Allah Arapların azgınlığını bildiği için ona iman rdene dünyada bakmayı bile yasakladığı fakat cennette olan iri gözlü, bakire huriler vaat eder.
Duhan 54: İşte böyle. Bunun yanısıra biz onları, iri gözlü hûrilerle evlendiririz.
Rahman 56: Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş güzeller var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.
Rahman 58: Sanki onlar yakut ve mercandırlar.
Rahman 70: İçlerinde huyu güzel yüzü güzel kadınlar vardır.
Rahman 72: Otağlar içinde sahiplerine tahsis edilmiş hûriler vardır.
Rahman 74: Bunlara onlardan önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur.
Rahman 76: Yeşil yastıklara ve hârikulâde güzel döşemelere yaslanırlar.
Sad 52: Yanlarında, eşlerinden başkasına bakmayan, kendilerine yaşıt güzeller vardır.
Saffat 48: Yanlarında güzel bakışlarını yalnız onlara tahsis etmiş, iri gözlü eşler vardır.
Tur 20: Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak"Onları,ceylan gözlü hûrilerle evlendirmişizdir:
Vakıa 22 İri gözlü hûriler,
Vakıa 23 Saklı inciler gibi.
Vakıa 24 Yaptıklarına karşılık olarak (verilir).
Vakıa 35. Gerçekten biz hûrileri apayrı biçimde yeni yarattık.
Vakıa 36 Onları, bâkireler kıldık.
Vakıa 37 Eşlerine düşkün ve yaşıt.
Vakıa 38 Bütün bunlar sağdakiler içindir..
4 - Şimdiki müslümanların reddetiği ve meleklerin şeklinin bilinemeyeceğini söylerler. Fakat Kuran'a göre melekler kanatlıdır.
Fatır 1: Gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah'a hamdolsun. O, yaratmada dilediği arttırmayı yapar. Şüphesiz Allah, her şeye gücü yetendir.
5 - Kuran'a göre allah sonsuz kudrete ve güce sahiptir fakat nedense allah dünyayı 6 günde yaratmıştır.
Furkan 59: Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan, sonra Arş'a istivâ eden (ona hükmeden) Rahmân'dır. Bunu bir bilene sor.
Fussilet 9. De ki: Gerçekten siz, yeri iki günde yaratanı inkâr edip O'na ortaklar mı koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.
Fussilet 10: O, yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi. Orada bereketler yarattı ve orada tam dört günde isteyenler için fark gözetmeden gıdalar takdir etti.
Fussilet 11: Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, ona ve yerküreye: İsteyerek veya istemeyerek, gelin! dedi. İkisi de "İsteyerek geldik" dediler.
Fussilet 12: Böylece onları, iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti. Ve biz, yakın semâyı kandillerle donattık, bozulmaktan da koruduk. İşte bu, azîz, alîm Allah'ın takdiridir.
Hadid 4: O, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş'ın üzerine istivâ edendir. Yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür.
Hud 7: O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için, Arş'ı su üzerinde iken, gökleri ve yeri altı günde yaratandır.
Kaf 38: Andolsun biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. Bize hiçbir yorgunluk çökmedi.
Secde 4: Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri altı günde (devirde) yaratan, sonra arşa istivâ eden Allah'tır. O'ndan başka ne bir dost ne de bir şefaatçınız vardır. Artık düşünüp öğüt almaz mısınız?
Yunus 3: Rabbiniz O Allah'tır ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş'ı hakimiyeti altına aldı. O'nun izni olmadan hiçbir şefaatçi şefaat edemez; işte Rabbiniz bu vasıfların sahibi olan Allah'tır! O halde O'na ibadet ediniz! Artık düşünmez misiniz?
6 - Müslümanlara göre cennet'in büyüklüğü ve nasıl olduğu bilinmez fakat Kuran cennetin büyüklüğünü dünya kadar olduğunu söyler.
Hadid 21: Rabbinizden bir mağfirete; Allah'a ve peygamberlerine inananlar için hazırlanmış olup genişliği gökle yerin genişliği kadar olan cennete koşuşun. İşte bu, Allah'ın lütfudur ki onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.
7 - Kuran'ın bir saçmalığı daha, Hud denen peygamber bakın allah'ı için ne diyor ?
Hud 56. "Ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a dayandım. Çünkü yürüyen hiçbir varlık yoktur ki, O, onun perçeminden tutmuş olmasın. Şüphesiz Rabbim dosdoğru yoldadır."
8 - Kuran'a göre cinler ateşten yaratılmıştır. Madem Ateşten Yaratıldı o halde cehennemde nasıl yanacaklar?
Hud 119: Ancak Rabbinin merhamet ettikleri müstesnadır. Zaten Rabbin onları bunun için yarattı. Rabbinin, "Andolsun ki cehennemi tümüyle insanlar ve CİNLERLE dolduracağım" sözü yerini buldu.
Rahman 15: Cinleri öz ateşten yarattı.
9 - Kuran'a göre cehennem konuşur.
Kaf 30: O gün cehenneme "Doldun mu?" deriz. O da "Daha var mı?" der.
10 - Kuran'a Göre Tevrat Ve İncil'de Allah'ın Sözüydü Fakat Değiştirildi.Ama Bu Ayette Onun Sözlerini Değiştirebilecek Kimse Yoktur Deniyor.
Kehf 27: Rabbinin Kitabı'ndan sana vahyedileni oku. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın.
Yunus 64-Onlara dünya hayatında da ahirette de müjde vardır. Allah'ın sözlerinde değişme yoktur; İşte bu büyük kurtuluş!
11 - Kuran'a göre allah'ın nerde olduğu belirtilir.
Mearic 3: Yükselme derecelerinin sahibi olan Allah katından.
Mearic 4. Melekler ve Rûh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar.
12 - kuran'a göre allah doğunun ve batının, Mekkenin rabbidir. Öyleyse kuzey ve güney'in rabbi kimdir?
Mearic 40: Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, bizim gücümüz yeter.
Neml 91: (De ki:) Ben ancak, bu şehrin (Mekke'nin) Rabbine -ki O burayı dokunulmaz kılmıştır- kulluk etmekle emrolundum. Her şey de zaten O'na aittir. Bana müslümanlardan olmam " emredildi
Saffat 5: O, hem göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi, hem de doğuların Rabbidir.
13 - İncil'e Göre İsa Tanrı'nın Oğludur Ve Peygamberlik İddiası Yoktur.Fakat Kuran'a Göre Beşikte Konuşur Ona Kitap Verildiğini Bile Söyler.
Meryem 29: Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. "Biz, dediler, beşikteki bir sabî ile nasıl konuşuruz?
