Don't wanna be here? Send us removal request.
Text
EHL-İ BEYT
Yazar, Abdurrahim hoca. Ehl-i Beyt nedir? Ne gibi hatıraları vardır? Medine sokaklarında Peygamber Mescidi’nin yanık sesli müezzini Bilal’in okuduğu ezan, yatsı namazına davet ediyor ve sahabeler mescidi dolduruyordu. Namaz kılındıktan sonra Efendimiz (sav) mescide bitişik tek gözlü odadan ibaret olan kızı Hz. Fatıma’nın evine gitti. O gece kızının zifaf gecesiydi. Küçük yaşta annesini kaybetmiş, yokluk içinde büyümüş, acılar çekmişti Hz. Fatıma. O’nu teselli eden tek şey babası, Kainat’ın iftihar tablosundan gördüğü sevgi ve şefkatti. Evin kapısının önünde durup seslendi. Fatıma (ra) ya düğün gecesinde yardımcı olması için gelen Ümmü Eymen Bereke karşıladı. Efendimiz’in annemden sonraki annem dediği bu güzide kadın şimdi de Fatıma’ya yardım için buradaydı. Hoş geldin Ya Rasulallah diyerek buyur etti içeri. Efendimiz içeri girince sağına kızı Fatıma’yı, soluna da damadı Ali (ra) yi oturttu. Bir ibrik su istedi, getirdiler. Bu suya Nas, Felak sureleri ve bir takım dualar okuduktan sonra bu sudan için ve bununla abdest alın tavsiyesinde bulunduktan sonra, ‘’Allah’ım Fatıma ve neslini şeytanın şerrinden korumanı diliyorum, Allah’ım onlar benden ben onlardanım, onlara hayırlı evlatlar nasip eyle’’ diye dua etti ve kızının evinden ayrıldı. Duası kabul olmuştu peygamber Efendimiz (sav ) in. Cenab-ı Hak, on bir ay arayla iki erkek evlat ihsan etti Peygamber kızı ve damadı’na. Sevgili dedeleri büyüğüne Hasan, küçüğüne Hüseyin adını verdi. Halbuki babaları Hz.Ali (r a ) büyüğüne Harb, küçüğüne ise Hamza veya Cafer adını vermeyi düşünüyordu. Allah Rasulü (s a v ) ‘’Allah’ın kararı her şeyden üstündür. Cebrail bana gelip, torunlarıma bu isimleri koymamı emir buyurdu’’ demişti. Hasan ve Hüseyin iyilik, güzellik demekti. Nübüvvet feyiz ve bereketinin denizi Fatıma (ra) ve velayet ve yüceliğinin, ilim ve irfanın ummanı olan Hz. Ali (ra) den dünyaya gelen çocuklara bu isimler nede güzel yakışan, göklerden gelen ne de güzel bir karardı. O yüzden Efendimiz (s a v ) torunları için ’’Hasan ve Hüseyin benim dünyada kokladığım iki reyhandır’’ diyerek onları sevip koklayacaktı. Cennet kokulu ev; Hz. Ali (ra) farklı işlerde çalışarak evinin iaşesini temin ederdi. Evleri çok dar ama gönülleri ummanlar kadar genişti. Huzurlu ve mutluydular. Ne atlastan sırmalı yorganları, ne de yünden döşekleri vardı. Evlerinin bütün eşyası yıpranmış bir kilim, bir koç postu, hurma lifleriyle doldurulmuş iki - üç yer minderi. Hasan ve Hüseyin’in narin tenleri incinmesin diye onları minderde yatırıp kendileri hasırda yatarlardı. Hz. Fatıma bu duruma dayanamayıp bir gün babasından dünyalık adına bir şeyler istemeye gitti. Babacığım biliyorsun ‘’üzerinde oturup yattığımız tek bir postumuz var’’ dedi ama gerisini getiremedi. Çünkü babasının bedeninde de hasır izleri vardı. Ama sevgili babası derdini anlamıştı kızının. ‘’Canım Fatıma’m sabretmelisin. İmran oğlu Musa’da eşiyle yirmi yıl döşeksiz uyudu. Üstünde yattıkları pamuktan bir abaydı.’’ Biz Peygamberler dünyaya niçin önem vermeyiz, evlatlarımız da bize benzer bir dünya hayatı yaşasın diye’’ dersini vermişti. Fatıma bu cevaba üzülmedi aksine kalkıp babasının elini öpüp oradan ayrıldı. Bu sözleriyle Efendimiz (s a v ) evlatları ve torunlarına, saltanat, şatafat ve dünya zenginliğinden uzak durmalarını en büyük miras olarak bırakıyordu. Nübüvvet mektebinin talebesi olmaktan daha büyük makam ve mevki olur muydu. Onlar bu mektebin has talebeleriydi. İşte Peygamber terbiyesiyle yaşanılan bu ev, dünya reyhanlarıyla Cennet kokulu ev halini alıyordu. Çocuk terbiyesinde rol model Allah Rasulu (s a v ): Abdullah bin Abbas (r a ) anlatıyor. Bir gün Allah Resulü (s a v ) ile dolaşıyorduk, Hasan ve Hüseyin’i arkadaşlarıyla oynarken gördük. Onları bir müddet izledikten sonra;’’ evlatlarımı yanıma getirin. İbrahim Peygamber’in evlatları İsmail ve İshak’ı koruması için Allah’a yalvardığı gibi bende onlara dua edeceğim’’ dedi ve ‘’Rabbim sizi şeytanın şerrinden korusun ‘’ diye onlara dua etti. Bu davranışıyla Peygamber Efendimiz (sav) etrafına ve bizlere çocukların kulakları hep Allah’ ın adını duymalı, güzel sözler işitmeli dersini veriyordu adeta. ’’Ey Müslümanlar! Siz de çocuklarınızı Allah için sevin, kucaklayıp öpün onlara hayır duaları edin’’ diye dua etmemize rol model oluyordu. Bazı sırlar sonradan anlaşılacaktı. Bir bayram sabahı adeti olduğu gibi sevgili dedeleri torunlarını Mescide götürmüştü. Namazdan sonra Mescidin bahçesinde toplanan çocuklar üzerlerindeki bayramlık elbiselerle çok şen görünüyorlardı. Ama Peygamber torunlarının, dünyanın reyhanlarının üzerlerinde eski elbiseler vardı. Hz. Hasan üzgün bir şekilde ‘’ bizim neden yeni elbisemiz yok dede diye sorduğunda, gözleri dolan ve üzülen Peygamber dedelerine Cebrail (as) iki beyaz elbise getirmiş ve Efendimiz (sav) in hüznünü gidermişti. Bu seferde; ama çocukların giysileri rengarenk bizimkiler neden beyaz diye nazlanan Hz. Hüseyin olmuştu. Cebrail (a.s) Ey Allah’ ın Resulu (sav) elbiselerin üzerine biraz su serpin çocukların istediği renge dönüşsün dedi, su serpilince biri yeşil diğeri kırmızı renge dönüştü. Dedeleri yeşil renkli elbiseyi Hz. Hasan’ a, kırmızı renkli elbiseyi de Hz. Hüseyin ’e giydirdi. Böylece çocuklar mutlu oldu. Neden Hz. Hasan’a yeşil renkli elbise, Hz. Hüseyin’e kırmızı renkli elbise bunun sırrı da sonradan anlaşılacaktı. Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin güreşirlerken…. Kader, onları manevi bir vazife için hazırlıyordu. Sadece anne babası ve sevgili dedeleri onları koruyup kollamıyordu. Bir gün Efendimiz (s a v ) in huzurunda güreş tutuyorlardı. Efendimiz onları keyifle seyrediyordu, bir ara ‘’ Haydi Hasan göreyim seni, ha gayret yakala Hüseyin’i ‘’ dedi. Görünürde Hüseyin’i kayırmalıydı, çünkü küçük olan Hüseyin’di. Hz Ali (r a ) hikmetini anlamak için sordu; ‘’Ey Allah’ın Resulü! Büyük olan Hasan. Sizin Hüseyin’i kayırmanız gerekmez mi? Bu soru üzerine Efendimiz (s a v ) ‘’Baksana Ali’’ dedi, ’’Cebrail’de Hüseyin’e ha gayret Hüseyin göreyim seni diyor’’ diye gülümseyerek cevap veriyor du. Peygamber torunlarının oyunlarını melekler seyre gelmişti. Benim neslim Ali’nin soyundan gelecek! Bir gün Hz. Abbas merak edip sordu. ’’Ey Allah’ ın Resulü Ali’ yi çok mu seviyorsun? Efendimiz (sav); Amca! dedi.’’ Allah, her Peygamberin zürriyetini kendi neslinden devam ettirmiştir. Benim neslim Ali’ nin soyundan gelecektir. Ali’ yi çok sevmemin nedeni budur. Torunlara bırakılan miras!... Hz. Fatıma bir gün yanında duran çocuklarını göstererek, ‘’Ey Allah’ın Resulü..’’ dedi, ‘’ Hasan ve Hüseyin evlatlarındır. Onlara ne miras bırakıyorsun diye sordu. Peygamber Efendimiz (s a v ) ‘’ Hasan’a heybetimi ve izzetli halimi , Hüseyin’e ise cömertlik ve cesaretimi miras olarak bırakıyorum ‘’ buyurdu. Bırakılan miraslar dünyanın en büyük hazinelerinden daha kıymetliydi. Efendimiz (s a v) Ruh ufkuna yürümeden önce ‘’Allah’ım Ehl-i Beyt’im, Allah’ım Ehl-i Beyt’im, ben onları inananlara tek tek emanet ediyorum’’ dedi ve bu duayı üç kez tekrar etti. Efendimiz ( s a v ) Hz.Fatıma validemize ‘’Al-i Beyt’im içinde bana herkesten önce sen kavuşacaksın ey kızım’’ diyerek dünyada ki takdir edilen ömrünü tamamlamış oldu. Değerli okucularım! Bir sonraki yazımda Kerbela ve matem konusunu işlemeye devam edeceğim inşaalah. Read the full article
#EhliBeyt#Hz.AliveHz.Fatıma'nınevlenmesi#Hz.HasanveHüseyin.#Hz.Muhammedinevahalisi#PeygamberEfendimizintorunları#Peygamberinevlatlarınaduaları#TorunlarabırakılanPeygambermirası
0 notes
Text
Ecovacs Deebot Ozmo 950 & Roborock S5Max

GENEL ÖZELLİK KARŞILAŞTIRMASI
ÖzellikEcovacs Deebot Ozmo 950Roborock S5MaxHaritalamaEvetEvetHaritalama SensörüLDSLDSNesne TanımaHayırHayırŞarj Et ve Devam EtEvetEvetGürültü Seviyesi66 db60 dbYan Fırça2 adet1 adetSesli UyarılarEvetEvetEmiş Gücü1500 Pa2000 PaTek Şarj İle Temizleme Alanı280 m2250 m2Toz Haznesi430 ml460 mlOtomatik BoşaltmaHayırHayırIslak Temizlik / MopEvetEvetSu Akış KontrolüEvetEvetSu Haznesi240 ml280 mlGeçebildiği Engel2 cm2 cmHEPA FiltreHayır (HEPA filtre ayarında kendi özel filtresine sahip)EvetYıkanabilir Filtre (Uzmanlar tavsiye etmiyor)EvetEvetBatarya Kapasitesi5200 mAh5200 mAhÇalışma Süresi200 dk.150 dk.Şarj Olma Süresi300 dk.240 dk.Temizlik PlanlamaEvetEvetHarici Uzaktan KumandaHayırHayırAkıllı UygulamaEvetEvetAlexa & Google Asistan DesteğiEvetEvetYasaklı Alan BelirlemeEvetEvetBölgesel TemizlikEvetEvetBirden Fazla HaritaEvetEvetPaspas Yapılmayacak Bölge SeçimiEvetEvetHalı SensörüEvetHayırHalı Üzerinde Güç ArtırımıEvetEvetDüşme SensörleriEvetEvetKir TespitiHayırHayırDolu Hazne GöstergesiHayırHayır
SATIN ALINABİLECEK YERLER
Deebot Ozmo 950 (Türkiye'de Resmi Satışı Yok)Roborock S5Max Amazon.deTrendyolAmazon.comGittigidiyorAmazon.itHepsiburadaAmazon.esEkayonlineAliexpressBanggoodGearbest Read the full article
#akıllısüpürge#deebotozmo950#ecovacsdeebotozmo950#halıtanımaözelliklirobotsüpürge#hangirobotsüpürge#ozmo950#roborocks5max#robotsüpürge#robotsüpürgekarşılaştırma#s5max
0 notes
Text
SAĞLIK & SPOR

