saglik-bilgileri-org-blog
saglik-bilgileri-org-blog
Sağlık Bilgileri
103 posts
Don't wanna be here? Send us removal request.
saglik-bilgileri-org-blog · 7 years ago
Text
Klamidya enfeksiyonu ve tedavisi
Tumblr media
Klamidya enfeksiyonu,klamidya enfeksiyonu bitkisel tedavi,klamidya kendiliginden geçer mi Klamidya enfeksiyonu chlamydia trachomatis adı verilen bir bakterinin sorumlu olduğu bir hastalıktır ve özellikle gelişmiş ülkelerde cinsel yolla bulaşabilen hastalıkların en sık görülenidir. A.B.D.'de her yıl 5 milyon yeni klamidya vakası görülmektedir ve maalesef bu kadınların %40'ından fazlası hasta olduğunun farkında değildir. Çoğu zaman enfeksiyon herhangi bir belirti vermez ve başka bir nedenden dolayı doktor kontrolüne gidene kadar fark edilmez. Problemin erken dönemde fark edilebilmesi için yılda bir ya da tercihan 6 ayda bir doktor kontrolü ve tarama testlerinin yapılması şarttır. Bu özellikle genç kadınlarda ve birden fazla partneri olan 35 yaş üstü kadınlarda önemlidir.
Tumblr media
Klamidya enfeksiyonu Klamidya enfeksiyonu Belirtileri Genelde belirti vermemesine rağmen bazı kadınlarda hafif sarımsı akıntı, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, vajinal bölgede yanma ve kaşınma, kızarıklık, şişlik, dış genital organlarda yaralar, ilişki esnasında ağrı ve anormal kanama gibi kalmidya enfeksiyonuna özgü olmayan nonspesifik tabir edilen belirtiler olur. Erkeklerde ise en sık bulgu penisden olan akıntı ve idrar yaparken olan yanmadır. Klamidya enfeksiyonu teşhisi Tanı hastanın öyküsü ve muayene esnasında alınan servikal doku örneğinin laboratuvarda incelenmesi ile konur. Bu masraflı bir teknik olmasına ve heryerde yapılamamasına rağmen en etkili teşhis yöntemidir. Klamidyayı saptayacak ve tarama testi olarak kullanılabilecek idrar analiz teknikleri geliştirmek amacı ile çalışmalar sürdürülmektedir. Klamidya saptandığında kişinin son 1 hafta içinde ilişkide bulunduğu bireyler de taranmalıdır. Tedavi edilmediği taktirde klamidya enfeksiyonununen ciddi sonucu infertilitedir. Pek çok kadında pelvik iltihabi hastalığın etken faktörü klamidyadır ve vücuda girdikten uzun yıllar sonra bu tabloya neden olabilir. Klamidya enfeksiyonu karın boşluğu içerisinde yapışıklıklara neden olur ve uzun dönemde çocuk sahibi olmada güçlükler meydana gelebilir.Enfeksiyon varlığından habersiz olan gebe kadınları bekleyen en büyük tehlike ise erken doğum riski ve bundan çok daha önemlisi doğum esnasında mikroorganizmayı bebeğe bulaştırmaktır. Klamidya bebeklerde göz iltihaplarına neden olur. Trahom adı verilen bu hastalık körlükle dahi sonuçlanabilir. Ayrıca yenidoğanlardaki diğer bir tehlike de klamidya zaatürresidir. Bu nedenle gebe olan her kadında klamidya taraması iddeal olarak yapılmalıdır. Klamidya enfeksiyonu nasil Önlenir Klamidya enfeksiyonundan korunmanın en etkili yolu diğer bütün cinsel yolla bulaşan hastalıklarda olduğu gibi (uzun süreli tek eşli bir ilişki yok ise) kondom kullanmaktır. Bunun dışında yıkanırken akan suyla yıkanmak yani duş yapmak, vajina içini su ile yıkamamak, sentetik iç çamaşır yerine pamuklu olanları tercih etmek, çok dar pantolon giymemek gibi basit kurallara dikkat etmek tüm vajinal enfeksiyonlardan korunmada olduğu gibi klamidyadan da korunmada etkilidir. En az yılda bir herhangi bir yakınma olmasa bile kontrole gitmek de genel sağlık bilgileri açısından önemlidir. Klamidya enfeksiyonu Tedavisi Klamidyanın tedavisi antibiyotikler ile olur.Yapılan araştırmalar sonucu Amerikan Hastalık Kontrol ve Öneme Dairesi klamidya enfeksiyonları için standart protokoller önermiştir. Bu tedaviler ile klamidya herhangi bir zarar yaratmadan tedavi edilebilir. Klamidya ile gonore (bel soğuklu) genelde birarada bulunduğundan bu hastalıklardan bir teşhis edildiğinde diğerine yönelik tetkik ve tedaviler de mutlaka yapılmalıdır. Read the full article
0 notes
saglik-bilgileri-org-blog · 7 years ago
Text
Banti Sendromu
Tumblr media
Banti Sendromu Genellikle alkolün uzun süre kullanılması sonunda oluşan karaciğer sirozunun, dalağın büyümesine ve kansızlığa yol açması. Uzun süre alkol kullanılması dışında, süreğen karaciğer yangısı (kronik hepatit), safra sirozu ve hemokromatoz da karaciğer sirozuna yol açabilir.
Tumblr media
banti sendromu Karaciğerde sirozun oluşması, bu organdan geçen damarların, özellikle sindirim borusundan karaciğere kan taşıyan kapı toplardamarı kollarının sıkıştırılması sonucunu doğurur. Bu damarlarda sıkışma sonunda da dalakta şişme ve genişleme, kapı toplardamarı ile ana toplardamar ağının ağızlaşma noktaları olan yutak alt bölümünde, rektum ve karın duvarında toplardamar şişkinliği dikkati çeker. Banti Sendromu nda görülen kansızlığın çeşitli nedenleri vardır. Büyümüş olan dalakta aşırı alyuvar parçalanması gerçekleşir, genişlemiş olan dalağın boşluklarında gereğinden fazla kan depolanır, böylece dolaşımda daha az kan hücresi kalır. Süreğen karaciğer hastalığının saptanması ve dalağın büyümüş olduğunun görülmesi Banti sendromunun teşhisinde önemli bir rol oynar. Karaciğerin durumu çeşitli, kan deneyleri ile değerlendirilir. Barium tuzu eriyiklerinin içilmesinden sonra çekilen röntgen filmleri, yutaktaki toplardamar ağı genişlemesini ortaya çıkarır. Bu hastalığın tedavisinde karaciğer bozukluğunun düzeltilmesine ve bu bozukluğun yol açtığı olumsuz sonuçların iyileştirilmesine çalışılır. Karaciğerdeki bozukluk siroza bağlıysa hastanın içki içmemesi büyük çapta düzelmeye yol açabilir. Eğer hemokromatoza bağlıysa, zaman zaman kan alınması, karaciğerde kan boya cisimciklerinin birikmesini engeller. Kapı toplardamar sisteminde çoğalmış olan basıncın azaltılması amacıyla uygulanan yöntemler, Banti Sendromu olarak adlandırılan bu hastalıkta önemli bir yer tutar. Eğer şişmiş olan toplardamar dalına ulaşılması kolaysa, bu dal kesilerek alt ana toplardamara bağlanır. Böylece bağırsaklardan gelen kan kalbe dönerken karaciğere uğramamış olur. Eğer kansızlık çok ilerlemişse dalağın çıkarılması yoluna gidilebilir. Dalağın çıkarılması önemli bir eksikliğe yol açmaz. Vücutta değişik yerlerde bulunan retiküloendotel sistem, dalağın görevini başarı ile yürütür. Read the full article
0 notes
saglik-bilgileri-org-blog · 8 years ago
Text
Zayıflamaya yardımcı iştah kesen yiyecekler
Tumblr media
Zayıflamaya yardımcı iştah kesen yiyecekler forumunu korumak isteyenler için ve daha sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek adına büyük önem taşımaktadır bu iştah kesen ve tok tutan yiyecekleri sizlerle paylaşıyoruz
Tumblr media
iştah kesen yiyecekler Avokado: B6 vitamini deposu olarak bilinmektedir ve ekstra olarak kansere karşı koruyucu etki göstermektedir. Ciddi anlamda tok tutan avokadoyu kendinizi aç hissettiğiniz zamanlarda yiyerek iştahınızın kesilmesini sağlayabilirsiniz. Çavdar Ekmeği: Genellikle sizlerinde gördüğünüz üzre diyetlerin hemen hemen hepsinde kepek ekmeğinin varlığından söz edilse de aslında çavdar ekmeğinin tok tutan etkisini göz ardı etmek pek mümkün değildir.. Hatta  standart beyaz buğday ekmeğine göre yüzde 50 oranında daha fazla doyma hissi verir ve buda iştah kesen yiyecekler arasında önemli bir yere sahip olduğunun göstergelerinden biridir. Böğürtlen: Kendinizi aç hissettiğinizde bir kase yoğurdun içine karıştıracağınız böğürtlen sizi bir süre tok tutar. Böğürtlen fazla miktarda antioksidan içerir, bu nedenle de yararlıdırlar Hazır olarak satışa sunulan meyveli yoğurtlarda aynı görevi görsede sağlıklı olan ayrı ayrı karıştırarak tüketmektir. Esmer Pirinç: Kan şekerini dengede tutarak açlık hissinin oluşmasını önleyen karbonhidratların başında gelen esmer pirinç, uzun süre acıkmamanızı sağlar. Bu nedenle yemeklerinizde esmer pirince yer vermeniz zayıflamanız açısından önem taşımaktadır Yumurta: Çok pişmiş yumurta da tok tutan yiyecekler arasındadır. Hazırlanması kolay olan yumurta protein açısından da zengindir. Protein sizi tok tuttuğu için kolay kolay acıkmazsınız. Brokoli: Brokolide vücuttaki insulin dengesini koruyan krom bulunur. Kan şekerinin düşmesini engelleyen krom sayesinde açlık hissetmezsiniz zaten diyet listelerinin vazgeçilmezlerindendir. Yulaf Ezmesi: Tokluk ve şişkinlik hissi veren besinlerin başında gelir. Fakat yulaf ezmesini süt ile değil su ile yapmakta fayda vardır. Sütle yapıldığında ise sütü tercih edin. Badem: Günde iki avuç düzenli olarak yenecek  çüğ bademin, tokluk hissi vererek obeziteye karşı müzadelede yararlı olduğu yapılan araştırmalar ile kanıtlanmıştır ve sizlerinde bildiği gibi ara öğün olarak tüketilen çiğ badem alternatifsiz iştah kapatan yiyecekler arasında yer almaktadır Yeşil Çay : Antioksidan özelliğe sahip olan yeşil çay sağlıklı olmasının yanında idrar söktürücü özelliği olmasıyla beraber tok tutma özelliğine sahiptir. sabah aç karnına ve yemeklerden önce içilirse yeme isteğini azaltır. Triptofan: Proteinlerin büyük bir bölümünde bulunan bir çeşit aminoasittir. Triptofan, vücutta serotoninin oluşmasında ve hücrelere taşınmasında önemli bir görev alır. Serotonin ise iştah etkisini azaltır. Özellikle muz, avokado, yulaf ve peynirde bulunur. Read the full article
0 notes
saglik-bilgileri-org-blog · 8 years ago
Text
Aft nedir?
Tumblr media
Aft nedir sorusunun cevabı ağız içerisinde sıklıkla yanak ve dudak mukozasında, dil üzerinde, yumuşak damakta, farenkste, diş eti üzerinde görülen solgun sarı-kırmızı hale ile çevrili oldukça ağrılı ülserleşmiş lezyonlardır. Toplumun %18-20 az ya da çok aft sorunu ile karşı karşıyadır. Bayanlarda daha sıklıkla rastlanır. Aft genellikle tek olarak seyretse de aynı anda birkaç bölgede birden görülebilmektedir. Aftın oluş nedenini belirlemek için çeşitli araştırma yapılmıştır. Ancak aftın oluşumunu hızlandırıcı ve seyrini kötüleştirici birçok faktör faktör saptanmasına karşın oluş nedeni tam olarak belirlenememiştir.
Tumblr media
aft nedir ? Tedavisi nasıldır Bu nedenle aft oluşumunu hızlandıran ve iyileşmesini geciktiren faktörlerden bahsetmek mümkündür.   Aft oluşumunda hangi faktörler önemlidir? STRES Günümüzde migren, yüksek tansiyon ve gastrit gibi birçok hastalığın nedenleri arasında kabul edilen stres aft oluşmasının en önemli nedenlerinden birisidir. Hanımlarda premenstural gerginlik(adet öncesi dönem) de aft oluşumunu hızlandıran faktörlerdendir. YİYECEKLER Turunçgiller, sirke, turşu, patates cipsi, tuzlu ve baharatlı çerezler gibi ağız mukozasını tahriş edebilen yiyecekler aft oluşumunu hızlandıran önemli faktörler arasında sayılmaktadır.Bunların yanı sıra bazı bünyeler için alerjik olabilen kara buğday, çavdar, arpa, çikolata, fındık, kabuklu deniz hayvanları, soya, domates, bazı patlıcan, elma, incir, peynir gibi yiyecekle.de aft oluşumunu hızlandırırlar. TRAVMA Yanak dil dudak ısırma, sert yiyeceklerin tahrişi ve yumuşak olmayan diş fırçalama işlemleri ve iyi adapte olmayan protezlerin neden olduğu vuruklar aft için uygun zeminin oluşmasına yardımcı olurlar. DİŞ MACUNU Diş macunlarının temizleme özelliğini artırmak için köpük yapıcı olarak yapılarına katılan "sodyum lauryl sulhate" ( SLS ) mukoza hücrelerinin yıkımını artıran tahriş edici bir kimyasaldır. SLS bu özelliği ile aft oluşumu üzerine direkt etkili olan bir maddedir. Özellikle aft sorunu olan kişilerin kullanabilmesi için günümüzde daha az oranda (%1.25) SLS içeren diş macunları üretilmektedir. (Tom's of Maine Natural Toothpaste , Oral-B Sensitive Fluoride Toothpaste.) SİSTEMİK HASTALIKLAR Behçet Hastalığı: Genital ülser, konjuktivit, retinit, lokositoz gibi, birçok sistemik belirtiler yanında ağız içerisinde oluşan tekrarlayıcı aftlarla kendini gösteren bir hastalıktır. Birçok malign ve otoümmin hastalıklarla birlikte de tekrarlayıcı aftlar görülebilmektedir. DİĞER NEDENLER B12 vitamini ve demir noksanlığı,sigara içme, tütün çiğnemenin gibi alışkanlıkların de aft oluşumuna katkıda bulunan önemli faktörler olduğu bilinmektedir.   Aft Nedir Nedavisi Nasıldır aft nedir tedavisi nasıldır sorusuna vereceğimiz cevap ise en kısa vaziyette şu şekilde olmaktadır herhangi bir tedavi uygulanmasa da genellikle 7-10 gün sonra kendiliğinden iyileşmektedir. Aft sorunu ile karşı karşıya olanların aşağıda sıralanan işlemlerden birini yada birkaçını uyguladıklarında daha rahat bir periyot geçirmeleri mümkündür: Ağrıyı azaltmak ve iyileşme periyodunu kısaltmak için: Sıcak, asidik ve tahriş edici gıdalardan kaçınılmalıdır. "2% hydrogen peroxide" solusyonuna batırılan pamuk yada gazlı bez ile aft bölgesi temizlenebilir. Su ile karbonat karışımından hazırlanan ince yapılı bir krem aft üzerine sürülebilir. Yarım bardak suya yarım kaşık tuz ilavesi ile elde edilen solusyonla günde üç kez gargara yapılabilir, Yemeklerden önce aft bölgesine "xylocaine" solusyonu ya da ağız için hazırlanmış anestezik kremler uygulanabilir. Aft üzerine uygulanacak "orabase", "Gly-oxide", "Cankaid","Ambesol" gibi ağız içi kremler uygulanabilir. "sucralfate" tableti ılık suda eritip gargara yapılabilir. Özellikle aftı başlangıç aşamasında "tetrasiklin" tableti suda eriterek elde edilen solusyon ile gargara yapmak aftın fazla büyümesini engeller ve ağrıyı azaltır. Gene aftın başlangıç safhasında bölgeye bir topikal steroid "%0.1 lik triamcinalone" uygulanması ya da steroidli bir gargara "betamethasone syrup" ile gargara yapmak aftın fazla büyümesini engeller ve ağrıyı azaltır. "Chlorhexadine" gargaralar iyileşme periyodunu kısaltır. "Tetrasiklin" şurup la hazırlanan 12,500 unite "nystatin", 1.25 mg "diphenhydramine", ve 0.25 mg/m "hydrocortisone" karışımı 'shotgun' solusyonu olarak kullanılabilir. Read the full article
0 notes
saglik-bilgileri-org-blog · 8 years ago
Text
Boyun ağrısı nedenleri
Tumblr media
Boyun ağrısı bel ağrıları kadar sık görülmemekle birlikte, her yaş grubunda karşılaşılabilen, yaşam kalitesini düşürüp iş gücü kaybına neden olabilen önemli bir sorundur. Boyun ağrısı nedenleri 3 temel grupta incelenebilir: Kas iskelet sistemi kaynaklı mekanik nedenler Boyun dışı bölgelerin hastalıklarının neden olduğu ağrının boyun bölgesinde hissedilmesi (yansıyan ağrı) Boyun bölgesini tutan yangısal, enfeksiyöz ve tümöral hastalıklar. Akut Boyun ağrısı nın en sık nedenleri Boyun fıtığına bağlı ağrı atakları Miyofasyal ağrı sendromu Boyun bölgesindeki yumuşak dokuların zorlanması (Servikal strain) Kronik boyun ağrısının en sık nedenleri: Boyun kireçlenmesi Sık görülen bazı iltihaplı romatizmal ağrılar (Ankilozan Spondilit, Romatoid artrit) Fibromiyalji Yanlış duruş, psikolojik stres, soğuğa maruz kalmak, yorgunluk gibi etkenler boyun bölgesinde ağrı nedenidir. Uzun süreli bilgisayar – daktilo kullananlar, sürekli tek noktaya odaklaştıkları için boyun kaslarının yeterince hareket etmemesi sonucu ağrı çekerler.
Tumblr media
Boyun ağrısı Özellikle stres boyun kaslarında kasılmaya neden olur ve boyun ağrısı ve gerilim baş ağrısı ortaya çıkar. Bu şekilde ortaya çıkan ağrılarda kas gevşeticilerin yanı sıra bölgeye yapılan enjeksiyonlar, gevşeme egzersizleri, fizik tedavi yapılması ve antidepresan ilaç verilmesi yoluna gidilir. Boyun Fıtığı Belde olduğu gibi boyunda da fıtık olabilir. Omurları birbirinden ayıran diskler yarı eklem sayılırlar. Disk ortasında jel kıvamında bir madde ve bunun çevreleyen yastıkçıklardan oluşur. Bu yastıkçıklardan daha dışta olanlar içtekilere göre serttirler. Yaşın ilerlemesi ve travmaya maruz kalma durumlarında bu yastıkçıklar yıpranmaya başlar. Dıştaki tabaka giderek incelir, ani yapılan ters bir hareket sonrasında yırtılır. İçteki jel kıvamındaki madde bu yırtıklardan dışarı doğru kayarak, omurilikten çıkıp kolumuza giderek o bölgelere hareket emri veren veya o bölgelerin duyusunu algılamanızı sağlayan sinirimize baskı yapar. Böylece boyun-kol ağrısı ve o kolumuzda uyuşma, karıncalanma, bazen de güçsüzlük hissederiz.Böyle durumlarda ilaç tedavisinin yanı sıra öncelikle istirahat, daha sonra fizik tedavi, yetmediği durumda ise son zamanlarda gelişen tekniklerle bölgeye iğne (epidural steroid enjeksiyonu) veya kateter (epidural lizis) adı verilen ince sondalarla girilerek ilaç verilmesi, bu da olmadığı taktirde cerrahi girişim gerekebilir. Hasta düzenli olarak boyun egzersizlerini yaparak ve boyun koruma prensiplerine uyarak ağrının sık tekrarlamasını önleyebilir. Boyun Kireçlenmesi Servikal omurgayı meydana getiren yapıların (kemik, bağ, kas) yozlaşması sonucu ortaya çıkan ve buna bağlı sinir ve damarsal bozuklukları da içeren klinik bir tablodur. Nedenlerinin yaşlanma, mikro travmalar, makrotravmalar, duruş bozuklukları ve genetik faktörler olduğu düşünülmektedir. Boyun ağrısı, kola yayılan ağrı, baş ağrısı, boyunda tutukluk, kolda güçsüzlük - hissizlik - yanma - batma, ellerde zayıflık - beceri azalması - uyuşma - karıncalanma, kulak çınlaması, baş dönmesi ve bulanık görme gibi yakınmalara neden olabilir. Boyun kireçlenmesine bağlı ağrının tedavisinde kullanılan yöntemler İstirahat Boyun korsesi İlaç tedavisi Fizik tedavi Egzersiz Enjeksiyon yöntemleri Eğitim (Boyun bölgesindeki yumuşak dokuların zorlanması): Travma ve duruş bozukluğu sonucu gelişen, boyunda tutukluk ve lokal ağrı ile karakterize bir tablodur. Masa başında çalışanlarda olduğu gibi boynu uzun süre aynı pozisyonda tutmak, yatarak televizyon seyretmek, uygun olmayan yastık ve yatakta yatmak gibi nedenler boyunda zorlanmaya yol açabilirler. Kaslarda kasılma gelişeceğinden boyundaki normal olan eğrilik azalır, boyun hareketleri ağrılı ve kısıtlı olur. Boyna yönelik radyolojik tetkiklerin sonucu genellikle normaldir.Tedavi; ilaç, fizik tedavi ve egzersiz yöntemleri ile mümkündür. Read the full article
0 notes
saglik-bilgileri-org-blog · 8 years ago
Text
Bitlenme Nedenleri Belirtileri ve Tedavisi
Tumblr media
Bitlenme Nedenleri Belirtileri ve Tedavisi. Saç Biti Nedir? Saç bitleri insan saçında yaşayan ve üreyen çok küçük , kanatsız, günde 2-8 kez kan emerek beslenen gri böceklerdir. Sirke denilen yumurtaları görmek bitin kendisini görmekten daha kolaydır ve genellikle enseye yakın, kulakların arkasında ve başın arkasında saç tellerine tutunmuş halde bulunurlar. Sirkeler kir veya kepek gibi yıkanarak temizlenemezler. Önce etkili bir ürün ile öldürülmeli, sonra bu amaç için yapılmış ürünün kutusundan çıkacak olan özel bir tarak ile saçtan temizlenmelidir. Saç biti insan vücudu dışında yalnızca 48 saat yaşayabilir ve evcil hayvanlar üzerinde yaşayamaz. Sirkeler ise insan vücudu dışında kumaş ve battaniye üzerinde 10-15 gün canlı kalabilirler. Nasıl Bulaşır? Bitlenmenin yaygın olarak düşünüldüğü gibi pislikle bir ilgisi yoktur; aslında bit temiz, sağlıklı saçı, kirli saça tercih eder. Yetişkin ya da çocuk, herkes bitlenebilir. En yaygın belirtisi, başın ve ensenin şiddetle kaşınmasıdır. Saç biti son derece bulaşıcıdır. Tarak, fırça, eşarp, yastık, şapka ve tüylü oyuncaklar gibi paylaşılan kişisel eşyalar ile yayılırlar. Tekrarlanan salgın riskini azaltmak için bu eşyaları paylaşmaktan kaçınılmalıdır. Bitlendiğimizi Nasıl Anlarız? Bitlenmeyi gösteren ilk ipucu sık sık kafa derisinin kaşınmasıdır. Biti tespit etmek ve yayılmasını engellemek amacıyla, ensenin arka kısmındaki ve kulak arkasındaki saçlar dikkatle incelenmelidir. Bitler ışıktan kaçtıkları için, yalnızca saç kılına yapışmış küçük beyazımsı, oval yumurtaları (sirkeleri) görebilirsiniz.
Tumblr media
bitlenme tedavisi nasıldır İdeal Bir Bitlenme Tedavisi Nasıl Olmalıdır? Tek uygulama ile kısa sürede etki göstermeli. Güzel kokulu, saçları dolaştırmayan, taramayı zorlaştırmayan, etrafa bulaşmayan, boyalı ve permalı saçlarda problem yaratmayan özelliklere sahip olmalı. Kalıcı etkisiyle bitlerin saça tekrar yerleşmesini engellemeli. Sadece bitleri değil,sirkeleri de yok etmeli. Kullanıcı tarafından iyi tolere edilmeli, yan etkileri olmamalı. Kullanıcıya toksik etkisi olmamalı Bugüne kadar pek çok yolu kullanarak insanoğlu bitle mücadele etmeye çalışmıştır. Kötü kokulu gaz ve kimi zehirli maddeler içeren ilaçlar bunlardan bazılarıdır. Daha çok çocuklarda rastlandığı için tedavinin çocuklar için güvenli, yüksek oranda etkili, sadece bitleri değil yumurtalarını da öldüren bir bit ilacı ile yapılması gerekir. Oysa günümüzde artık bu alanda kullanılan madde ve ilaçlarda büyük gelişmeler kaydedilmiş, hatta koruyucu etkili permetrin etken maddesi içeren ilaçlar geliştirilmiştir. Saç biti tedavisinin bitleri olduğu kadar yumurtaları da öldürmesi ve tekrar bulaşmayı önlemesi gerekir. Piyasada birkaç bit öldürücü ilaç vardır ve değişik şekillerde bulunmaktadır; şampuan, saç kremi gibi. Fakat bunların hepsi bit tedavisinde istenen etkiyi göstermez!!! Bitlenme tedavisinde kullanılan çeşitli maddeler şunlardır: Gamma Benzen Hekzaklorid Böceğin sinir sistemini felç ederek etki gösterir. Ülkemizde yasaklanmıştır. Benzil Benzoat Deri ve mukozayı tahriş ettiği için bit tedavisinde pek tercih edilmez. Fenotrin (Sumitrin) Işıkta stabilitesini koruyamaz. Uygulamadan sonra güneş ışığı altında etkinliğini yitirir. Bu nedenle kalıcı etkisi yoktur. Piretroidler 1. Jenerasyon Krizantem çiçeğinin böcek öldürücü etkisi Farslar zamanında fark edilmiştir. Eski Yugoslavya toprakları üzerinde olan Dalmaçya'daki bir halk hikayesine göre, yaşlı bir kadın beyaz papatyalara benzeyen bir çiçeği toplar. Çiçek solduğunda bir köşeye atar, daha sonra dönüp baktığında solmuş çiçeklerin çevresinde ölü böcekleri fark eder ve krizantem ailesinden olan bu çiçek çeşidinin böcekler üzerinde öldürücü etkisi bu şekilde fark edilir. 1800'lü yıllardan başlayarak kuru çiçekler böcek öldürücü olarak ABD'ye ihraç edilir. 1900'lü yıllarda piretroid olarak adlandırılan bu madde bit tedavisinde kullanılmıştır, ancak ışıkta bozulması sorun oluşturmuştur. Permetrin 2. Jenerasyon 1973'de ışığa dayanıklı piretroid olan permetrin İngiltere'de geliştirilmiştir. Permetrin aynı zamanda bit tedavisinde en az iki haftadan altı haftaya kadar koruyucu etkiye de sahiptir. Günümüzde permetrin koruyucu özelliği, kullanım kolaylığı, yan etkilerinin az olması ve güvenilir olması nedeniyle en çok tercih edilen ilaçlardandır. Read the full article
0 notes
saglik-bilgileri-org-blog · 8 years ago
Text
Katarakt Hakkında Bilinmesi Gerekenler
Tumblr media
Katarakt Hakkında Bilinmesi Gerekenler Kataraktın olgunlaşması, kalınlaşması için beklenilmesi gerektiği inancı günümüzde artık geçerli değildir. Zamanında müdahale edilmezse göz tansiyonuna sebep olur ve geri dönülmez körlüğe kadar götürür. İlaçla tedavisi yoktur. Tek tedavi şekli, değişik mikrocerrahi yöntemleri ile yapılan müdahalelerdir. Göz içinde, uzak ve yakın net görmemizi sağlayan ince kenarlı saydam bir mercek (lens) mevcuttur. Gözün bu doğal merceğinin çeşitli nedenlerle saydamlığını kaybederek bulanıklaşmasına katarakt adı verilmektedir. Halk arasında göze perde indi şeklinde ifade edilir.   Göz merceği, gözbebeği ve irisin arkasında küçük, saydam bir yapıdır. Gözün objektifi olarak nitelenen yapının bir parçasıdır. Parlak ışınlar bu yapıdan geçerek ağtabakanın üstünde birleşip görüntüyü oluştururlar. Göz merceği esnek olduğundan kavsi artabilir, buna bağlı olarak odaklaşma uzaklığı da değişebilir. Değişik uzaklıklardaki nesnelerin görüntüsünü her zaman ağtabaka üzerinde odaklayabilir. Çapı 10 mm, kalınlığı 5 mm olan göz merceğinin iki yüzü de dışbükeydir. Göz merceğini meydana getiren oluşumlardan birinin matlaşması görmenin engellenmesi için yeterlidir. Katarakt türleri perdeleşmenin lens içindeki yeri, seviyesi, oluşum biçimi ya da yaşa göre değişiklik gösterir. Katarakt, körlüğün en çok görülen nedenidir. Işığın sarı noktaya geçişini engellediği için hasta göremez. Nedenleri Gözün saydamlığını kaybederek bulanıklaşması ve katarakt oluşumuna yol açmasının nedenleri arasında; -Lens içindeki protein birikimi -Lensin yaşlanması -Ailevi metabolik hastalıklar (şeker hastalığı vb.) -Gebelikte ilaç kullanımı ya da anne adayının geçirdiği hastalıklar (örneğin kızamıkçık) -Hipertansiyon -Glokom -Göz yaralanması -Gözlüksüz uzun süre şiddetli ışığa maruz kalmak en başta gelen sebepler olarak sayılabilir. Lens, eski hücrelerin dışarı atılamadığı, zarla çevrili kapalı bir organ olduğu için bu sebepler geri dönüşümsüz bir şekilde lensi bulanıklaştırır. Böylece katarakt oluşur. Kimlerde görülür? 60 yaşlarından sonra oldukça yaygın bir hastalıktır. Ancak bebekler dahil olmak üzere her yaş grubu insanda görülebilir. Yaş ilerledikçe sıklığı artar. Yaş faktörü lensin özel yapısı sebebiyle önemlidir.
Tumblr media
katarakt Belirtileri: -Bulanık görme -Işık kamaşması -Görüş azalması -Çatallı veya çift görme gibi belirtileri vardır. Zamanında müdahale edilmezse katarakt ilerler. Hasta ancak ışığı ve ışığın yönünü seçebilir. Katarakt Tedavisi karşılaşılan bu durum göz sağlığını ciddi anlamda etkiler. Ancak gözün diğer tabakaları sağlam ise uygulanacak tedavi ile görme kabiliyeti tama yakın bir oranda geri kazanılır. Kataraktın ilaçla tedavisi yoktur. Tek tedavi yöntemi değişik mikrocerrahi yöntemleri ile yapılan müdahalelerdir. Cerrahi müdahale ile bulanıklaşan göz merceği çıkarılır, gözün içine sentetik göz merceği yerleştirilir. Bu sistem hastanın ameliyat sonrası gözlük kullanmasına ihtiyaç bırakmamaktadır. Tedavi yöntemleri Tedavi yöntemleri son 10-15 yıl içinde büyük değişim göstermiştir. Bu alanda; göz içi cerrahi, ameliyat mikroskopu, özel ince alet ve maddeler yardımı ile büyük aşama kaydedilmiştir. Son yıllarda yaygınlaşan bir yöntemle de birkaç milimetrelik yerden göz içine girilerek bulanık mercek ultrason dalgaları ile eritilmekte ve yine katlanabilir akrilik lensler yerleştirilmektedir. Kataraktın sadece lazer ile tedavisi mümkün değildir. Lazer ameliyat sırasında, sadece bir aşamada kullanılabilir. Bu yöntemlerin özelliği, hastanın yara yeri çok küçük olduğu için daha kısa dönemde olumlu sonuç alınır. Yıllar öncesinden bilinen kataraktın olgunlaşması, kalınlaşması için beklenilmesi gerektiği inancı günümüzde artık geçerli değildir. FAKO (fakoemülsifikasyon) nasıl bir tekniktir? FAKOlu katarakt ameliyatında klasik cerrahideki gibi dikiş yoktur. Bu nedenle de, halk arasında lazerli ya da dikişsiz yöntem olarak bilinir. Bu teknikte, göze 3 mmden küçük bir kesiden girilir, lensin zarı yuvarlak olarak çıkarılır, katarakt yani keşifleşmiş göz merceği ultrason dalgaları veren bir cihaz ile sıvılaştırılarak emilir, yerine katlanabilir yeni göz merceği yerleştirilir. Bu ameliyatta kullanılan mercekler dikişli katarakt ameliyatında kullanılan merceklerden farklıdır. FAKOlu katarakt ameliyatına hasta nasıl hazırlanır? Hasta muayenesi ile aynı gün ameliyata alınıp, ameliyattan sonra hemen taburcu edilebilmektedir. FAKOlu katarakt ameliyatı olacak hasta, ameliyattan kısa bir süre önce Bazı damlalar ile gözüne ön hazırlık yapılır. Hasta daha sonra, ameliyathaneye alınır. FAKOlu katarakt ameliyatına giren hastanın ameliyatı 15-20 dakika sonra bitmiş olur. Hasta hemen taburcu edilir. Ameliyattan sonra da erken dönemde net görmeye başlar. Read the full article
0 notes
saglik-bilgileri-org-blog · 8 years ago
Text
Akrep Sokması ve Yapılması Gerekenler
Tumblr media
Hava sıcaklıklarının artması ile birlikte akrep sokması durumlarına rastlanmaya başlandı. Akrepler genellikle nemli ve karanlık yerlerde,kaya ovuklarında ve toprak altlarında yaşarlar. Akrep sokması gerçekleştiği zaman en önemli şey sakinliği koruyabilmektir bütün akrepler zehirli değildir fakat zehirli olanlar ölümcül derecede zehir kuvvetine sahiptirler. küçük boyutlu oldukları için genellikle ayaktan sokmalar gözlemlenmetedir. Akrep sokmasına karşı akrep ilaçları bulunmaktadır yaşam alanınızı profosyonel ilaçlama şirketlerine ilaçlatabilir ve ya kendiniz bu etkili akrep ilaçlarını alabilrsiniz. Akrep sokması Belirtileri nelerdir Arı Sokmasına benzer bir kızarıklık ve iğne izi görülür akrep sokmasını takiben 20-80 dakika sonra o bölgede yanma ve şiddetli ağrıya rastlanmaktadır. yine aynı şekilde bölgede uyuşukluk bölgede şişlik ve morarma belirtilerine sıklıkla rastlanır Ayrıca bu akrep sokması belirtilerinin yanında bilinç kaybı,sersemlik hissi,bulantı,terleme gibi diğer etkilerde görünmektedir. Akrep Sokmasında Yapılması Gerekenler Bu durumda ilk olarak sakinliği korumak önemlidir. sokulmaya maruz kalan bölüm yukarıdan bez yardımıyla bağlanarak olası zehir yayılmasına karşı önlem alınır Pis ve hijyenik olmayan ellerle temas edilmemelidir. Zehiri ağızla emmek tehlikeli ve yapılmaması gereken bir davranıştır kesinlikle uzak durulmalıdır.. Bu Bölgenin üzerine buz konulmalı ve kan akışı ve şişlik azaltılmalıdır.
Tumblr media
akrep sokması Tedavisi Nasıldır? Biraz Önce Belirttiğim gibi akrep zehirini ağızla emmek tehlikeli bir durumdur ve kesnlikle yapılmamalıdır. Arı sokmasına benzer şekilde olduğu için sokma anında tespit edilemediyse belirtiler ortaya çıkmasından itibaren bir sağlık kuruluşuna gitmek gereklidir. Hastanelerde Akrep sokmasına karşı bir aşı bulunmaktadır ve gerekli tahlillerin arından size bu iğne yapılacaktır. Mutlaka en Yakın ğağlık kuruluşuna giderek tıbbi destek almak tedavinin en önemli aşaması olmaktadır Kene ısırması ve Yapılması Gerekenler yazımıza buradan ulaşabilirsiniz   Read the full article
0 notes
saglik-bilgileri-org-blog · 8 years ago
Text
B1 vitamini (tiyamin) nelerde bulunur
Tumblr media
b1 vitamini B1 vitamini (tiyamin) Buğday başağı, kepek, bira mayası, taze sebzeler,kırmızı et gibi fazlaca besinde bolca oranda bulunur. Ayrıca taze fasulye, bezelye, Fındık kepek ekmeği vitamin açısından zengindir. Memelilerin karaciğer, böbrek, kalp, beyin ve bağırsaklarında azca miktarda bulunur.  kas ve sinir sitemi için önem arz etmektedir. Sebzelerin pişirilmesi, sütün kaynatılması ve sterilize edilmesi (mikroptan arındırılması) fazlaca miktarda tiyamin kaybına neden olur. tiyamin ince bağırsaklardan etkin taşınma mekanizmasıyla emilir. Vücutta depolanmaz ve kullanılmayan bölümü yemekten üç saat sonrasında böbrekler kanalıyla tamamen dışarı atılır. B1 vitamini yetersizliğine bağlı olarak gelişen hastalık tablosunda depresyon, huzursuzluk, hafıza zayıflığı ve dikkat azalması, hipotoni (kas gevşekliği) ve anoreksi (iştahsızlık) yer alır. Son olarak  vitamin eksikliği durumunda dışarıdan vitamin kapsülleri vasıtasıyla gerekli ihtiyaçlar doktor kontrolünde sağlanabilmektedir. Read the full article
0 notes
saglik-bilgileri-org-blog · 8 years ago
Text
Göz virüsü salgınına dikkat !
Tumblr media
İşte çok bulaşıcı ve tehlikeli olan göz virüsü nden korunmak için yapmanız gerekenler.. "Adenovirüs" adı verilen çok bulaşıcı bir göz virüsü, göz korneasına zarar verdiği, havuz ve kaplıca suları, göz polikliniklerindeki cihazlar ve yetkisiz optik mağazalarında gözden göze denenen kontakt lenslerin salgını tetiklediği bildirildi Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reha Ersöz, "gözyaşıyla insandan insana kolaylıkla bulaşabilen ve "Adenovirüs" adı verilen çok bulaşıcı bir virüsün, son aylarda sıkça görülmeye başlandığını ve salgın hale geldiğini belirtti. Yaz sezonuna girilmesiyle birlikte göz hastalıklarında da artış olduğuna dikkati çeken Ersöz, "Son aylarda polikliniklerimizde yaygın olarak "Adenovirüs" adı verilen çok bulaşıcı bir virüsün konjonktiva ve korneada yarattığı enfeksiyonu görüyoruz. Bu virüs, gözyaşı ile insandan insana kolaylıkla bulaşıyor. Göz polikliniklerindeki cihazlar yoluyla da hastalara bulaşabiliyor" dedi.
Tumblr media
göz virüsü Ersöz, son günlerde hastane polikliniklerinin göz hastalığı şikayetleriyle gelenlerle dolduğunu, salgın nedeniyle geçici süreyle kapatılan hastane polikliniklerinin de bulunduğunu belirtti. Virüsün, kaplıca ve havuz sularıyla bulaşma riskinin yüksek olduğunu belirten Ersöz, "Bu virüs, göze bulaştıktan ortalama bir hafta sonra gözlerde çapaklanma, kızarıklık, şişme, batma gibi belirti ve bulgular gösterir. İki gözde de olma riski yüksektir. İyileşme süresi birkaç haftaya kadar uzayabilir" diye konuştu. Virüsün salgın hale gelmesindeki bir başka önemli etkenin de hastane polikliniklerindeki cihazlar olduğunu vurgulayan Ersöz, bu nedenle cihazların dezenfekte edilmesinin büyük önem taşıdığına dikkati çekti. "Kontakt lensler" Ersöz, gençler arasında yaygın olarak kullanılan renkli lensler ile gözlüğün ağırlığından kurtulmak için tercih edilen numaralı kontakt lenslerin virüs salgınını tetikleyen en önemli faktörlerden biri olduğunu savunarak, şu uyarılarda bulundu: "Tüm yasa ve yönetmeliklere rağmen yetkisiz optik mağazaları lens satmaya devam ediyor. Optik mağazalarında lensler onlarca, hatta yüzlerce kişi tarafından deneniyor. Yasalar, optik mağazalarına sadece reçete ile lens satma yetkisi vermiştir. Bu mağazalarda lens denemelerinin yapılmasını kesin olarak yasaklamıştır ve mağazanın kapatılmasıyla sonuçlanır. Her şeyden önce, göz yapıları ve hijyenik alışkanlıkları nedeniyle lens kullanmaya uygun olmayan kişiler vardır. Örneğin, alerji ya da gözyaşı problemi olanlar, ya da tozlu ortamlarda yaşayanlar sorunlarla karşılaşırlar. Kontakt lenslere ticari bir meta olarak bakılamaz. Hangi lensin size uygun olduğuna karar vermesi için mutlaka göz hekiminize gidiniz ve kontakt lenslerinizi reçete karşılığında alınız." Read the full article
0 notes
saglik-bilgileri-org-blog · 8 years ago
Text
Ayak başparmağında çıkıntı halluks valgus
Tumblr media
Ayak başparmağınızın başladığı yerde (tarak kemiği ile parmağın başlağı eklemde) şişlik,  var ise Ayak başparmağında çıkıntı var anlamına gelir. Bayanların neredeyse % 40 ında bu yakınma vardır. Bu hastalıkta %70 oranında genetik bir eğilim vardır. Genetik olarak 1.-2. tarak kemikleri arasındaki açı fazla olduğunda zaman içinde başparmak öteki parmaklara yaklaşır ve bu keskin açılanma bir çıkıntı olarak görülür. Genetik eğilimliler dışında uzun seneler topuklu, sivri burunlu ayakkabı giyenlerde de meydana gelebilir. Bu yüzden bu rahatsızlığı olan her 10 hastadan 9 u kadındır.  
Tumblr media
Ayak başparmağında çıkıntı Bu çıkıntı ayakkabı içinde sıkışınca ciltte kızarıklık ve ağrı olur. Vakit içinde cilt altındaki “bursa” denilen kesecik su toplar ve ağrı-şişlik artar, yakınmalar daha belirgin hale gelir. Uzun zaman devam eden eklemdeki kötü pozisyon kireçlenmeye neden olur. Bu aşamadan sonra yakınmalar iyice artar, ilaç ve diğer tedavi şekilleri başarısız olur. Tedavinin kireçlenme başlamadan yapılması, ilerideki tedavi başarısını belirleyen ana faktörlerden biridir. Başparmak zaman içinde 2. parmağın altına yada üzerine doğru ilerleyebilir. Bu tür mekanik sorunlara nasırlar birlikte rol alır. Adolesan halluks valgus 10 lu yaşlarda, özelliklede 10-15 yaş arası kızlarda görülür. Bu yetişkinlerinkinden farklı olarak ağrısızdır. Ağrı oluşursa aşağıda anlatılan koruyucu önlemleri almak gerekir. Bu biçim bozukluğu ileri yaşlarda artacağı için gelişme tamamlanınca cerrahi tedavi önerilir. Koruyucu tedavi Bu rahatsızlığa sahip kişilerin büyük kısmı cerrahi olmayan bir şekilde rahatlatılabilir. Ilk olarak belirtileri arttıran ayakkabılar tekrar giyilmemelidir. Özellikle dar, sivri burunlu, 5 santimetre den yüksek topuklu ayakkabılar giyilmemelidir. Ayakkabı alırken başparmak üstünde baskı olmayacak kadar rahat olmalarına dikkat edilmelidir. Ayakkabı içinde başparmak ile 2. parmak arasında makara biçiminde destek sunar (parmak arası makarası) kullanılması da yardımcıdır. Ağrı kesici ve ödem giderici ilaçlar yakınmaların azaltılmasında yardımcıdır. Bu tür tedaviler yakınmaları giderir, hastalığın meydana gelmesine yol açan anatomik rahatsızlığı ortadan kaldırmaz. Bu durum yukarıda anlatılan önlemler bırakıldığında yakınmalar devam edecek anlamına gelir. Ayak başparmağında çıkıntı durumunda  cerrahi gerekiyor mu? Cerrahi olamayan önlemler sizi tatmin eden bir netice vermediyse size cerrahi gerekir denilebilir. Günümüzde cerrahi taleplerinde estetik kaygılar ve moda ayakkabıları giyme zorlukları daha fazla yer almaya başlamışsa da asıl cerrahi kararına aşağıdaki gereksinimlerde varmak daha doğru bir yaklaşım olur. Günlük aktiviteleri kısıtlayan ağrı. Uzun süreli, dinlenme ve ilaçla