Meryem 30: Çocuk şöyle dedi: "Ben, Allah'ın kuluyum. O, bana Kitab'ı verdi ve beni peygamber yaptı."
Meryem 31: "Nerede olursam olayım, O beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti."
Meryem 32: "Beni anneme saygılı kıldı; beni bedbaht bir zorba yapmadı."
Meryem 33: "Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağım gün esenlik banadır
14 - Cehennem Yakıtı = Taş Ve İnsan = Fırın - Allah = Acımasız Bir Fırıncı
Tahrim 6. Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allah'ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır.
15 - Büyük Bomba = Kuran'a Göre Firavun'un Karısı Müslümandır.
Tahrim 11: Allah, inananlara da Firavun'un karısını misal gösterdi. O: Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun (kötü) işinden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar! demişti.
16 - Kuran'a Göre Muhammed Kabri Ve Kıyamet'i Beklemeden Cennete Hurilerin Yanında Zevk-İ Sefadadır.
Yasin 26: Ona: Cennete gir" denilince. "Keşke, dedi, kavmim bilseydi!"
17 - Kuran'a göre melekler günahsızlardır ve hür irade'ye sahip olmadıkları için günah işlemezler ve isyan etmezler fakat bu ayette meleklerin başı cebrail insan'ı kötülüyor ve allah'ına isyan ediyor. :Dd
Abese 17: Kahrolası insan! Ne inkârcıdır!
Abese 18: Allah onu neden yarattı?
-
Neml suresi 1. ayette Kuran’ın apaçık bir kitap olduğu yazılıdır. O halde kitap apaçık olduğu için ayetleri açıkça, anlaşıldığı şekilde inceleyelim; yoksa zaten Kuran’ın, yazılı ayetin aksine, apaçık olmadığı ortaya çıkar ki bu da bir ayetin daha Kuran'ın geneliyle olan çelişkisini gösterir.
1) Kehf(18)/83,84,85,86. Sana Zulkarneyn’i sorarlar, “Onu size anlatacağım” de.
Doğrusu biz onu yeryüzüne yerleştirmiş ve her şeyin yolunu ona öğretmiştik.
O da bir yol tuttu.
Sonunda güneşin battığı yere ulaşınca onu, kara balçıklı bir suda batıyor gördü.
Orada bir millete rastladı. “Zulkarneyn! Onlara azap da edebilirsin, iyi muamelede de bulunabilirsin” dedik.
Kehf(18)/90. Güneşin doğduğu yere ulaşınca onu, kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu.
Rahman(55)/33. Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz. Burada Dünya, eskiden sanıldığı gibi düz ve Güneş’in doğup battığı iki ucu (doğu·batı kenarı) varmış gibi anlatılmış… Ve Zulkarneyn Güneş’in doğduğu yere ulaşınca, orada Güneş üzerine doğduğundan sıcak ve zor bir koşul olduğu örtüsüzlükle özellikle vurgulanmış bir yerleşim yeri bulmuş. Sonunda battığı yere de nihayet ulaştığından bizzat bu bulunduğu yerde Güneş’in bir batalıkta battığına kendi gözüyle tanıklık etmiş. Efsanevi… Pek tabii olay zaten bir mucize gibi anlatılmış olsa da başta öncelikle gerçek, böyle değil.
Ayrıca son ayette de yerin uçları ve bucakları olduğundan bahsedilmiş ki düz değil de yuvarlak olan Dünya’da, yerden yolculuk yaparak neticede yerden ayrılıp uzaya geçip gidebilecek uç kenarlar ve bucaklar yok. Hem artık insanlık yerden ayrılıp uzaya sık gitmektedir.
2) Hac(22)/65. Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca
denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir.
İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor.
Şüphesiz ki Allah insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.
Lokman(31)/10. Allah gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı.
Rad(13)/2. Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir.
Bilimsel olarak gökler (uzay) Dünya üzerine düşemez. Düşebilecek bir durum da yok; çünkü göklerin (tüm uzayın) yere düşebilmesi için yerin tabanda olması gereklidir. Kuran genelinde de gök görünmez direklerle havada tutulan süslenmiş tavan, yeryüzü de taban olarak kabul edilmiş. Halbuki Dünya, zaten gökler (uzay) içinde olan bir gezegendir. Yani göklerin düşebileceği tabanda bir yer, olmayla hiçbir alakası yoktur. Bu konunun videolu anlatımı için: tıkla .
3) Zariyat(51)/49. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.
Doğada bazı canlılar ve türler çift cinsiyetli veya cinsiyetsizdir. Bunun yanında çifti olmayan ve eşeysiz olarak da üreyen canlı türleri olduğu gibi ikiden fazla cinsiyetin var olduğu veya bireylerin sonradan kendiliğiyle cinsiyet değiştirdiği türler de bulunmaktadır. Ayrıca Kırbaç Kuyruklu Çöl Kertenkelelerinin bir türü, tamamen dişi bireylerden oluşur ve lezbiyen seks yapma zorunluluğu akabinde kendilerini kopyalama mantığıyla ürerler.
4) Fussilet(41)/12. Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir.
Mülk(67)/5. Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık. Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık ve (ahirette de) onlara alevli ateş azabını hazırladık.
Saffat(37)/6,7,8,9. Biz en yakın göğü zinetlerle, yıldızlarla donattık.
Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk.
Onlar, yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. Onlar için sürekli bir azap da vardır.
Kuran insanlar için gönderilmiş ve dolayısıyla insanların anlayabileceği şekilde yazılmış olması gerekiyor. Fakat en yakın gökte yıldızların olduğunun söylenmesi şaşırtıcı. Ve sanki yıldızlar birbirlerine yakın ufak taşlar ve şeytanlar da bunlarla taşlanmakta; böylece de üst makama çıkamadıkları söyleniyor. Ayrıca yıldızlar bir nevi devasa ateş topudur. Ama dünyadan evet ufak parlak taşlar ve zinet(süs) gibi görünüyorlar. Ama aslında biliyoruz ki yıldızlar da Güneş gibidir.
5) Rad(13)/13. Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. O yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Halbuki O, azabı çok şiddetli olandır.
Burada da fiziksel olan bir olgunun (yıldırımın) elektrik yüklü bulutlar sebebiyle değil de pat diye kendiliğinden olduğu anlatılmış sanki. Ayrıca Allah’ın emretmesiyle sebepsiz gerçekleşip, sadece cezalandırma veya korkutma amaçlı olduklarına dikkat çekilmiş. Ve çevrede yüksek yapılar varken yerdeki insana değil de daima yapılara yıldırımın düşmesi, bilime uygun ama bu anlatılana ters gibi. Bu arada korkutulacak insan olmadığı halde Jüpiter gezegeninde şimşekler Dünya’dan 10 kat daha şiddetlidir.
6) Araf(7)/80,81,84. Lut’u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: “Sizden önce alemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?”
“Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz.”
Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık. Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.
Eşcinselliğin daha önce hiçbir alemde gerçekleşmediği söylenmiş… Alemler içinde hayvanlar alemi de bulunur. Bugün 1500 hayvan türünde eşcinsellik gözlemlenmiş (örn_video,13+) ve 500′den fazlası akademik makalelerde yayımlanmış. Demek ki hür iradeden yoksun olan hayvanlarda, eşcinsellik o ana dek yoktu; ilginç. Ayrıca günümüz bilimi eşcinselliğin tercihen oluşmadığını, genler veya anne karnında maruz kalınan hormonal etkenler temelli kendiliğinden oluştuğunu söylemektedir. Bu arada bu ve benzer Kuran ayetlerinde, doğal olan ve WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından da onaylı bir psikolojik rahatsızlık olmayan eşcinselliği aşağılama ve halkı bu masum kişilere karşı kin ve nefrete teşvik etme de görülüyor ki günümüzde bilimle hareket eden ülkelerde bu ağır bir suçtur.
7) Yasin(36)/37,38,40. Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır.
Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir.
Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.
Bakara(2)/258. İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir” deyince, kafir şaşırıp kaldı. Zaten Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
“Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.” ifadesiyle Ay’ın gece Güneş’in ise gündüz izlediği bahsedilen seyirden Güneş’in izlediği yol, aslında kendi gerçek hareket yörüngesi (yüzdüğü yörünge) değil; Dünya’nın kendi ekseninde dönmesi sebepli gözlenen bir yanılmadır. Ayrıca aynı hata Hz. İbrahim olayında da yapılmış. Allah Güneş’i hareket ettirerek doğudan getirmez. Yani kısaca gece ve gündüz döngüsü içerisinde getirilip götürülen veya hareket eden (yüzen) bir Güneş yoktur.
8) Necm(53)/45,46. Şüphesiz O iki eşi, erkeği ve dişiyi, (rahme) atıldığında az
bir sudan (meniden) yaratmıştır.
Tarık(86)/5,6,7. Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın.
Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı.
Bu su, bel ile kaburga kemikleri arasından çıkar.
Tıp biliminde erkek üreme hücresi olan spermin testislerde üretildiği bilinmektedir. Bel ile kaburga kemikleri arasından denerek eğer böbreklerden bahsedilmişse böbreklerden çıkan sadece idrardır. Zaten bel ile kaburga kemikleri arasından sperm üretilmez. Ve sperm insana dönüşmez; dönüşüme (bölünmeye) başlayıp insan haline gelen annedeki döllenmiş yumurtadır. Canlılarda sperm genetik materyalini aktararak sadece dölleyici görevi görür. Ayrıca günümüzde spermsiz yumurta döllenmesi yapılabildiği gibi doğada lezbiyen seks sonrasında spermsiz üreyen bir kırbaç kuyruklu çöl kertenkelesi türü de bulunmaktadır. (Kesin olmayan bir bilgiye göre; Orta Çağ’da bazı yerlerde tohumun toprağa atılınca çimlenmesi gibi spermin de, tohuma benzer olarak, rahme atıldığında gelişip bebeğe dönüştüğü sanılırmış).
9) Enbiya(21)/30. İnkar edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hala inanmayacaklar mı?
Günümüz bilimine göre Dünya ile gökler hiçbir zaman bitişik olmadı. Bigbang (büyük patlama) anından önce evren toplu iğne büyüklüğünde bir enerji topuydu. Maddesel değildi. Patlamadan sonra elektronların yavaşlayıp atom çekirdekleri (proton+nötron) çevresinde dönmesiyle maddenin yapı taşı olan atomlar, atomların birleşmesiyle de çeşitli gazlar ve toz bulutları, neticede de yıldızlar ve gezegenler oluştu. Böylece maddesel olan göklerle (tüm uzayla) yer (Dünya), bitişik olmadan, birbirinden bağımsız oluşmuş oldu. Hem tuhaf olan bunu, inkar edenler nasıl gözlemleyebilmişler.
10) Meryem(19)/27,28,29,30. Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!”
“Ey Harun’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.”
Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. “Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?” dediler.
Bebek şöyle konuştu: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Bana kitabı (İncil’i) verdi ve beni bir peygamber yaptı.”
Burada galiba Hz. Harun ve Hz. Musa’nın kardeşi olan Meryem ile Hz. İsa’nın annesi karıştırılmış. Çünkü Hz. Meryem’in Harun diye bir kardeşi yoktur.
11) Maide(5)/69. إِنَّ الَّذِينَ آمَنُواْ وَالَّذِينَ هَادُواْ وَالصَّابِؤُونَ وَالنَّصَارَى
مَنْ آمَنَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وعَمِلَ صَالِحًا فَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ
وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ
Yukarıdaki ayette gramer hatası bulunmaktaymış. “es-Sâbi’ûne” sözcüğü yanlış bir şekilde i’rab edilmiş. Ayrıca aynı kelimenin, diğer iki ayette ise aynı gramer ortamında doğru şekilde i’rab edildiği söylenmektedir. Bu ayetler de Bakara(2)/62 ve Hacc(22)/17′dir. Ayrıca Kuran’da başka birçok (10′dan fazla) açık dilbilgisi hatası olduğu söylenmektedir.
12) Bakara(2)/282. Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir.
Şahitlikte erkeksiz 2 kadın şahit bile yetmiyormuş. Şahitlikte illa bir erkeğin şart olduğu belirtilmiş gibi. Ayrıca İslami hukuka göre mirasta da orantısal olarak kadına 1, erkeğe 2 hisse düştüğü söylenir. Dolayısıyla bu bilgilerde kadın erkek eşitliği pek görülememektedir.
13) Naziat(79)/27,28,29,30,31. (Ey inkarcılar!) Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı? Onu Allah kurmuştur.
Onu yükseltmiş ve ona düzen ve âhenk vermiştir.
O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı.
Ardından yeri düzenleyip döşedi.
Ondan suyunu ve merasını çıkardı.
Bakara(2)/29. O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
Furkan(25)/59. Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a kurulan Rahmân’dır. Sen bunu haberdar olana sor!
Burada ilk 2 suredeki ifadeler çelişiyor gibi. Önce gök mü düzenlendi, yoksa yer mi. Bir ifadede önce gök, diğerinde ise önce yerin oluşturulduğu (düzenlendiği) söyleniyor. Ayrıca bilimsel olarak yukarıdaki ayetler doğru Dünya ve gök oluşumuna ışık tutmamaktadır. Oluşumda, ne 6 evreli (bölüm bölüm) ne de 6 günlü bir durum söz konusu değildir; milyonlarca ufak ufak değişim ve milyonlarca yıl söz konusudur.
14) Nahl(16)/101. Biz bir ayeti değiştirip yerine başka bir ayet getirdiğimiz zaman -ki Allah neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır, onların çoğu bilmezler.
Her şeyin en doğrusunu önceden bilen Allah, sonradan bazı ayetleri yenileriyle değişmiş; ama neden. Geçmişi ve geleceği bildiği halde neden gerek duymuş. Ve peygamberi de zor duruma sokmuş sanki. Yoksa Hz. Muhammet kendi belirlediği ayetleri, en uygun hale getirmek için sürekli düzenliyor muydu.
15) Talak(65)/4. Kadınlarınızdan adetten kesilmiş olanlarla, henüz adet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.
Surede boşanma hususları vardır. Bu ayette ise bazı bekleme sürelerinden sonra ayrılınabileceği belirtiliyor. Burada ilginç olan nokta ise, ergenlik çağına erişmemiş (henüz adet görmemiş) çocuk kızlarla da evlenilebileceği ve boşanılabileceğidir. Ayrıca bu şekilde evlenenler gayet doğal karşılanmış.
16) Ahzab(33)/50. Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık.
Burada ganimet diye bahsedilen savaşta esir düşmüş kadınlardır. Bu kişiler ganimet olarak sayılıyor.
7 notes
·
View notes
Text
35- Yer ve gök kaç günde yaratılmıştır?
6 günde : (Araf-54) (Yunus-3) (Hud-7) (Furkan-59)
8 günde : (Füssilet/ 9-12)
36- Kölelik evrensel mi?
Nahl-75. Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olurlar mı? Doğrusu hamd Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
Kur’an’daki ayetler evrensel ise; İnsanlar arasında ayrım, köleliğin kaldırılmamış olması yanlış değil midir? Bu durumda kölelik kıyamete kadar meşrulaştırılmış olmuyor mu?
37- Kur’an’da neden sadece İsrail’e gönderilen peygamberler var?
Kur’an’da bildirilen peygamberlerin nerdeyse tamamının Yahudi olması, her kavme peygamber gönderildiği belirtilmesine rağmen başka milletlerden tek örneğin olmaması nasıl açıklanabilir?
38- Musevilere “Yahudi” denmesi:
Enam-146. Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık.
Kur’an’da Musevilerden Yahudi diye bahsediliyor. Halbuki o dönemde Yahudi olduğu halde Hristiyan olanlar çok. Madem ki “Hristiyan” yani “İsacı” diyor, “Musevi” yani “Musacı” da denebilirdi. Bu genelleme yanlıştır. Günümüzde de Yahudi olanlar içinde ateisti, dinsizi, Hristiyanı, müslümanı, Budisti vardır.
Ayrıca bir millete bir gıdanın yasaklanıp, diğer milletlere serbest bırakılmasının mantığı olabilir mi?
Örneğin “Türklere balık yemeyi yasakladık” dense bu kabul edilebilir mi?
39- İnananlar Muhammed’in kulu mu?
Zümer-10. Kul ya ıbadillezıne amenütteku rabbeküm lillezıne ahsenu fı hazihid dünya haseneh ve erdullahi vasiah innema yüveffes sabirune ecrahüm bi ğayri hısab
Ayet, “De ki ey inanan kullarım” ile başlıyor.
De ki: ‘Ey iman eden kullarım, Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır. Allah’ın arz’ı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir.’
Muhammed, inananlara “kullarım” diye sesleniyor. Bazı meal tahrifatçıları bu hatayı kamufle edebilmek için mealin başın “Bizim adımıza de ki” ya da “tarafımdan söyle” gibi ilaveler yapmışlar. Halbuki Arapçasında bunlar yok. Bazıları da “Kullarım” değil, “kullar” olarak çevirmiş.
Eğer Kur’an’ı Allah gönderseydi ayette Allah’ın “de ki” demeyip direk kendisinin söylemesi gerekirdi. Ya da “İnanan kullarıma de ki” şeklinde olmalıydı.
Aynı ifadeyi Zümer-53′de de görmekteyiz:
Zümer-53. De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
40- “Günah Çıkarma” Kur’an’da da var!
Tevbe-102. Onlardan (Münafıklardan) bir kısmı ise, günahlarını itiraf ettiler. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
103. Onların mallarından, onları günahlarından arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlara huzur verecektir. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
41- Meleklerden peygamber olur mu?
Muhammed’e inanmayanlar ” Elçi olarak bize bir melek gelmesi gerekmez miydi” derler. Buna şu yanıt verilir:
İsra-95. De ki: “Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine), yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik.”
Mantıklı. Dünyada insanlar yaşadığına göre melekten peygamber olmaz.
Gel gelelim meğer öyle değilmiş. İsra-95′de melekten peygamber olamayacağı söylenirken;
Bakın aşağıdaki ayette ne diyor:
Hac-75. Allah, meleklerden ve insanlardan peygamberler seçmiştir; şüphe yok ki Allah, duyar, görür.
42- Cehennemde sadece ne yenir? Zakkum mu? Darı dikeni mi?
Duhan/ 42-43-44. Doğrusu (cehennemde) günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.
Gasiye suresi 6. ayeti öyle demez.
Leyse lehüm ta’amün illa min dariy’ın.
Onlar için darı dikeninden başka bir yiyecek yoktur.
Zakkum ağacı ile darı dikeni çok farklı bitkiler olduğuna göre ayetler arasında çelişki mevcuttur.
B- KUR’AN’DAKİ BİLİMSEL ÇELİŞKİLER
1- Tarık Suresi 7. ayet:
(Bu su- meni) Bel kemiği ile kaburgalar arasından çıkar.
Tıp, testislerden diyor.
2- Cennetin genişliği göklerle yer kadar mı?
Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır. (Âli İmran Suresi-133)
Yer’den kastedilen dünya gezegeni olduğuna göre, dünya da uzayda diğer gök cisimlerinden bir olduğuna göre “gök ile yer kadar” demek anlamsız bir ifadedir. Hatta bu ifadeden yerin altta, uzayın ise üstte algılandığı anlaşılmaktadır.
3- Dünyanın 4 günde, göklerin ise 2 günde yaratılmış olması: (Füssilet/11-12)
9. De ki: “Siz gerçekten yeri iki günde yaratanı inkar edip duracak mısınız? Birde O’na eşler mi koşuyorsunuz? O, bütün alemlerin Rabbidir.
10. Hem ona üstünden ağır baskılar (dağlar) yaptı, onda bereketler meydana getirdi ve onda azıklarını dört gün içinde araştıranlar için bir düzeyde takdir buyurdu.
11. Sonra göğe doğruldu da o bir duman iken ona ve yere: “İkiniz de ister istemez gelin!” dedi. İkisi de: “isteye isteye geldik.” dediler.
12. Böylece onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu ve her gökte (bulunan meleklere) işlerine ait emrini vahyetti. Dünya gökyüzünü kandillerle donattık ve koruduk, işte bu, hep o çok güçlü ve herşeyi bilenin takdiridir.
4- Yerin göklerden önce yaratılmış-düzenlenmiş olması: Füssilet/10-12
5- Miras dağıtımındaki avl yöntemi gerektiren matematik hatası. (Nisa/10-12)
KUR’AN’DA MATEMATİK HATASI
6- Güneşin kara çamurlu bir suya batması.
Sonunda güneşin battığı (mağrib) yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta (Garabe) buldu, yanında bir kavim gördü. (Kehf Suresi-86)
Ayetten; dünyayı göğün altında uçsuz bucaksız bir yer olarak gören ve göz yanılmasından dolayı güneşin dünyanın batısında bir çamur gözesine battığını sanan bir yanlış bilgiye sahip olunduğu anlaşılmaktadır.
7- Ortadoğuda yetişen Hurma, üzüm gibi meyvalardan bahsedilip batıda yetişenlerden hiç bahsedilmemesi.
8- Kalbin beyin fonksiyonlarına sahip gösterilmesi.
Duygular, düşünceler, inançlar kalbin mi beynin mi fonksiyonları? Bakara/97-260-283, Kehf-28, Şuara-195
9- Ay’ın yarılması:
Kamer-1. Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.
10- Gök gürültüsü, şimşek ve yıldırımın Allah’ın insanları korkutma ve cezalandırma aracı olduğu:
Rad/12-13. O, korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir, yağmur yüklü bulutları meydana getirendir.
Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır.
11- Her canlının çift yaratıldığı:
Zariyat-49. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.
Her canlı çift değildir. Bakteriler, virüsler bölünerek çoğalırlar.
12- Rahman-14. Allah insanı, pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı:
Halbuki benzer bir hayvanın dna’sı üzerinde yapacağı değişiklikle insanı yaratması daha bilimsel olmaz mıydı?
13- Kısasa Kısas:
Bakara-178. Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir.
Kısas’ın çağdaş hukukta geçerliliği olabilir mi?
Bu ayetle Kur’an’ın evrenselliğinden bahsedilebilir mi?
14- Denizin yarılması, ölünün diriltilmesi gibi bilim dışı sözde mucizeler.
15- Hayvanların 8 çift olması:
Zümer-6. Sizi bir tek nefisten yaratmış, sonra ondan eşini varetmiştir; sizin için hayvanlardan sekiz çift meydana getirmiştir; sizi annelerinizin karınlarında üç türlü karanlık içinde, yaratılıştan yaratılışa geçirerek yaratmıştır; işte bu Rabbiniz olan Allah’tır. Hükümranlık O’nundur, O’ndan başka tanrı yoktur. Öyleyken nasıl olur da O’nu bırakıp başkasına yönelirsiniz?
Sekiz çift hayvan az değil mi? Hangileri acaba? At, eşek, deve, koyun, keçi, öküz-inek, tavuk-horoz, hindi, ördek, tavşan, kuş, balık, kedi, köpek, balarısı…
Aşağıdaki ayetlerde açıklanıyor hangileri olduğu:
Enam-143. Sekiz çift yarattı: Bir çift koyun, bir çift keçi. (…)
Enam-144. Deveden bir çift sığırdan da. (…)
16- Yıldızların şeytanlar için atış tanesi olduğu:
Mülk-5. Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.
Kandille kastedilen yıldız. Ama sanki yıldızın ne olduğu bilinmiyor. Boyutları küçük sanılıyor. Güneş ile yıldızlar farklı düşünülüyor. Koca yıldız, belki de dünyanın 30-40 misli büyüklüğünde, ama ayette şeytanlara atış tanesi olarak yapıldığını söylüyor.
17- Savaşçı Melekler:
Al’i İmran/124-125. İnananlara: “Rabbinizin size gönderilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmeyecek mi?” diyordun. Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar de hemen üzerinize gelirlerse Rabbiniz size, nişanlı beş bin melekle yardım edecektir.
Savaşta müslümanlara melek ordusuyla destek veriliyormuş. Bugünlerde çok ihtiyaç var bu melek ordusuna ama Allah’tan tık yok, umursamıyor sanki..
Melek ordusu bilimdışı değil mi? Allah onun yerine müslümanları güçlü kılmış olsa daha doğru olmaz mı?
165. (Bedir de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musibet, (Uhud’da) kendi başınıza geldiği için mi “Bu nasıl oluyor!” dediniz? De ki: O, kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah’ın her şeye gücü yeter.
Galip gelinen savaşta melekler var, mağlup olunanda neden yardımcı olmamışlar acaba?
Galibiyet meleklerden, mağlubiyet insanların hatasından mı?
18- Ay’ın nur olduğu:
Yunus-5. O’dur ki Güneş’i bir ışık yaptı. Ay’ı da bir nûr kılıp, ona birtakım konaklar tayin etti ki yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz.
Ay’ın bir nur olmadığı sadece geceleri güneşten aldığı ışığı yansıttığı biliniyor.
19- Bir gecenin bir ömre bedel olması:
Kadir-3. Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır!
Sadece bir gece, bin aydan yani yaklaşık bir ömürden nasıl daha hayırlı olabilir?
20- Tatlı suda inci ve mercan yetiştiği:
Rahman suresi 19-22 ayetleri ile Furkan suresi 53. ayetinde geçen iki denizin birbirine salındığı-karıştırıldığı ama aralarında bir engel olduğunu yazan ayetlerde denizlerden birinin suyunun içilebilen tatlı su olduğu, diğerinin acı ve tuzlu su olduğu yazılıdır. Rahman-22′de her ikisinde de inci ve mercan yetiştirildiğini yazar. Halbuki tatlı suda inci ve mercan yetişmez. Suni olarak inci yetiştirilse bile mercan hiç yetişmez.
C- KUR’AN İLE TEVRAT ARASINDAKİ ÇELİŞKİLER
1- İbrahim’in babasının adı; Tevrat’a göre Tarah, Kur’an’a göre Azer.
2- İbrahim’in kurban etmek istediği oğlu; Tevrat’a göre İshak, Kur’an’a göre İsmail.
3- İsmail Tevrat’a göre peygamber değil, Kur’an’a gore peygamber.
4- Süleyman; Tevrat’a göre kral, Kur’ana göre peygamber.
5- Davud; Tevrat’a göre kral, Kur’ana göre peygamber.
6- Cennette Havva’yı aldatan Tevrat’ta yılan, Kur’an’da şeytan.
7- Tufan Tevrat’a göre tüm dünyaya, Kur’ana göre sadece Nuh’un kavmine.
8- Nuh’un gemisi; Tevrat’a göre Ararat dağına, Kur’an’a göre Cudi dağına.
9- Haman; Tevrat’ta Pers kralının yardımcısı, Kur’ana göre firavunun taş ustası.
10- Tanrının adı; Tevrat’ta YHWH, Kur’an’da Allah.
11- Tevrat’a göre insan, tanrının suretinde yaratılmıştır. Yani tanrı, insanın en mükemmel halidir. Ama Kur’an’a göre Allah’ın eşi-benzeri yoktur.
12- Putlara tapmadığı için ateşe atılan; Tevrat’ta 3 Yahudi, Kur’an’da İbrahim.
13- İmran; Tevrat’a göre Musa’nın babası, Kur’an’a göre İsa’nın dedesi.
14- Savaşa giderken, dizlerinin üzerine çökerek su içen askerlerin komutanı Tevrat’a göre Gideon, Kur’an’a göre Talut.
15- Deve eti Tevrat’ta haram, Kur’an’da helal.
Yahudiler Muhammed’e gelip;
” Sen İbrahim’in tevhid dinini getirdiğini söylüyorsun ama o senin gibi deve eti yemezdi, çünkü haramdı.” derler.
Bunun üzerine gelen ayette şöyle der:
Ali İmran-93. Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Yakub’un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun.”
Tevrat’ı okuduğumuzda devenin yasak edilmiş olduğunu görmekteyiz:
Levililer/ 11:4-24. Ancak geviş getiren ve çatal tırnaklı olan hayvanlardan etini yememeniz gerekenler şunlardır: Deve geviş getirir, ama çatal tırnaklı değildir. Sizin için kirli sayılır.
Bu durumda deve daha sonra temiz ve eti yenebilir hale evrimleştirilip mi helal kılınmıştır?
Yoksa zaten temiz ve helaldi de Tevrat mı tahrif edilmiştir?
Sebebi Kur’an’da belirtilir:
Enam-146. Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine karışanlar dışındaki içyağlarını (yine) onlara haram kıldık. İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz.
Dünya halklarından sadece Yahudilere konan bir yasakmış!!
D- KUR’AN İLE İNCİL ARASINDAKİ ÇELİŞKİLER
1- İsa bebekken, İncil’e göre mucize göstermemiş, Kur’an’a göre göstermiştir. Konuşmuş ve peygamber olduğunu söylemiştir.
2- İsa, İncil’e göre çarmıha gerilmiştir. Kur’an’a göre çarmıha gerilen İsa değil, İsa’ya benzeyen başka biridir.
3- Kur’an’a göre İncil’de Ahmet’den bahseder, İncil’de Ahmet ismi geçmez.
4- Şeytan, İncil’e göre melek, Kur’an’a göre cindir.
5- Şeytan, İncil’e göre Tanrı ile aynı mertebeye ulaşmak istediği için, Kur’an’a göre ise Adem’e secde etmediği için lanetlenmiştir.
6- İncil’e göre iyilikler Tanrıdan kötülük şeytandan, Kur’an’a göre hayır da şer de Allah’tandır.
7- İncil’de bir aziz olarak geçen Yahya’nın babası Zekeriya, Kur’an’da peygamber olarak geçer. Buna karşın Tevrat’taki Zekeriya peygamberden hiç bahsedilmez.
Yani Kur’an’da Meryem’ler karıştırıldığı gibi, Zekeriya’lar da karıştırılmıştır.
1 note
·
View note
Text
A- Kur’an’ın Kendi İçindeki Dinî Çelişkiler:
1- Hesap gününde Allah’tan başkası şefaat
edebilir mi?
Edemez / Bakara-48: Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun.
Edebilir / Meryem-87: Rahman’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.
Edebilir diyen diğer Ayetler: Enam-51, İnfitar/ 18-19
Edemez diyen diğer ayetler: Bakara-123, Zuhruf-86, Secde-4
2- Kötülük Allah’tan mı gelir?
Nisa -78: Nerede olursaniz olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir. Onlara bir iyilik gelirse: “Bu Allah’tandır” derler, bir kötülüğe uğrarlarsa “Bu, senin tarafındandır” derler. De ki: “Hepsi Allah’tandır”. Bunlara ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar?
Nisa-79: Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahid olarak Allah yeter.
3- Müslüman olmayanlar cennete gidebilir mi?
Gidebilir/ Bakara-62: Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah’a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku ve üzüntü yoktur. (Ayrıca Maide-69 )
Gidemez/ Ali İmran-85: Kim İslam’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. (Ayrıca tevbe-30)
4- Cennetin genişliği ne kadardır?
Göklerle yer kadar/ Ali İmran -133: Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.
Gökle yer kadar/ Hadid-21: Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah’a ve Resulüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.
5- İlk müslüman kimdir?
Enam-163′e göre Muhammed.
Araf-143′e göre Musa.
Ali İmran-67′ye göre İbrahim.
6- Kur’an’daki Gaflar: (Allah’a ait olmadığı açık olan Ayetler.)
Hud-2: Allah’dan başkasına kulluk etmeyin. Ben size O’nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim.
Şura-10: Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir. İşte bu, Rabbim Allah’tır. Yalnız O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yöneliyorum.
Tevbe-30: Yahudiler, “Uzeyir Allah’ın oğlu” dediler, Hıristiyanlar da “Mesih Allah’ın oğlu”, dediler. Bu onların kendi ağızlarıyla uydurdukları sözlerdir. Daha önce inkara sapmış olanların sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da saptırıyorlar!
Zariyat-51: Allah ile beraber başka bir tanrı edinmeyin. Zira ben size O’nun tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.
En’am-104: Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır.Ben başınızda bekçi değilim.
En’am-114: Allah’tan başka bir hakem mi arayayım ki size, her muhtaç olduğunuz şeyi bildirip açıklayan kitabı, o indirmiştir. Kendilerine kitap verilenler de bilirler ki o, senin Rabbin tarafından gerçek olarak indirilmiş bir kitaptır; artık şüphe edenlerden olma.
Bu ayetlerden Kur’an’ı yazanın Muhammed olduğu açıkça belli oluyor. Hitap eden Allah değil, Muhammed. Belli ki gaf yapmış, “De ki” ekini unutmuş.
7- İblis melek midir, cin midir?
Bakara-34′e göre melek, Kehf-50′ye göre ise cindir.
Bakara-34: Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.
Kehf-50: Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!
8- İslam’da Vasiyet geçerli midir?
Bakara-180′de ölümü yaklaşanlar için vasiyet etmek şart koşulmuşken, Nisa/ 11-12 ayetleriyle vasiyetin bir hükmü
kalmamış, miras taksimi zorunlu kılınmıştır.
Bakara-180: Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı.
Ayete ilaveten, Muhammed’in Veda Hutbesinde şöyle dediği yazılıdır:
“Mirasçı için ayrıca vasiyet etmeye gerek yoktur.”
9- Allah’ın katına olan mesafe-zaman çelişkisi:
Secde 5: Allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde O’nun nezdine çıkar.
Mearic 4: Melekler ve Rûh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar.
Bu çelişkiye bir de Allah katındaki zaman çelişkisini ekleyelim:
Hac-47: Senden çabucak azabı getirmeni istiyorlar. Allah, asla vaadinden caymaz. Doğrusu Rabbının katında bir gün; saydıklarınızdan bin yıl gibidir.
10- Allah her şeyi bilir mi?
Gaybı bilen yalnızca Allah’tır” ayetlerine rağmen Enfal/ 65-66 da Allah’ın bir müslümanın kaç düşmana bedel olduğunu ancak savaştan sonra bilebildiği anlaşılıyor.
Enfal-65: Ey Peygamber! Müminleri cihada teşvik eyle. Eğer sizden sabredecek yirmi kişi olursa ikiyüze galip gelirler ve eğer sizden yüz kişi olursa kafirlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar hakkı ve akıbeti düşünmeyen anlayışsız bir kavimdirler.
Enfal-66: Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. O halde sizden sabredecek yüz kişi olursa ikiyüz düşmana galip gelirler, sizden bin kişi olursa Allah’ın izniyle ikibin düşmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.
11- Evlilikte Peygambere tanınan ayrıcalık:
Ahzap-50: Ey peygamber! Biz bilhassa sana şunları helal kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak ihsan buyurduklarından sahip olduğun cariyeleri, amcalarının kızlarından, halalarının kızlarından, dayılarının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mümin bir kadın kendini peygambere hibe ederse, peygamber nikah etmek istediği takdirde, onu başka müminlere değil de sadece sana mahsus olmak üzere helal kıldık. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar sana hiçbir darlık olmaması içindir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
12- Allah ve melekleri, Muhammed’e salat eder mi?
Ahzap-56: “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salat ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin, selam edin.” ayetinde Allah’ın peygambere salat ettiği ifadesi büyük çelişkidir. (Salat = Namaz, dua)
Bu ayetteki salat’ın namaz anlamına gelmediğini, destek anlamı taşıdığını öne sürenler de vardır. Bu da apaçık olduğu söylenen ayetler üzerinde bırakın sıradan insanları, İslam alimlerinin dahi anlaşamadığını gösterir.
13- Allah gönderdiği kanunları, hükümleri değiştirir mi?
Bakara-106: “Herhangi bir Ayet’in hukmunu yururlukten kaldirir veya unutturursak, onun yerine daha hayirlisini veya benzerini getiririz. Allah’in herseye gucunun yettigini bilmezmisin? “
Hac-52: Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Nahl-101: Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır, onların çoğu bilmezler.
Rad-39: Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O’nun yanındadır.
Aşağıdaki ayetlerde ise farklı söylenir;
Fatır-43: “… Hayır! sen Allah’ın kanununda değişiklik bulamazsın. Sen Allah’ın kanununda asla bir döneklik bulamazsın. “
Feth-23: “… Allah kanununda hiçbir degişiklik bulamazsınız. “
14- Tanrı’nın kitabı düzensiz, karmaşık olabilir mi?
Kur’an’ın genelinde konu karmaşası ve uyumsuzluk vardır. Bir konudan bir başka konuya atlanır. Örneğin Bakara suresinde boşanma konusu işlenirken aniden namaz kılma ve usülleri anlatılmaya başlanır. Ardından tekrar hukuk konularına dönülür.
(Bakara/ 237-238-239)
Birçok surede aynı anlatımlar tekrarlanır. Bu durum Kur’an ayetlerinin karışık ve düzensiz toplandığını gösterir ki Allah’ın koruması altında olan bir kitabın böyle düzensiz olması bir çelişkidir.
15- Edison, Einstein, Ebu Talip vb. ebedi cehennemlik mi?
Ali İmran-115: Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir.
Bakara-217: Sizden kim dininden döner de kafir olarak ölürse öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.
Tevbe-17: Allah’a ortak koşanların, inkarlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken, Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedi kalacaklardır.
Müslümanların yaptığı zerre kadar işler karşılıksız kalmayacakken, inanmayanların bütün amelleri boşa gidecek ve sonsuza kadar cehennemde işkence görecekmiş. Tanrı böyle haksızlık yapar mı?
16- Şüphesi, çelişkisi olanın soru sorması yasak!
Maide-101: Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. (Halbuki) Allah onları bağışlamıştır. Allah çok bağışlayandır, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
Maide-102: Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kafir oldu.
Allah’ın soru sorma yasağı koyması kadar saçma bir hareket olabilir mi? Böyle bir saçmalığı, sorular karşısında kendine güvenemeyen insan yapar.
17- Kur’an apaçık anlaşılır bir kitap mı?
Şuara-195′te Muhammed, “uyarıcılardan olabilsin diye” Kur’an’ın “apaçık bir dille” indirildiği; Zuhruf/ 2-3 ‘te daha açık olarak, ” Apaçık Kitaba yemin olsun ki şüphesiz biz O’nun düşünüp anlayasınız diye ” indirildiği;
Fussilet-44′te Kur’an ayetlerinin uzun açıklamalı olmadığı;
Yusuf-12′de Kur’an’ın, herkesçe “okunup anlaşılması için” indirildiği; Duhan-58‘de, herkese öğüt alsınlar diye kolaylaştırıldığı söylenir.
Ancak Kur’an anlaşılmaz bir yığın ayetle ve kavramla doludur. Anlaşılabilmesi için eski Kureyş Arapçasının, hadislerin, peygamberin ayrıntılı hayatının, dönem tarihinin iyi bilinmesi gerekir. Orucun kaç gün olduğu, namazın kaç vakit olduğu bile açıkça belirtilmemiştir.
18- Kıble, İslam’ın ilk yıllarında neden Kudüs’tü?
Müslümanlar kıble olarak önce Kudüs’ü sonra Kabeyi seçmişlerdir.
Bu durum Bakara/ 142-145 ayetlerinde açıklanır.
Bakara-142: İnsanlardan bazı beyinsizler; «Onları daha önce yöneldikleri kıbleden çeviren sebep nedir?» diyecekler. De ki; «Doğu da Batı da Allah’ındır. O dilediğini doğru yola iletir.»
Kıble değişikliği bir çelişkidir ve Yahudilerle yaşanan çekişme neticesinde çıkmıştır.
Halbuki madem önceki toplumların ve peygamberlerin de namaz kıldığı iddia edilir, öyleyse onların kıblesi neyse yine o olmalı ve hiçbir şartta değişmemeliydi.
19- Ganimetlerin tamamı mı yoksa 1/5′i mi?
Enfal-1’de “ganimetler Allah’ın ve peygamberindir” denirken,
Enfal-41′de “ganimetlerin beşte biri Allah’ın ve peygamberindir” denir.
Enfal-1: (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler, Allah’a ve Resûlüne aittir. O hâlde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.”
Enfal-41: Şunu da biliniz ki, ganimet olarak aldığınız her hangi bir şeyden beşte biri mutlaka Allah içindir. (…)
20- Peygamberler eşit mi yoksa üstün olanı var mı?
Bakara-285‘te Peygamberler arasında fark olmadığı söylenirken, aynı surenin 253. ayetinde; “İşte bu peygamberlerin bir kısmını diğerlerine üstün kıldık..” denir.
Bakara-285: Peygamber de, iman edenler de O’na indirilene inandı. Hepsi de Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman etti. “O’nun peygamberlerinden hiçbirinin arasında fark görmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Affını dileriz ey Rabbimiz, Dönüş sana’dır” dediler.
Bakara-253: İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. (…)
21- Kur’an Mekke ve çevresine mi yoksa tüm insanlara mı?
Enam-92: Bu da kendisinden öncekileri doğrulayan mübarek bir kitaptır ki, beldelerin anası (Mekke) ile onun çevresindekileri uyarman için indirdik. Âhirete inananlar, ona da inanırlar; onlar, namazlarına da dikkatle devam ederler.
Kalem-52: Oysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir.
22- Cehennemde kapışma?!
Alak/ 15-18. And olsun ki onu perçeminden, yalancı ve günahkar perçeminden cehenneme sürükleriz. O zaman taraftarlarını çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız.
Ayet, Ebu Cehil için söylenmiş. Güçsüz bir insanın “Allah benden yana” demesine benziyor. Yani insan sözü.
23- Hitap çelişkisi: ( Ben, Biz, O, Allah)
Kur’an’da ayetlerin çoğunda Allah 3. şahıs, bazılarında 1.şahıstır. Kimi ayetlerde çoğul “biz” ifadesi, kimilerinde ise tekil ifade mevcuttur. Örneğin Hac/ 34-35 de şahıs zamirinde tam 6 kez değişiklik yapılır. Allah’tan hitap bir kitapta hep aynı zamir kullanılmalıydı.
24- Bu ayette melekler mi konuşuyor?
Zuhruf-11′de de ilginç bir kurgu vardır:
“O suyu gökten bir ölçüye göre indirir. Biz onunla ölü memleketi diriltiriz”.
Suyu indiren Allahsa, ölü memleketi dirilten kim?
Kur’an’ı Allah gönderdiyse bu “biz” diyen kimler?
25- Allah mı şair? Muhammed mi?
79 ayetlik Rahman suresinin 31 ayeti aynıdır. ” Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz” ayeti sürekli tekrarlanmıştır. Benzer tekrarlara başka surelerde de rastlanır. Bu acaba Muhammed’in mi yoksa Allah’ın mı edebi özelliği, keyfiyetidir?
26- Kıyametin saatini Allah bilmiyor mu?
Füssilet-47: Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi ona (Allah’a) havale edilir.
Anlaşılan melekler Allah’tan daha iyi biliyor herşeyi.
27- Allah kimin neye taptığını bilmiyor mu?
Sebe-40: O gün Allah, onların hepsini toplayacak; sonra meleklere: Size tapanlar bunlar mıydı? diyecek.
41. (Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu.”
28- Allah insan gibi yemin eder mi?
Naziat suresi de şöyle başlar: “(1) Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun, (2) Canları kolaylıkla alanlara and olsun, (3) Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun, (4-5) Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun “.
Ayrıca Kur’an Allah’ın yeminleri ile doludur. Arapların çok yemin ettiği özelliği bilinir de Allah’ın bu kadar çok yemin etmesi anlaşılmaz. Yoksa bu yeminler Muhammed’in yeminleri midir?
29- Allah küfreder mi?
Enam-108′de “Allah’tan başkasına tapanlara sövmeyin; sonra onlar da bilmeyerek Allah’a söverler.” denmesine rağmen;
Bakara-171, Araf-179, Furkan-44, Tevbe-28, Bakara-65, Maide-60, Cuma-5, Araf-176 da farklı inançlardakilere hayvan, eşek, köpek, domuz, pislik, maymun diye sövülmüştür.
30- Büyüyünce hayırsız evlat olacağı sanılan çocuğun öldürülmesi:
Kehf-80: ” Oğlana gelince, onun ana-babası mümin kimselerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkara sürüklemesinden korktuk.”
Hiçbir suçu olmayan bir çocuğu, ilerde anne-babasına karşı kötü davranma ihtimali nedeniyle öldürmek ne derece haklı bir gerekçedir?
Sanki bütün hayırlı anne-babaların hayırsız çocukları öldürülüyormuş gibi aktarılan bu maval doğru mudur?
31- Muhammed’in onca eşine ilaveten evlatlığının eşiyle evlenmesi:
Ahzap-37′ de hoşlandığı evlatlığının karısı Zeynep’le evlenebilmesi için, ahlaki bir adet olan evlatlığın öz evlat gibi görülmesi kuralının kaldırılması etik açıdan yanlış değil midir?
32- Allah’ın velisi var mı yok mu?
İsra-111. Ve de ki: “Övgü, Allah’adır. O çocuk edinmemiştir, yönetimde ortağı ve zillettten ötürü de bir veliside yoktur.” O’nu alabildiğine Yücelt.
Yunus-62. Uyan! Allah velilerine ne korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar!
33- Yaratan mı? Yaratanlar mı?
İhlas-1. De ki; O Allah bir tektir.
Saffat-125. Yaratanların en iyisini bırakıp da Ba’l’e mi taparsınız?
Yaratanların en iyisi Allah’sa diğer yaratanlar kim?
34- Allah yardıma muhtaç mıdır?
İhlas-2. Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O’na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir )
Muhammed-7. Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz O da size yardım eder, ayaklarınızı kaydırmaz.
4 notes
·
View notes