Değerli okuyucular, hepinizi saygı ve sevgiyle selâmlıyorum. Sağlık & Spor konu başlığı altında sizlerle insan, hayat, sağlık ve spor konularında sohbet akıcılığında yazılarımla buluşmak istiyorum. Bu yazıda kendimden bahsetmeyi istiyorum. Bahri Çelik 1957 Kemah doğumluyum . Emekli Beden Eğitimi öğretmeniyim. 28 yıl yurdumuzun çeşitli yerlerinde görev yaptım. 2005 yılında emekli oldum. 7 yıl spor mağazasında çalıştım. Halen bir özel eğitim kurumunda çalışıyorum. "Sağlık ve Spor" başlığı altında sizlerin istekleriniz, görüşleriniz ve yorumlarınız benim için önemli bir yer teşkil edecek, bana yön verecek. Site yöneticileri, uzman bir spor öğretmeni olarak hem yaşadıklarımı hem de insanlara faydalı olacak bilgileri burada yazar mısınız diye teklif ettiklerinde çok memnun oldum ve teklifi kabul ederek yıllardır biriktirdiğim tecrübelerimi sizlerle paylaşmak istedim. Planlama yapıp Ramazan bayramından sonra yazmaya başlarım diyordum ki Ramazan bayramının üçüncü günü Felç geçirdim. Beyine giden damarlarda pıhtı atmış, bir hafta yoğun bakımda kaldım. Vücudumun tam ortasından sağ tarafımın bütün fonksiyonları kaybolmuştu. Yani hissiyat kaybolmuş, karıncalanma ve uyuşukluk ile beraber yürüme ve kolu kullanma hiç yoktu. Bunları size niye anlatıyorum, hastalığın başlangıcından bu güne kadarki süreçte mesleğimin gereği doğru ve zamanında müdahaleler yapmamın faydalarını doktorların söylediği sözlerden anlamaktayım. Müthiş bir baş ağrısı, baş dönmesi ile başlayan rahatsızlık, baygınlık haline dönüştüğünde soğuk su ile 3-4 kez başımı yıkadım. Baygınlığı atlattıktan 1,5-2 saat sonra sağ elimin serçe parmağının ucundan uyuşukluk başladı. Hemen ambulansla Hacettepe acile gittiğimde uyuşukluk kolumu kaplamıştı. Müdahalelerle tıkanıklığı açtılar ancak 3-4 saat içinde yukarıdan aşağıya doğru vücudumun tümünü kaplamıştı. Doktorların söylediği benimde doğru ve zamanındaki müdahalemden bahsedip, yani başını soğuk suyla yıkaman bayılmadan buraya gelmen beyindeki hasarı en az seviyede geçirmene neden oldu. Aldığımız eğitim Anatomi ve Fizyoloji vücudumuzu iyi tanıma karşı karşıya kaldığımız tehlikeler sonunda davranış biçimi yani ilkyardım usullerinin önemini geçirdiğim bu tecrübeyle de ne kadar önemli olduğunu anladım. Sıkı durun; bu hastalığın yani (felç) ilacı SPOR, hani fizyoterapiydi diyenlerinizi duyar gibiyim. Terim yabancı ama ilaç SPOR, yani fiziki yapıyı terapi etme, tedavi etme, hazırlama, unutulanları hatırlama diyebiliriz. 3 hafta sinirleri, kasları ve eklemleri dinlendirdikten sonra, 4 haftalık fizyoterapiye başlamadan bir haftada evde yaptığım spor ile yürümeye başladım. Terapiye gittiğimde bana bir ay önce felç geçirmiş birine benzemiyorsun dediler, inanmadılar. Sporcu olduğumu söyledim. Terapiye gidiyorum, bir ay bitti neredeyse, koşulara başlayacağım çok şükür. Anlayacağınız vücudumun felç nedeniyle unuttuğu, eksildiği ve zayıfladığı bir takım özelliklerini çok tekrar yaparak hatırlatmaya çalışıyorum. Umarım kendimden bahsedip sizleri sıkmamışımdır. Sizlerle tanıştığım için mutlu oldum. İki haftada bir yazmayı düşünüyorum. Önümüzdeki yazımız da önemine binaen İLK YARDIM usullerini işleyelim. Bilgilerimizi tazeleyelim, eksiklikleri tamamlayalım, unuttuklarımızı hatırlayalım inşallah. Toplum olarak ilk yardım hususunda maalesef çok bilinçli değiliz. Herkese sağlıklı, mutlu, huzurlu ve SPOR dolu günler dilerim. Bahri Çelik Read the full article
0 notes
Text
FIRINDA SÜTLAÇ TARİFİ, NASIL YAPILIR?

