Text
HiV Statüsü ve Toplumdaki Karşılığı
Çok çetrefilli bir konu. Bu konuda kısır bir döngü vardır. Taraflar birbirini her daim yaftalama peşindedir.
Hiv statüsü bir noktaya kadar kişiyi ilgilendiren ve tamamen kendine saklamakla yükümlü olduğu bir durumdur. Peki “o” nokta nedir?
Bazı ülkelerde geçerli olmak üzere hiv statü durumu yasal zorundalık olarak evlenme durumunda eşe paylaşılması gereken bir şey. Bunu sosyal hayata indirgeyerek bazılarımız partnerlerimize de paylaşma zorunluluğumuz olduğunu düşünebiliyor. Cinsel ilişkiye gireceğimiz kişilere bunu söyleyip söylememek tamamen kişiye kalmış bir durumdur ve vicdani bir karardır. Şimdi durup dururken hiv + pozitif olanlara vicdan muhasebesi yaptırmak istemem lakin bunun da kendi içinde oluşmasını sağlayan sebepleri vardır.
*Eğer ki korunmasız seks isteğin varsa, söyleyeceksin.
*Hiv + durumunla ilgili tedavi sürecin kesildiyse, eksik bir şeyler varsa, söyleyeceksin.
Taraflar zaman zaman bu konuda ipin ucunu kaçırabilir. Olayın hassasiyeti de buradan kaynaklanıyor. Hiv asla güzellemesi yapılacak bir durum değildir. Bazı kişiler gizliliği koruyacağım diye, istediğimi yaparım asla söylemek zorunda değilim noktasına geliyor. Bir taraf diyor, söylemek zorunda değilim, bir taraf diyor bana ne kondom taksaydı. İşte böyle iki bilinçsiz andaval seks yapınca al sana yeni bulaş ve konakçılar. Bulaş yaptığınız kişinin metabolizmasını, savunma sisteminin güç durumunu bilemezsiniz. Bu noktadan sonra vicdani yaptırımlar ortaya çıkıyor. Ee hangi noktaya vardık? Korunmak... Bilinçlenmek...
Hiv, kesinlikle öyle dokunmayla bulaşacak bir hastalık değil. Yoğun cinsel temas ve kan geçişi şartı var bulaş için. O yüzden, öptüm de, dokundum da bana ne olur diyecek cahil cühela partner/eş sevdanızı bir gözden geçirin. Öz saygınızı koruyun. Diğer yandan hiv statünüzü paylaştığınız insanların güvenirliğini de dikkat edin. Önünüze gelen insanla birkaç dakikalık zevk için yatmayın. Bu da öz saygı meselesi. Hiv statünüzü bilerek hareket edin. Hayır, hiv+ olduğunuz için değil, bu durumu aleyhinize kullanacak çok andaval olduğu için.
Hiv+ bireyler son dönemlerde yapılan tedavi yöntemleriyle belirli aşamalar kaydederek bulaş etkenini bile yok edebiliyorlar. Bu yüzden hiv+ statülerini kendilerine saklamaları çok doğal. Ortadoğu bataklığında olduğumuz hiv+ insanlara öcü gözüyle bakıldığından bu durumu anlamak gerekir. Özellikle twitterda bir kendini bilmezin, birisini ifşa edeceğim çıkışları bu duruma örnektir.
Hiv+ birey olup herhangi bir önlem almadan, tedavi almadan, tamamen bilinçli şekilde bulaş kaynak olmayı kabul edip cinsel ilişkiye giriyorsa zaten o kişi saf kötüdür, karma onun bin belasını versindir.
Sonuç olarak, hiv artık büyük bir tehlike değil, kontrol altında tutulan, etkileri minimuma indirilen bir hastalıktır. Çiftler bilinçli olduktan ömür boyu sağlıklı bir cinsel yaşam olasıdır.
8 notes
·
View notes
Note
Nasılsın, nerelerdesin?
selamlar iyiyim, sen nasılsın?
2 notes
·
View notes
Text
Olduğu gibi, Nefreti de, Sevgiyi de, Yalnızlığı da, Bu boş kalabalığı da kabul ettim.
Yaşattığı için, Kanlı savaşları, Aşkın acısını, Seni, En zoru da kendimi yenmeyi bildim.
Uçurumların ucunda nefes alıyorum, Düşmeye meyilli, Asla öldürmeyecek biliyorum. Kendimi sonsuz boşluğa bırakıyorum, Bir heykel gibi, Ruhsuzca parçalarıma ayrılıyorum.
Olduğu gibi, Bilmediklerimi de, Hissedemediklerimi de, Bu dünyayı, Öncesini ve sonrasını, Her şeyiyle bir kan pıhtısına sığdırdım.
Uçurumların ucunda nefes alıyorum, Düşmeye meyilli, Asla yaşatmayacak biliyorum. Kendimi sonsuz boşluğa bırakıyorum. Küçük bir anı gibi, Önce gülümsetiyor sonra unutuluyorum.
Teoman Sercan AKTÜRK
2 notes
·
View notes
Text
Özlem Tekin - Öz (Albüm)
Bundan tam 23 sene önce çıkan bir albüm Öz! 23 sene öncesine ait lakin yine de taze, yenilikçi ve farklı sounduyla günümüz albümlerinden bile kat kat önde sayabileceğimiz bir albüm Öz.
Özlem Tekin’in 2. albümü olan Öz öncesi çıkardığı ilk albüm Kime Ne ile zaten büyük bir başarı yakalamıştı. Aşk Her Şeyi Affeder mi ve Yar Bana Varmadı parçaları şu anın bile unutulmaz hitleri arasında yer alıyor. Bu denli büyük bir başarının ardından Özlem Tekin büyük bir risk alarak Türkiye’de hiç denenmemiş elektronik müziği (en azından bir albüm olarak) yaptı ve bu albümü Türkiye müzik tarihine hediye etti.
Albüm öncesi, Özlem Tekin’in arkadaşlarından tutun da, müzik çevresindeki çoğu kişi ilk albümünün sounduyla eş değer bir şeyler yapması için baskı kursa da O, ticari kaygılardan çok farklılığı öne çıkarmak, yeni bir şeyler yapmak istiyordu.
Dönemin önemli prodüktörlerinden Ümit Kuzer ile kolları sıvadılar. Tamamı elektronik olarak, canlı hiçbir enstrümanın kullanılmadığı Öz albümünü tamamladılar. Albümün künyesi ise şu şekilde;
Düzenlemeler: Ümit Kuzer
Prodüktör: Ümit Kuzer-Özlem Tekin
Miks - Kayıt: Martin Cru Spencer
Albüm toplamda 10 parçadan oluşmakta ve her parçanın (aynı albüm adı gibi) tek kelimelik isimleri var. Albümün şarkılarının haricinde albüm içerik tasarımı ve kapağı da organik çekim değil, elektronik ortamda yapılmıştır.
Albümün şarkıları ise sırasıyla:
Bahar, Öz, Yol, Saat, Paparazzi, Tarlalar, Duvar, Dünya, Çok ve Hiç.
Bu şarkılardan ilk olarak Bahar adlı şarkıya klip çekilmiş ve bir süre sonra yayınlanması yasaklanmıştır. (İçerdiği görüntüler sebebiyle). İkinci klip ise Yol adlı şarkıya çekilmiş olup klip Yurtdışında MTV ve MCM gibi ünlü video kanallarında ilk sıraya kadar yükselmiş lakin yine klibindeki sıradışı görüntüler sebebiyle Türkiye’deki gösterimi çok az olmuştur.
Albümün diğer şarkılarının ise kendi içinde küçük hikayeleri vardır.
*Genel olarak, Özlem Tekin kafasında istediği soundu ve fikri oluşturması için ilk albümden sonra çok süre geçti çünkü Özlem isteklerini uygulayabileceği yapımcıyı zor buldu. O dönem Peker müzikle anlaşması olmasına rağmen istediği albümü yapamamasından dolayı anlaşma feshedildi, İstanbul Plak ve Peker Müzik arasında anlaşmazlıktan dolayı uzun bir mahkeme süreci bile oldu.
*Albüme sahip olup kartoneti okuyanlar bilir ki, Özlem Tekin çevresindeki birkaç arkadaşına “ "beni insan içine çıkarıp, giydirdiğiniz ve zor günlerde yanımda olduğunuz için teşekkür ederim..." şeklinde bir yazısı var. Bunun sebebi, albüm sürecinin öncesindeki şirket bunalımı, hem de albümü kaydederken ki piyasadan aldığı bu albüm tutmaz, hata yapıyorsun, kariyerini mahvedeceksin" şeklindeki açıklamalardan kaynaklanıyor. Çevresindeki birkaç insan neyseki her şeye rağmen destek vermiş.
*Albümdeki Duvar şarkısı, Özlem Tekin'in piyasaya girmeden önce, özellikle Volvox döneminde yaşadığı riyakarlıklar için yazmıştır.
* Albümdeki Paparazzi şarkısı ise Özlem Tekin’in Kime Ne albümündeki büyük başarısından sonra Türk medyasının nasıl üstüne gelip devamlı yaşantısını taciz etmesiyle alakalı bir şarkı.
*Tarlalar ve Saat şarkıları Özlem Tekin’in o dönem yaşadığı psikolojik sıkıntıların bir dışavurumu. Kimse tarafından sevilmediği, kabul görmediği düşüncesinin hakim olduğu karanlık ve kasvetli bir dönem.
*Öz ve Yol şarkıları ise genel itibariyle ne yaşarsan yaşa kendini sevmen, kendini önemsemen gerektiği ile ilgili pozitif his uyandıran tavsiye içeren bir şarkı.
*Kapanış şarkısı Hiç ise, aslında Özlem Tekin o dönem içinde bulunduğu kasvetli zaman diliminin de bir kapanışı. Ne yaşarsan yaşa aslında kafayı takma. Bir kere geldin bu dünyaya gibi mesaj içeren bir şarkı.
Şu an bile alınıp dinlendiğinde şimdi yapılmışçasına bir özeni, yeniliği ve farklılığı bize yıllar önce sunan Özlem Tekin’e Türk müziği adına teşekkür etmek gerek. Zamanına göre büyük bir riskti. O riski aldı ve Türk müziğinde güzel bir ilke imza attı.
5 notes
·
View notes
Text
Hayatım bir kan damlası, Akıyor kasıklarıma.
Kimsesiz çocuklarım oluk oluk, Her biri piç, orospu, Tanrının ellerinde. Ne öldürür ne yaşatır, Ne köle, ne özgür, Nefesimiz O'nun nefsinde.
Seyre dalıyorum pişmanlıkları, Aşkı, acıyı, aldatılmayı, aldanmaları.
Benim gerçeğim sadece ben, Sen ise kahramanı katil olan bir hikaye. Dünyaları devirdim, Noktasız cümlelerimin peşine. Öznesine yalvarıyorum, Öldürmüyor ruhumu yine de.
Nedensizdi belki de her şey...
Teoman Sercan AKTÜRK/2019 (Kimsesiz Antoloji)
6 notes
·
View notes
Text
Anlayamadım, Hayal ettiklerimin acımasızlığını. Asla sahip olamayacağım, Aşkı. Göremedim, Namlusunda gül açan katil insanları, Köşesi kırık aynalardaki, Hayatı. Söyleyemedim, Heykelleri dirilten sessizliğin şarkısını, Kör, sağır ve dilsizi oynadım.
Kirli suda berrak bir hayal kurdum.
Teoman Sercan AKTÜRK / 1 Eylül
3 notes
·
View notes
Text
Bir köşeye kıstırılmış, dünya korkusuna yenik ruha, Aşk için ağlamasını öğretebilir misin? Her yansımada kendimizi görürüz sanmıştık, Karşına çıkan yüzlerce yüzde kendini bulabilir misin? Bu çok tatlı bir yalan, Gerçeğin önünde diz çöktürsen de, Kalbini tek bir hamleyle kökünden söksen de, İnanmak için direniyoruz. Sen bana acı gerçeği öğretebilir misin?
Teoman Sercan AKTÜRK
2 notes
·
View notes
Text
This full blog is now held at 2mblr.com/seroxturk
ARCHIVE
You can view all my past posts and Follow me there!
1 note
·
View note
Text
Bulutlara değdim yalnızlığın ucundan, Yağmurlarla yıkandım, Damla damla yağdım, Kurudum naçar topraklarda. Tanrısıydım gölgemin, Yine de ne kölesi ne de kuluydum kendimin. Mülteciydim, Çorak yurtlarda, Ve seni asla göremediğim o kalpte. Ölmeyi anladım, Yaşamayı seçtiğim sürede. Son bir kez daha, Tek bir nefes uğruna, Bulutlara değdim, Bu göğün altında.
Teoman Sercan AKTÜRK
9 notes
·
View notes
Text
3.02
Bundan tam 19 yıl önce, Kocaeli depreminde tam da merkezinde tecrübe ettim bu acı olayı. Komşu apartmanımız yıkılmıştı. Küçük yaşımda yaşadığım en büyük kabustu, gecenin bir yarısında çıktığımda yıkılmış o koca binayı görmek. O binada birçok çocuk arkadaşım, komşu teyzelerim, amcalarım vardı. Hepsi öldü. Sokağımda çocukluğuma katkısı olan birçok insan yaşamanı yitirdi. Sınıf arkadaşlarımdan neredeyse yarısı öldü. En yakın arkadaşım karşı komşumdu, öldü. O gece mahallemde babamın elini sımsıkı tutarak, kalabalıkta birçok yıkılmış apartmanın önünden geçtik. O apartmanlarda oturan birçok tanıdığımız öldü. Bazen şu an dönüp baktığında olanları hatırlıyorsun ve kendime şu soruyu soruyorum: hayatta kalmış olmam bir şans mıydı yoksa bir lanet miydi? Olması gereken miydi... Yitirdiğim tüm anıları, arkadaşlarımı, komşularımı, akrabalarımı ve tüm yiten canları tekrar yad ediyorum bu gece...
6 notes
·
View notes
Text
Bak fırtınadayım, Esmiyor, gürlemiyorum. Bir kirpik düşerken, Gözlerimle değil, Hislerimle görüyorum. Çünkü bu fırtınada, Ne savruluyorum, Ne kavruluyorum, Kendim olmak isterken, Yine kayboluyorum.
Bak yaşıyorum, O Gök'ün altında, Bazen ıslanıyor, Bazen yanıyorum. Aldanıyor ve yalvarıyorum. Dinsin istiyorum, Acı da, mutluluk da, Umutlarım da.
Bak ölüyorum, Yerin üstünde etten bedenimle. Sessizleşiyor, Sensizleşiyor, Şehirlerin atıkları, Dünyaların yükü, Ve bir aşkın imkansızlığı, Nefesimi kesiyor, Ölüyorum.
29.6.2018 / Şimdiye Notlar-2 (Teoman Sercan AKTÜRK)
7 notes
·
View notes
Text
Ben ölürsem bana ne olacak, O çocuğa, O kalabalığa, Yalnızlığa, Sönmüş yıldıza, Ağaçsız ormana, Pişmanlıklarıma, Ve aşklarıma ne olacak. Unutursam iyi, Unutursam güzel. Ah unutsam keşke. Bir keşke ile ölmeden, Bana ne olacak...
29.6.2018 / Şimdiye Notlar (Teoman Sercan AKTÜRK)
8 notes
·
View notes
Video
youtube
Enigma - Return To Innocence
"Güçsüz olduğun için korkma, güçlü olduğun için gururlanma. Kalbinin derinliklerine bak, orası senin gerçeğindir, masumiyetine dönüşündür..."
13 notes
·
View notes
Text
Trajedi
Kim değil ki, Yaşını alıp ölüme bürünen. Ölüm değil mi, Bizi biz olmaktan alıkoyan. Ah o çocukça neşe, Ah o masum elem, Ve bir gözyaşı gibi, Akıyordu göğsümden, Delip geçerken geçmişimi, Şimdimi ve geleceğimi. Ah çocuklarım, Ah doğmamışlarım, Ve pişmanlıklarım, Akıyordu kasıklarımdan.
Ah sen, Ah sensizliklerin gerçeği, Ve bu yalana dua eden köle, Tanrıların, Vicdansızların, Acımasızların, Senin, Senin gibilerin ellerinde, İpim, Belleğim, Ruhum, Ben işte O'yum.
Ah... Keşke bitse bu oyun.
Teoman Sercan AKTÜRK
4 notes
·
View notes
Text
Güneşi Söndürmek
Bak, Görmeyi ummadıkça yaşıyoruz, Aklımıza gelmeyenleri, En nahoş gerçekleri. Bak, Her şey basit bir kaos, Yıkıyor hayalleri, Ulaşamadığımız sevgileri.
Yolun sonunda ölmek için direnen ruhu, Duasıyla laneti aynı Tanrıya avuç açan kulu, Biz o sabah uyandık, Kapkara bir dünyaya, Güneşi tek bir kurşunla, Tam göğsünden söndürdük. Şimdi tüm insanlık katil. Ruhu da, Kulluğu da, Basit bir cümlenin noktasına hapsolmuş.
Özgürüz şimdi.
Dinle, Duymayı istemeden anlıyoruz, Kim öldürür nefretle sevdiğini. Dinle, Sessizlik bir uçurumun ucu, Tutamaz o çığlıklar ne seni ne beni.
Özgür müyüz şimdi?
Teoman Sercan AKTÜRK
7 notes
·
View notes
Text
Eğer biriktirebilseydim yalnızlıklarımı avuç avuç,
Razıydım heykelleri dirilten sessizlikte o umarsız sohbete.
Eğer söyleyebilseydim ne kadar daha ölebildiğimi,
Ne kadar daha öldürdüğünü beni bu çaresizlikte.
Teoman Sercan AKTÜRK
6 notes
·
View notes
Text
Su gibi akan yalnızlıklarla savaştık devrik bedenlerimizle, Esir düştük kalabalıkların ellerine, Razıydım oysa ölmeye tek bir kalpte, Hazırdım dirilmeye uçsuz bucaksız suretinde, Arsız bir aşka yolculuktayım, Neresindeyim sensizliğin kentinde...
Teoman Sercan AKTÜRK
3 notes
·
View notes