geçmeyen baş parmak şişlik ve kızarıklığı Yandaki parmağın yönünü değiştirecek kadar yön değişikliği Baş parmakta sertlik. Bükülme ve esneme zorlukları. Unutulmamalıdır ki operasyon sonrası ayak numarası asla küçülmez. Cerrahi tipleri Ayak başparmağında çıkıntı da yüzlerce tip operasyon vardır. Bunlardan hangisinin yapılacağına doktorunuz karar vermektedir. Başparmak çevresi tendon ve bağlara yönelik girişimler: Nadiren tek başına kullanılırlar. Tek başına uygulandıklarında çoğu zaman nüks sıktır. Çoğu zaman operasyon sonrası alçı gerekir. Eklemin dondurulması: Aşınmış eklem yüzeyinin ortadan kaldırılarak başparmak tabanındaki eklemi oluşturan tarak kemiği-parmak kemiği uygun pozisyonda birbirine kaynatılır. Özellikle ilerlemiş kireçlenmenin ön planda olduğu vakalarda tercih edilir. Çıkıntının alınması: Başparmak dibindeki çıkıntının alınmasıdır. Nüks sıktır. Operasyon sonrası alçı gerektirmez. Eklemin kesilmesi: Aşınmış ve biçimi bozulan eklemin kesilerek çıkarılmasıdır. İleri yaşlarda en sık tercih edilen prosedürlerdendir. Alçı gerektirmez. Ancak parmakta kısalmaya neden olur. Osteotomi: Tarak kemiğinin değişik seviyelerden kesilerek tekrardan yönlendirilmesidir. Günümüzde en popüler cerrahi yöntemlerdir. Hastalığa yol açan anatomik bozukluğun düzeltilmesini sağlarlar. Kullanılan kesme ve tesbit yöntemine bakılırsa alçı gerekebilir yada gerekmeyebilir. Cerrahi sonrası olası problemler Ameliyat sonrası %10 oranında komplikasyon görülmektedir. Bunlardan en sık olanı enfeksiyondur. Erken farkedilen ve önlem alınan enfeksiyonlar sorunsuz tedavi edilebilir. Geç kalan vakalarda yeni bir cerrahi gerekebilir. Diğer komplikasyonlar cerrahi esnasında sinir kesilmesi sonucu başparmakta kalıcı his kaybı, devam eden ağrı, çıkıntının nüksü, eklemde kısıtlılık, cerrahi tesbit yönteminde yetersizlik olarak sayılabilir. Genel anlamda yeni teknikler, iyi ellerde yapılmış cerrahi, cerrahi sonrası iyi doktor-hasta iletişimi ile % 98 civarında tatminkar sonuçlar alınmaktadır. Cerrahi sonrası problemlerden korunma Aşağıdaki durumlarla karşılaşırsanız derhal doktorunuzu arayın; Pansumanınız düşerse, ıslanırsa Pansumanınız kan yada sızıntı ile kirlenirse Kullanılan ilaçlara karşı yan etkiler ortaya çıkarsa Ateşiniz çıkarsa Titreme olursa Yara çevresinde ısı artışı yada kızarıklık durumunda Artan yada azalmayan ağrı durumunda Dizaltında-ayak üstünde belirgin bir şişlik Evde bakım Cerrahinin başarısı büyük ölçüde sizin doktorununzun önerilerini ne seviyede uyguladığınıza bağlıdır. Özellikle ameliyat sonrası ilk üç hafta oldukca önemlidir. Pansuman ve bandajlar: Hastaneden parmağınızı doğru pozisyonda tutan bir bandajla çıkarsınız.Doktorunuz size özel bir ayakkabı vermiş yada alçı yapılmış olabilir. Bunları çoğu zaman 6-7 hafta korumanız gerekir. Dikişler alınana kadar pansuman malzemesini korumalı doktorunuz haricinde kesinlikle açtırmamalısınız. Kesinlikle ıslatmamalısınız. Yaranızda koku, ıslanma, pansumanın kirlendiğini hissederseniz vakit geçirmeden doktorunuza başvurunuz. Ayağa basma: Doktorunuzun seçtiği ameliyat tipine göre, ayağa değişik yük verme önerileri olabilir. Bunlara kesinlikle uymalısınız. Bazı ameliyat tiplerinde kesinlikle koltuk değneği kullanmak gerekirken bir kısmında gerek kalmamıştır. Şişme: Hangi ameliyat tipi seçilirse seçilsin ilk hafta hatta 15 gün mümkün olduğu kadar ayağın yukarıda tutulması fazlaca önemlidir. Bu ödemin hızla azalmasına ve daha iyi bir yara iyileşmesine neden olur. İlk günler her saat başı 15 dakika buz uygulaması şişlik ve ağrının kontrolünde önenlidir. Yalnız buz su sızdırmayan bir torba içinde olmalı ve bir havlu üstünden uygulanmalıdır. Ayakkabı giyimi: Dikişler alındıktan, alçı ve bandajlar kaldırıldıktan sonra hastalar spor ayakkabılar, ucu geniş topuksuz ayakkabıları giymeye başlarlar. Topuklu ve sivri burunlu ayakkabılara 6 ay sonra izin verilir. İlaçlar: Ameliyat sonrası antibiyotik kullanımı çoğu zaman rutindir. Ağrı kesicilere ilk günlerde gereksinim olmaktadır. Read the full article
0 notes
saglik-bilgileri-org-blog · 8 years ago
Text
Akdeniz Diyeti ile zayıflamak
Tumblr media
Akdeniz Diyeti 75 bin kişi üzerinde yapılan araştırmayı değerlendiren Atina Üniversitesi'nden Dimitrios Trichopoulos "Akdeniz diyeti uygulayan 60 yaş üstü insanlar, başka diyetleri takip edenlere oranla en az bir yıl daha uzun yaşıyor" dedi. Diyetin ölüm riskinin önüne ne kadar geçtiğini henüz bilmediklerini belirten Trichopoulos "A ve C vitamini deposu olan diyet kanser düşmanı ve kalp dostu" dedi.Akdeniz diyeti ömrü uzatıyor
Tumblr media
akdeniz diyeti Atina Üniversitesi, 75 bin Avrupalı üzerinde yaptığı araştırmada Akdeniz tipi beslenenlerin en az bir yıl daha fazla yaşadığını ortaya çıkardı. Zeytinyağı bol sebze, meyve ve balığın yer aldığı Akdeniz tipi beslenmenin ömrü uzattığı belirlendi. Atina Üniversitesi profesörü Dimitros Trichopoulos'un başkanlığını yaptığı araştırma grubunun 60 yaşın üzerindeki 75 bin Avrupalı üzerinde yaptığı araştırmaya göre, halk arasında Akdeniz diyeti olarak bilinen beslenme biçimi yalnızca kanser, romatizma ve kalp hastalıklarını önlemekle kalmıyor ömrü de uzatıyor. Araştırmada karşılaştırılan dokuz farklı Avrupa ülkesinden deneklerin en sağlıklı olanları İspanya ve Yunanistan gibi Akdeniz ülkelerinden çıktı. Araştırmacılar bu sonucun bir tesadüf değil Akdeniz diyetinin etkisi olduğunu söylüyor. Ancak Akdeniz diyetinin ömrü ne kadar uzattığı da yaşa bağlı olarakdeğişiyor. Araştırmacılara göre 60 yaşındaki bir kişinin diyeti uygulaması yaşıtı olan bir başka kişiden bir yıl daha uzun yaşamasını sağlıyor. Trichopoulos ortalama beklentinin 1 yıl olabileceğini ancak gençlerde ömrün uzamasının bir yıldan daha fazla olabileceğini söylüyor. Bu beslenme tarzının yaşamı nasıl uzattığı şimdilik bilinmiyor. Ancak Yunanlı profesör şunları söylüyor: "Antidoksan kapasitesi yüksek besinler, hücreleri yaşlandıran ve zarar veren serbest oksijen radikallerini emme özelliğine sahip A ve C vitaminleri gibi antidoksan açısından zengin maddeler vücudun serbest radikallere bağlı hücresel zararlanmasını (oksidatif stresi) azaltıyor. Bu da ömrü uzatıyor." İşte Ömrü Uzatan  akdeniz Diyeti Kahvaltı 2 dilim kepekli ekmek 1 bardak yağsız süt 1 porsiyon meyve 5 zeytin Öğle yemeği 100-200 gr kuru fasulye ya da balık çorbası (Domates, havuç, lahana, soğan, sarımsak ve maydanoz ekleyin. Sebzeleri zeytinyağında sote edebilirsiniz.) 2 dilim kepekli ekmek 1 kase yoğurt 4-5 çorba kaşığı zeytin yağlı taze fasulye 1-2 meyve Akşam yemeği 1 porsiyon az yağlı balık ya da tavuk ızgara 100 gr haşlanmış ya da fı rınlanmış patates. (Mayda noz, limon ve biraz zeytin yağı ekleyin.) Veya az zeytinyağında sarımsak, kırmızı biber, dolmalık biber ve domatesle tatlandırılmış 100 gr makarna (Fırınlanıp üzerine 1 çay kaşığı zeytinyağı gezdirilmiş domates bu yemeğe eşlik edebilir.) 2 dilim kepekli ekmek Her tür çiğ sebze 1-2 orta boy meyve. Read the full article
0 notes
saglik-bilgileri-org-blog · 8 years ago
Text
sersemlik hissi Evde Nasıl Azaltabiliriz ?
Tumblr media
sersemlik hissi var olduğunda evde  Nasıl Azaltabiliriz ? 1-Yatarken birden ayağa kalkmak gibi ani hareketlerden kaçının. 2-Aşırı baş hareketlerinden kaçının. 3-Nikotin (sigara, püro...), kafein ve tuz gibi, kan dolaşımını engelleyen maddelerden kaçının veya azaltın. Alkol kullanmayın. 4-sersemlik hissi  başlatan, stres, gerginlik gibi durumlardan ve alerjik olduğunuz maddelerden mümkün olduğunca uzak durun.
Tumblr media
sersemlik 5-sersemlik hissi varken, araba veya makine kullanmak, merdiven tırmanmak gibi tehlikeli olabilecek işlerden kaçının. sersemlik hissi azaltmak için Yapılabilecek Egzersizler: Yatakta uygulanabilecek egzersizler: Göz hareketleri: Başlangıçta yavaş yavaş başlanmalı, sonra hız arttırılmalıdır. *Gözlerinizi, yukarı ve aşağı hareket ettiriniz. *Gözlerinizi, bir yandan, öteki yana hareket ettiriniz. *Gözünüzün karşısında tuttuğunuz parmağınızı yüzünüze yaklaştırıp uzaklaştırırken (30-90cm arasında), gözlerinizi bu parmak ucunda odaklaştırınız. Baş Hareketleri: Başlangıçta yavaş yavaş ve gözler açık olarak başlanmalı, daha sonra hız giderek arttırılmalı ve en son olarak da gözler kapalıyken yapılmalıdır. *Başınızı öne ve arkaya eğiniz. *Başınızı bir yandan öteki yana çeviriniz. Oturur durumda uygulanabilecek egzersizler: *Omuzlarınızı silkeleyiniz ve omuz başlarınıza daireler çizdiriniz. *Yere doğru eğilerek yerdeki bir cismi yakalamaya çalışınız. Ayakta dururken yapılabilecek egzersizler: *Gözler açık ve kapalıyken, oturup kalkınız. *Göz hizasında ufak bir topu elden ele atarak yakalamaya çalışınız. *Diz hizasında ufak bir topu elden ele atarak yakalamaya çalışınız. *Yere çömelip, doğrulunuz. Daha sonra, kendi çevrenizde tam bir tur atınız. Hareket halindeyken yapılabilecek egzersizler: *Önce gözler açıkken, daha sonra kapalıyken oda içinde dolaşınız. *Önce gözler açıkken, daha sonra kapalıyken bir yokuş inip, çıkınız. *Önce gözler açıkken, daha sonra kapalıyken bir merdivene inip, çıkınız. *Eğilme ve gerilere hedef alma hareketlerini içeren basketbol veya bowling gibi herhangi bir oyunu oynayınız. Read the full article
0 notes
saglik-bilgileri-org-blog · 8 years ago
Text
Difteri Kuşpalazı ve korunma Yolları
Tumblr media
Difteri, ateş, halsizlik ve solunum güçlüğü ile seyreden kapsüllü bir bakterinin neden olduğu, en çok çocuklarda görülen bir enfeksiyon hastalığıdır. Bulaşma yolları Öksürme, aksırma ile havaya yayılan bakteri ağız, boğaz ve buruna yerleşerek enfeksiyona neden olur. Duyarlı bir kişide mikrop en sık olarak boğaza yerleşir, burada ürer ve toksin salgılar. Hastalanan her 10 kişiden 1’i her türlü tedaviye karşın solunum yollarının tıkanması , kalp yetmezliği ve felçler sebebiyle yaşamını kaybeder. Hastalığın görülme özellikleri Difteri, bilhassa ılımlı iklimlerde dünyanın her tarafında görülen bir hastalıktır. Güz ve kış aylarında görülme olasılığı artar. Hastalığın yaş ile ilgisi vardır. Yenidoğanların büyük bir çoğunluğu hastalığa bağışıktır. Hastalık ilk 6 ayda nadirdir. En fazla 2-5 yaşlarında görülür. 10 yaşına doğru bağışıklık oranı tekrardan artar. Büyük yaşlarda görülen ender vakalar ise hafifçe seyir gösterir. Aşının düzenli olarak uygulanmış olduğu ülkelerde difteri nerede ise ortadan kalkmış ve sıklığı ileri yaşlara kaymıştır.
Tumblr media
difteri kuşpalazı korunmak  kuş palazının belirtileri Difterinin kuluçka periyodu 1-7 gündür. Hastalık oluştuğu yere nazaran klinik tiplerine ayrılır. Difteri anjini (boğazda bademcik iltihabı belirtileri çevresindeki difteri): Hastalık en sık bu bölgede görülür. Hasar boğazda noktalar şeklinde adım atar ve 12-24 saat içinde beyaz veya grimtrak, yüzeyi düz, kaldırmakla kanayan bir zar haline dönüşür. Bu zar bademcik üstünde kalabilir yada her iki bademciğe, küçük dile, yumuşak damağa, yutak duvarına, buruna yayılabilir. Boynun her iki yanında bezeler difteri anjinine birlikte rol alan belirtilerdir. Klinik tablonun ağırlığı ve sistemik belirtiler toksemi derecesine bağlıdır. Nadir difteri lokalizasyonları Deri difterisi : Sınırları belirli ve kaidesinde membran bulunan bir ülser olarak belirir. Göz difterisi : Konjunktiva difterisi şeklindedir. Göz kapaklarını ilgilendiren bir kızarıklık vardır, sonrasında buna ödem (şişlik) ve psödomembran eklenmiş olur. Kulak difterisi : Dış kulak yolunda sürekli irinli bir akıntı vardır. Vajinal difteri : Ülseratif lezyonların ve yaraların birleşmesi şeklinde kendisini gösterir. Hastalığın neden olduğu kötü sonuçlar Difterinin neden olduğu kötü sonuçların sıklığı ve derecesi mikrobun zehirleme derecesi ve tedaviye başlama zamanına göre değişiklik gösterir. Ön planda kalp-damar ve sinir sistemini ilgilendirir. Toksik miyokardit : Ağır difteride derhal her vakada rastlanılan bir komplikasyondur. Kalp kasının iltihabıdır. Emareleri ilk 1-2 hafta içinde, kimi zaman de ilk günlerde ortaya çıkar. Miyokardit sık olarak kalpte iletim bozukluklarına neden olur. Dinlenme ile birinci kalp sesinin hafiflemesi ve hızlı atımı, miyokardit işaretidir. Ağır vakalarda miyokardit çoğunlukla ilerleyicidir. Difterili hastalarda ilk 3 hafta içinde en başta gelen ölüm sebebi kalp yetersizliğidir. Kalp komplikasyonları ilk 2 haftada çıkarsa erken, 3. haftadan 50. güne kadar görülürse geç olarak nitelendirilir. Felçler : Ağır difteri zehirinin sinir dokusuna yapmış olduğu zarar ile felçler görülebilir. Difteri felçlerinin karakteri simetrik ve ağrısız olmaları ve kalıcı hasar bırakmamalarıdır. Yumuşak damak felci, difteride en sık rastlanılan ve en erken gelişen felç tipidir. Anjinden 1-3 hafta sonrasında ortaya çıkar. Yutma güçlüğü, sulu gıdaların burundan gelmesi, burundan konuşma (hımhım konuşma) ile kendini gösterir. 1-2 haftada tamamen geriler. 3-6.haftalarda gözde göz merceğinin kendini ayarlamasını yapan kasların felci ile yakını görmede güçlük (okuyamama, iğneye iplik geçirememe). Hastalığın neden olduğu öteki kötü sonuçlar Difterili süt çocuklarında sekonder bronkopnömoniler (zatürre) sıktır. Bazı vakalarda geçici nefrit (böbrek iltihabı) belirtileri ortaya çıkabilir. Ender olarak plörezi (göğüs zarının iltihabı), apseleşen lenfadenitis (lenf bezi iltihabı; çoğu zaman streptokoksik) gelişebilir. Bağışıklık Difteri hastalığının geçirilmesi yaşam boyu devam eden bir bağışıklık vermez. Anne kanında difteri antitoksini var ise yenidoğan çocuk difteriye karşı bağışıktır ve bu pasif bağışıklık 3-4 ay sonunda kaybolur. Difteriye karşı bağışıklık durumu Schick testi ile tayin edilir. Schick testi difteri ile temas etmiş kişilerde bağışıklık durumunun saptanmasında, ek olarak immun yetersizlik sendromlarının tanısında kullanılan bir deri testidir. Difteri ve Korunma En iyi korunma şekli aşıdır. Difteri aşısı her sağlıklı çocuğa rutin olarak uygulanmalıdır. Aşı uygulanmasına çocuk 2 aylıkken başlanır ve 2 aylık aralarla üç doza tamamlanır. Üçüncü aşıdan 1 yıl sonrasında bir doz daha verilir. Bunu izleyerek 3 yıl sonrasında bir rapel, hemen sonra 10 senelik aralarla hatırlatma dozları yapılır. Difterili hastanın öteki kişilerden ayrı tutulması şarttır. Karantina birer hafta aralar ile yapılan boğaz kültürü negatif olana kadar devam ettirilir. Taşıyıcıların saptanması ve tedavisi korunmada fazlaca önemlidir. Read the full article
0 notes
saglik-bilgileri-org-blog · 8 years ago
Text
Yanıklarda İlk Yardım Nasıl Olmalıdır
Tumblr media Tumblr media
Yanıklarda İlk Yardım Yanıklarda İlk Yardım  konusunun önemi Günlük yaşantımızda en fazla karşılaşabileceğimiz ev kazalarından biri de yanıklardır ve  önem arz etmektedir. Yanıklarda çeşitli şekillderde gerçekleşebilir bunlardan bazıları şunlardır.: Yağ yanıkları,ütü yanıkları,buhar yanıkları,su yanıkları vb. Yanıklara ilk müdahale çok önemlidir. Yanıklarda İlk  Yardım da Yapılması gerekenler ve yapılmaması gerekenleri aşağıda söyleyeceğim. Yanıklarda İlk Yardım da Yapılması gerekenler: Evinizde Bir kabın içine bir miktar soğuk su (buzlu suda olabilir) koyulduktan sonra Kısa bir süre (1 dk civarı ) yanan kısımı su içersinde tutmak fakat fazla uzun süre tutmayın yanan kısımda sinir ucları büyük ölcüde dışarıdadır. Ecza dolabımızdan Yanık kremimizi Yanan bölgeye hafifce uygulamalıyız Gazlı bezle yanan kısmı sararak en yakın saglık kuruluşuna gitmeliyiz gazlı bezimiz mevcut değilse temiz bir bezde olabilir fakat mutlaka temiz olmalı Yanıklarda Yapılmaması gerekenler: Kesinlikle Yanan bölgeye Yogurt Diş macunu gibi şeyler sürmemeliyiz. Bunları sürüdğümüzde İlk başta rahatlık hissi verebilir. yogurdun soğuk olması diş macunun mentollu olmasından dolayı kısa süreli rahatlık olabilir ama genel manada bunlar kesinlikle yapılmamalıdır. çünkü yanan bölge diğer bölgelerden daha sıcak ve hassastır. bu sürdüğümüz maddeler yanan kısmın ısısından dolayı yanıkların üzerinde Katılaşmaktadır. hastanelerde gerekli tedavi yapılırken bu oluşan katmanlar kazınmak durumunda olduğu için canınız daha fazla yanarak Tedavinizi güçleştirmektedir. Yanan bölge kesinlikle akan su altına tutulmamalıdır.  akan su altına tutuldugunda yanan kısmın üstündeki deri soyulacaktır. bu durumda yine tedavinin zorlaşmasına neden olmaktadır. Kısacası yanıklarda yapmamız gerekenler  elimizi kısa bir süre duran su içinde tutmak , yanık kremi sürmek( yok ise direk gazlı bez ile sarılarak yine hastaneye gidilebilir) ve gazlı bez ile yanan bölgeyi sardıktan sonra En kısa süre içerisinde hastaneye gitmektir. Read the full article
0 notes
saglik-bilgileri-org-blog · 8 years ago
Text
Meslek Kanseri belirtileri ve tedavi
Meslek Kanseri Bazı kimyasal maddelerin kansere sebep oldukları çok eskiden beri bilinmektedir. Zamanla bunların sayıları da artmıştır. Bunlardan bir kısmı direkt olarak diğer bir kısmı da ancak diğer faktörlerden bir veya birkaçının birlikte bulunması ile endirekt bir şekilde kanserojenik etkilerini gösterirler. Sanayi mamullerinin büyük bir kısmında (az veya çok deterjan gibi temizlik ve bazı malzemelerin eldivenle ve sürekli elle kullanılmamaları önerilmektedir. Diğer taraftan son yıllarda iş yerlerinde alınan ve alınması kanunen gerekli korunma tedbirleri sayesinde belirli meslek kanserlerinin görülmeleri hayli azalmış bulunmaktadır. Meslek Kanseri - Epidemiyolojik özellikler Etkenle temas öyküsü erken başlayanlarda ve daha genç yaşlarda görülürler Aynı etkene maruz kalan birden çok kişide görülürler Mesleki olsun olmasın, birden fazla kanserojenle karşılaşanlarda daha sık görülürler (asbest-sigara etkileşimi gibi) Etkene maruz kalma ile  teşhis  arasında geçen  süre 10-15 yıldan az değildir. Ayrıca bu süre  40-50 yıla kadar uzayabilir. Bu nedenle tanı sıklıkla kişi emekli olduktan sonra konur. Meslek kanseri nin spesifik bir histolojisi yoktur. Read the full article
0 notes
saglik-bilgileri-org-blog · 8 years ago
Text
Diş Gıcırdatma ve tedavisi
Tumblr media Tumblr media
diş gıcırdatma Diş gıcırdatma tedavisi ve niçin diş gıcırdatırız şeklinde sorunlara değinerek başlamış olalım Sebepleri Stress, agresif, takıntı yada sıkılgan kişilik yapıları, anne-babası diş gıcırdatan çocuklar bu alışkanlığa daha eğilimlidir. Belirtileri Dişlerde aşınma, uyuma esnasında çıkartılan gıcırdatma sesleri, yüz kaslarında ağrı, çene ekleminde problemler, baş ağrısı, dişlerde sallanma ve duyarlılık. Tedavisi Ilk olarak ruhsal açıdan diş gıcırdatmaya neden olan faktörler ortadan kaldırılmaya çalışılır. Bu başarılamaz, hastaya takıp çıkartılabilien bir gece plağı yapılır. Diş gıcırdatmanın sebepleri nedir? Bruksizmin (diş gıcırdatması) oluş sebepleri hakkında çeşitli düşünceler vardır. Bazı araştırmacılar buruksizmin dişler arasındaki kapanış ilişkisinin bozulmasından kaynaklandığını, bazıları santral sinir sistemindeki bir hastalığın niçin bulunduğunu bazı araştırmacılar da bu iki sebebi de kapsayan fazlaca yönlü bir sorun bulunduğunu ileri sürmektedirler. Duygusal stresler (Hepimiz stresin diş gıcırdatmanın sebepleri içinde en önemli unsur olduğu mevzusunda düşünce birliği içerisindedir. Vücudumuzda stres belirtilerini ilk olarak gördüğümüz yer ağız dokularıdır. Stres bruksizmin hem oluş sebebi hem de olayın sertliğini artıran en önemli unsur olarak belirlenmiştir.) Aşırı sinirli, duyarlı, titiz bir yapıya sahip olmak Malokluzyon (dişlerin diziliş ve sıralanışındaki bozukluklar) Dişlerin çiğneyici yüzünde oluşan aşınma:Dişlerin birbirleri ile sürtünmesi sonucunda oluşan aşınma tüm dişleri kapsayabilirse de bilhassa ön dişlerde daha etkilidir. Dişlerde kırılma:Dişleri sıkma ve gıcırdatma sonucunda ön dişlerin köşelerinde arka dişlerin çıkıntılı kısımlarında mikro çatlaklar oluşur. Röntgen ile saptanamayan bu çatlaklar zaman içinde büyüyerek dişlerin kırılmasına niçin olur. Dişlerde aşırı duyarlılık:Çoğu zaman soğuğa karşı duyarlılık gelişir. ( Diş etinin geriye çekilmesi ve çoğu zaman bununla beraber oluşan dişin boynunda diş eti hizasında oluşan çentik şeklindeki aşınmalar:Bu durumun oluşmasına niçin olarak ilerleyen yaşa bağlı diş eti çekilmesi ya da aşırı baskı uygulanarak meydana getirilen diş fırçalama gösteriliyorsa da , bruksizm hastalığının dişlerde bu şeklinde oluşumlara niçin olduğu bilinmelidir. Dişlerde sallanma: Seneler devam eden gıcırdatma sonucu dişler gevşeyerek sallanmaya adım atar. Aşırı tazyik dişleri saran kemik desteğinin kaybolmasına niçin olur. Bu durumu telafi etmek için dişlerin kökleri hizasında ekstra kemik çıkıntıları gelişir. Yanaklarda iritasyon (tahriş): Bilhassa dişleri birbirlerine temas ettikleri kapanış çizgisi hizasında, yanağın iç kısmında çizgi ya da kabartı şeklinde fibröz bir oluşum meydana gelir. Bu oluşum sebebi ile çoğunlukla "yanak ısırma" vakası ile karşılaşılır. Kas ağrısı:Bilhassa şakak ve yanak bölgesindeki kasların aşırı emek vermesi bu bölgelerde kas ağrısına niçin olur. Baş ağrısı: yukarıda belirtilen kas ağrısı ara sıra başağrısı şeklinde kendini gösterir. Çene ekleminde ağrı : Çene eklemine aşırı yüklenilme sebebi ile eklemde ağrı, çıtırtı ve kenetlenme olabilmektedir. Diş Gıcırdatma Tedavisi                                                     Tedavinin amacı dişlerde çene kemiklerinde oluşabilecek kalıcı zararları önlemek ve ağrıyı ortadan kaldırmaktır.     Diş hekimi tarafınca uygulanan, uyku esnasında dişlerin birbirleri ile temasını engellemek amacı ile alt ve üst çene dişlerinin arasına yerleştirilerek kullanılan "gece koruyucuları", diş gıcırdatması semptomatik tedavisinde kullanılan en mühim araçtır. Sadece gece koruyucularının çoğunlukla tek başlarına kafi olamayabilmektedir. Bundan dolayı hastalığın sergilediği tabloya bakılırsa gece koruyucularının yanında bazı ek tedavilerinde uygulanması gerekmektedir: Stres terapisi, Rahat uyumayı sağlayıcı önlemler, Kas gevşetici ilaç uygulaması, Hatalı yapılmış diş dolgusu ve kaplamaların yenilenmesi, Eksik olan dişlerin yerine koyulabilmesi için protez uygulamaları. Read the full article
0 notes