Malzemeler
- 2 litre süt - 2 su bardağı toz şeker - 7 çorba kaşığı pirinç - 2 paket vanilya - 2 yumurta sarısı - 3 çorba kaşığı mısır nişastası - 1 su bardağı su Yapılışı - Bir tencere içerisine 2 litre süt (10 su bardağı) ile 2 su bardağı şekeri dökerek kısık ateşte kaynamaya bırakıyoruz. Ara ara karıştırıyoruz. - Diğer taraftan 7 çorba kaşığı pirinçleri yıkayıp ayrı bir tencere de haşlıyoruz. (Pirincin üzerini biraz geçecek kadar su ile kaynatıyoruz) . - Süt ve şeker karışımı biraz kaynayınca haşlanmış olan pirinçleri de bu karışıma ekliyoruz. - Bir iki dakika sonra bu karışımımıza 2 paket vanilyayı da ekliyoruz. (Vanilyayı döktükten sonra hızlı hızlı birkaç dakika karıştırıp vanilyanın erimesine ve dağılmasına yardımcı oluyoruz.) - Karışımımızı iyice kaynamaya bırakıyoruz. - Sütlacın kıvam alması için ayrı bir kapta 2 yumurta sarısı, 3 çorba kaşığı mısır nişastası ve bir su bardağına yakın suyu karıştırıyoruz. - Kıvam alması için hazırlanan karışımı iyice karıştırdıktan sonra pişmeye devam eden sütlacımızın içine kontrollü olarak ara ara döküp hızlıca karıştırıyoruz. - Kıvamı ayarladıktan sonra 3 - 5 dakika kadar daha kısık ateşte kaynatıp fırın kaplarına alıyoruz. - Fırın kaplarını tepsiye yerleştiriyoruz. (Tepsiye fırın kaplarının yarısına gelecek kadar su ekliyoruz.) Önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında üstü kızarıncaya kadar bekletiyoruz. Afiyet olsun... Read the full article
0 notes
Text
MUHALLEBİLİ HİNDİSTAN CEVİZİ DOLGULU KURABİYE TARİFİ, NASIL YAPILIR?

Bu tarif yasemince_lezzetler tarafından yazılmıştır. Kendisine bu paylaşımı için teşekkür ediyorum. MALZEMELER Yarım paket margarin (oda sıcaklığında)3 yemek kaşığı tereyağı1 çay bardağı sıvı yağ5 yemek kaşığı pudra şekeri1 şu bardağı nişasta1 çay bardağı yoğurt1 paket vanilya1 paket kabartma tozu2 yemek kaşığı sirkeAldığı kadar un MUHALLEBİSİ İÇİN 2.5 şu bardağı süt3 yemek kaşığı nişasta6 yemek kaşığı toz şeker1 paket vanilya5 yemek kaşığı hindistan cevizi1 tatlı kaşığı tereyağı ��ZERİ İÇİN 80 gr sütlü çikolata80 gr bitter çikolata80 gr beyaz çikolata YAPILIŞI Margarin, tereyağı,sıvı yağ, yoğurt, pudra şekeri, nişasta yi hamur yoğurma kabına alıp karıştıralım üzerine bir miktar unu alıp kabartma tozunu ve üzerine sirkeyi ekleyelim vanilyayı da eklemeyi unutmayalım. Yumuşak bir hamur elde edinceye kadar unu ekleyelim.Diğer taraftan muhallebisini yapalım bir tencereye nişasta, toz şeker, hindistan cevizini ekleyelim sütü de ekleyip çırpa teli ile karıştıralım ve pişirmeye alalım. Pişmeye yakın vanilya ve tereyağını da ekleyelim. Göz göz olunca ocaktan alalım soğumaya bırakalım..Muhallebi soğuyunca hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alalım açalım elimizle ..Soğuyan kremadan tatlı kaşığı ile alıp hamurun içine yerleştirelim..Elimizle yuvarlayalım..Sonra 180 derece fırına veriyoruz üzeri pembeleşince fırından alıyoruz.Daha sonra benmari usulü erittiğimiz sütlü ve biiter çikolata'ya batıralım. Read the full article
0 notes
Text
WAFFLE TARİFİ, NASIL YAPILIR?

Waffle tatlısını sevmeyen neredeyse çok az insan vardır. Bizde bu sevdiğimiz tatlıyı evde yapmaktan çok keyif alıyoruz. Hem kolay hem lezzetli oluyor. İşte tarifi: Waffle İçin Malzemeler 2 yumurta1 yemek kaşığı toz şeker1 paket kabartma tozu1 paket vanilyaYarım çay kaşığı tuzçeyrek su bardağı sıvı yağ1 su bardağı süt 1.5 su bardağı un Üzerini süslemek için ÇilekMuzkiviÇikolata (evde ne varsa yada sizin tercihiniz nutella , çokokrem gibi)FındıkCevizisteğe göre başka meyveler ve süsleme malzemeleri de olabilir Waffle Tarifi, Yapımı Öncelikle 2 adet yumurtanın aklarını ve sarılarını ayırıyoruz.Yumurtanın akını 1 paket vanilya ile mikserde iyice köpürene kadar çırpıyoruz.Yumurtanın sarısıyla 1 yemek kaşığı toz şekeri de ayrı bir kapta çırpıyoruz.Daha önce karıştırmış olduğumuz yumurta akıyla vanilya karışımının üzerine yumurta sarısı ile toz şekere karışımı ve diğer tüm malzemeleri döküp karıştırıyoruz.Hamurumuz hazır.Waffle makinemizi hafif yağlıyoruz. (Makineye yapışmaması için az yağ ile yağlıyoruz)Bundan sonra hamurumuzu waffle makinesine koyuyoruz ve pişiriyoruz.Her makineye göre farklı miktar hamur konulması gerekiyor. Makinenizi kullandıkça miktarı siz belirleyeceksiniz.Pişen waffle hamurunun üzerine önce benmari usulu eritilmiş çikolata sürüyoruz.Sonrasında dilediğiniz malzemeleri ekleyerek süslüyoruz. Waffle hazır afiyet olsun... Read the full article
0 notes
Text
BENMARİ USULÜ NEDİR? NASIL YAPILIR?

Yemek, tatlı gibi tariflerde bolca duyduğumuz bir kelime olan benmari, mutfakta yeni olan yemek ve tatlıları yeni yapma başlayanların bolca duyup tam anlamını ve ne işe yaradığını tam kestiremeyip kafa karışıklığı yaratan bir yöntem olarak bilinmektedir.. :) Benmari, aslen orjinal adı Bain Marie olan Fransızca’dan dilimize geçmiş bir kelimedir. Fransızca’da Marie’nin banyosu anlamına gelmektedir. Benmari kelimesi farklı yerlerde kullanılsa da en çok yemek tariflerinde karşılaşmaktayız. Isıyla doğrudan temas etmesi istenmeyen yiyecekler için kullanılan bir yöntemdir. En çok kullanılan tabir de çikolatanın benmari usulü eritilmesi. İsmi değişik gelse de bildiğimiz bir yöntem olan benmari işte şu şekilde yapılmaktadır; Benmari Usulü Çikolata Eritme Ocağa konulan bir kabın içine biraz su koyuyoruz. Eritmek istediğiniz çikolatayı da su kabından daha küçük bir kaba koyup su dolu kabın üstüne suya değmeyecek şekilde koyuyoruz. Ocağın altını kısık olarak yakıp suyu kaynattığımızda kaynayan suyun buharı üstteki kabı ısıtıyor ve çikolatayı eritiyor. Bu şekilde çikolatanın eritilmesine "benmari usulü eritme" denilmektedir. Dikkat edilmesi gerekenler Burada kullanacağız kap önemli olup ateşe dayanmayan kap tercih edilmemeli. Koyacağımız su ne çok az nede çok fazla olmalı.Su ve çikolata eritmek için koyduğunuz kap kesinlikle birbirine temas etmemeli.Aynı şekilde alttaki suyun buharının üstteki çikolataya karışmaması gerekiyor.Tarifimize uygun çikolata kullanmalıyız. Read the full article
0 notes
Text
AŞURE TARİFİ, NASIL YAPILIR?

Yazan: yasemince_lezzetler Muharrem ayı ve aşure hakkındaki önceki yazımızı okumak için tıklayın. Malzemeler 1 kase yarma1 kase nohut1 kase kuru fasulye1 kase fındık1 kase incir1 kase kuru sarı üzüm1 kase kayısı1 - 1,5 kilo arası şeker1 tane elma küçük doğranmış Üzeri İçin CevizNarTarçın Yapılışı Yarma, nohut, kuru fasulyeyi akşamdan ılık suda ıslıyoruz. Akşamdan ıslattığımız yarma nohut ve kuru fasulyeyi ayrı ayrı suda pişiriyoruz. Pişen suyunu süzüp birbirine katıyoruz, büyük bir tencerede kaynamaya bırakıyoruz. Sonra üzümü yıkayıp içerisine atıyoruz. Aynı şekilde kayısıyı ve inciri de yıkayıp küçük küçük doğrayıp tencerenin içerisine atıyoruz. Fındığı irili ufaklı kırıp içerisine atıyoruz. Kaynamaya bırakıyoruz. Daha sonra şekeri atıp bir taşım kaynatıyoruz. Son aşamada elmayı soyup doğrayıp indirmeye yakın bir taşım kaynatıyoruz. Altını kapatıp dinlemeye bırakıyoruz. Kaselere paylaştırıp üzerlerini ceviz, nar ve tarçın ile süslüyoruz. Artık aşurelerimiz hem dağıtıp paylaşmaya hemde yemeye hazır. Afiyet şifa olsun. Not: Kase ölçüsü ve tencere büyüklüğü tamamen size ait.Çok yapmak isterseniz büyük az yapmak isterseniz küçük kase ölçüsü ve tencere ölçüsü kullanabilirsiniz.Aynı şekilde şeker oranı da sizin damak zevkinize ait.Şifalar olsun.Bereket dolsun. Read the full article
0 notes
Text
KURTULUŞ, ŞÜKÜR VE HÜZÜN: MUHARREM AYI

Muharrem Ayı nedir? Muharrem Ayında Neler Yaşanmıştır? Muharrem Ayı Neden Hem Şükür Hem de Hüzün Ayı Olmuştur? Bismillahirrahmanirrahim. Değerli okuyucularım, bir önceki yazımızda 1442. yılında Hicreti incelemeye çalışmıştık. Hicretin ne olduğu, önemi, niçin Hicret edilmek zorunda kalındığı, Hicretin öncesi, gerçekleşme anı ve sonuçları gibi konular üzerinde ayrıntılı bir şekilde durmuştuk. Bu yazımızda da Hicri Takvimin ilk ayı olan ve dini açıdan çok değerli kabul edilen, müjdeler ve hüzünle anılan Muharrem Ayı üzerinde duracağız. Rabbimiz muvaffakiyet (başarı) nasip eylesin inşallah. ALLAH’IN (cc) KATINDA AYLARIN SAYISI ONİKİDİR Elbette Hicretten öncede insanların kullandığı değişik takvimler vardı. Güneş takvimi, ay takvimi, tarım takvimi ve deniz takvimi gibi. Hepsinde de 1 yıl 12 ay idi ancak ayların gün sayılarında ve yine ayların başlama ve bitiş tarihlerinde bölgesel farklılıklar vardı. Peygamber Efendimize (sav) Peygamberlik verilmeden önce, Araplarda da kullanılan bir takvim vardı. Bu takvimde de 12 ay vardı ve bu ayların bazıları haram ay olarak adlandırılıyordu. Bu haram aylara tüm kabileler hürmet ediyor, o aylarda savaşmıyor ve kültürel olarak neler yapılıp-yapılmaması gerekiyorsa o kurallara uymaya çalışıyorlardı. Read the full article
#aşure#Aşurenasılyapılır#aşurenedir#aşureninönemi#kerbelaolayı#kerbelaşehitleri#kerbeladaneoldu#muharremayı#muharremayınınilkongünü#nuhtufanı
0 notes
Text
BİR KAFEİN MESELESİ…

Diyetisyen Kübra İLDEŞ Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır. Çayın tadı kalabalıkla muhabbetle çıkar. Çikolatanın mutlulukla bir ilgisi olmalı… Gün içerisinde sıklıkla tükettiğimiz bu besinlerin iyi hissettirmesi, rahatlatması, sohbetlerimize eşlik etmesi, kimilerimize göre mutlu hissettirmesinin dışında bir ortak noktaları daha var, kafein içermeleri. Peki kafein nedir, hangi besinlerde bulunur, olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir inceleyelim. Kafein günlük hayatımızda farklı besinler yolu ile sürekli tükettiğimiz, vücudumuzda farklı etkilere sebep olan bitkisel bir alkoloiddir. Kafein vücuda alındıktan sonra mide ve bağırsaklar tarafından hızlıca emilir, merkezi sinir sistemine ulaşarak uyarıcı etkide bulunur. Alınan kafein vücutta depolanmaz, 4-6 saat sonra vücuttan atılır. Yani etki süresi çok uzun değildir. Kafein çay, kahve, çikolata, enerji içecekleri, sporcu içecekleri, kola, kakao ve kakaolu besinlerin bileşimlerinde farklı miktarlarda mevcuttur. Besinlerin içerdikleri kafein miktarı tüketilen içecek/ yiyeceğin çeşidine, miktarına, hazırlanma şekline bağlı olarak değişkenlik gösterir. Örneğin dünyanın her yerinde tüketilen farklı kahve çeşitlerinde bulunan kafeinin miktarı, kahvenin hazırlanış şekilleri, kullanılan kahve ve suyun miktarı, kahvenin su ile temas süresi, kullanılan fincanların büyüklüğü gibi faktörlere göre değişir. Read the full article
#hangibesinlerdekafeinbulunur#kafein#kafeinnedir#kafeininolumluyönleri#kafeininolumsuzyönleri#kafeinliiçecekler
0 notes
Text
HEDEFLERE YÜRÜMEDE ZORUNLU GÖÇ: HİCRET

Bismillahirrahmanirrahim. Değerli okuyucularım, 2020 yılının 2. yarısını yaşamaya başladık. Hem Dünyada hem de ülkemizde yoğun gündem Corona Virüsünün (Covid-19) önlenemeyen yayılışı. Yaz gelip havalar ısındığında kurtulacağımızı düşündüğümüz bu Virüs, tam tersine hızla yayılmaya ve insanlığın hayatını tehdit etmeye devam ediyor. Bu Virüsten kurtulma hususunda Rabbimiz yardımcımız olsun inşallah. Amin. Bizler önümüze zorunlu veya kasıtlı olarak konulan gündemlerin peşinde koşup giderken esas gündemlerimizi gözden kaçırıyor veya tamamen hayatımızdan çıkarıyoruz. Hedefsiz, amaçsız, görev ve sorumluluklarının bilincinde olmadan yaşayan insan toplulukları haline geliyoruz. Yanlış anlamalara meydan vermemek için sadece bir örnek verelim. Bugün insan hareketliliğinin en yoğun olduğu yerlerde sadece yarım saat veya bir saat gözlem yapalım, insanların ellerindeki materyallere bakalım ve insanların nelerle meşgul olduklarına bakalım hemen konuyu çözeriz. İnsanların (özelliklede gençlerimizin) 3 materyali ve hedefi var. Cüzdan, cep telefonu ve sigara (maalesef). Bu yapay (suni) gündemlerin yanında Rabbimizin de önümüze koyduğu gündemler var. Bunlardan biriside hemen önümüzde, 20 Ağustos 2020 Perşembe günü başlayan yeni Hicri Yılımız, yani 1 Muharrem 1442. HİCRİ TAKVİM NEDEN ÖNEMLİ? Hicri Takvimin önemini kavrayabilmek için, öncelikle Hicreti bilmek ve kavramak gerekir. Bizde bu yazımızı bu konuya tahsis etmek istedik. İnşallah faydalı olabiliriz. Read the full article
0 notes
Text
KUTSAL MEKANLARDA HