Text

Sadece bir trene binmek ve varılmayacak bir yere seyehat yapmak istiyorum.
Bir kitap, biraz müzik ve sıcak bir kahve ile.
Herkesten ve her şeyden uzak.
Sessiz ve sakince.
6 notes
·
View notes
Text
"Bazen hayatta öyle insanlarla karşılaşırız ki, daha önce hiç tanışmamış ve tek bir kelime konuşmamış olsak bile daha ilk görüşte onu yakından tanıma isteği duyarız."
Suç ve Ceza, Fyodor M. Dostoyevski
17 notes
·
View notes
Text
"Lütfen gitme" diye düşündü Ege.
"Lütfen gitmeme izin verme" diye düşündü İzmir.
Ama ikisi de sustu.
İzmir gitti, Ege kaldı..
347 notes
·
View notes
Text

Kendimi kaybediyorum her gün biraz daha, kendimi hiç bulamamışken.
2 notes
·
View notes
Text
"Bazıları sevince, devamlı etrafında olmak ister. Onu durmadan görmek, onunla durmadan konuşmak, durmadan onunla olmak.
Bazıları ise kaçar, çünkü bazen kabullenemez, bazen yan yana olmak ayrı olmaktan daha zordur.
Konuşamaz, dokunamaz, görmek ister ama görmemek için uğraşır, aşkı daha çok onunla değil, onsuzken kendi başına yaşar. Bu korkaklık değil aslında, bilinmeyeni bünyeden atma isteği, iyileşme arzusu.
İnsan hasta olunca, bünyesi otomatik olarak onu iyileştirmek için çalışmaya başlar. Aşk da biraz hastalıktır, bazı insanların bünyesi onu hastalık gibi algılar ve dışarı atmaya çalışır.
O yüzden bazıları hep yan yana durmaya çalışırken, bazıları için ayrılık en büyük kavuşmadır."
İhtilal, Binnur Nigiz
2 notes
·
View notes
Text

Onlara yerde gül olduğunu söylüyorum. Bana, ne var bunda diyorlar?
Onlara birinin yere gülü attığını tekrar söylüyorum. Bana yine aynı cevabı veriyorlar.
Görmüyor musunuz diyorum, birinin umutları kırılmış, biri terk edilmiş, biri terk etmiş, biri yere gül atmış ama iki kişinin kalbi elinde kalmış.
Belki bir vazgeçiş, bir pes ediliş, bir kaybetmişlik yaşanılmış.
Bir yaşanmışlığın sonu gelmiş, belki hiç yaşanılmadan belki de herkesten çok yaşanılarak.
2 notes
·
View notes
Text

Acılarımı kelimelere dönüştürüyorum ve üflüyorum onlara, en uzaklara gitmeleri için.
Son nefesimi verir gibi, ölüme fısıldayan biri gibi bakıyorum arkalarından.
Çünkü biliyorum bir parçamı ölüme uğruyorum aslında sessiz sedasız, herkes uyurken herhangi bir gece.
2 notes
·
View notes
Text
Amaçsızca oturuyorum.
Duvarı ya da tavanı, belki de kendi elimi izliyorum.
Ve onlar bazı şeyleri hatırlatıyor bana.
Fısıldıyorum kendi kendime, çok şükür diyorum, bitti her şey. Ama biliyorum bir parçam o anlarda.
Bir korku baş gösteriyor, o anları tekrar yaşamaktan çok korkuyorum.
Gözlerimi kapatıyorum ve Allah' a teşekkür ediyorum, o günleri atlatabildiğim için ve yalvarıyorum bir daha o günleri yaşamamak için.
Kendi elimi yine kendim okşuyorum sakinleşmek için ama bu sefer elime damlayan gözyaşları olmadan.
2 notes
·
View notes
Text
Yağmur yağıyor, bunu herkes görüyor ama kimse hissedemiyor yağmurun getirdiklerini.
Herkesi bir telaş sarıyor, herkes kaçıyor yağmurdan.Kimileri şemsiyesini açıyor, kimileri bir dükkanın içine sığınıyor. Bir şekilde yağmurdan kaçıyorlar.
Yağmurdan kaçılır mı hiç?
Kaçtıkları hissetmekten korktukları duygulardır. Hasta olursun derler, bir yağmur nasıl hasta eder insanı Pandora? Bunu kimse sorgulamıyor.
Hasta eder çünkü yağmur geçmişin pişmanlıklarını, geleceğin kaygısını ve şimdinin yaşayamamışlıkları çarpar insana. Ondandır böyle derler.
Eğer yüzümüze çarpılacaksa bir şeyler varsın üstümüze üstümüze yağsın yağmur, varsın hasta olalım.
Çünkü Pandora yaşama kaygısıdır aslında bizi ayakta tutan.
Yağmur bahanedir hissetmek isteyene.
Gözyaşları bir simgedir çıkmaz sokaklarımızın.
Hissetmek yaşamaktır Pandora, hissetmek insanlıktır.
Ve eğer bir gün şemsiyemi bir silah gibi doğrultursam yağmura, anlayın ki kaybetmişimdir benliğimi, yaşama sevincimi, umutlarımı.
Kaybetmişimdir her şeyimi.
Bulunmaya ihtiyacım vardır.
Belki senin tarafındandır bu bulunma ihtiyacım Pandora. İmkansız olduğunu bile bile.
2 notes
·
View notes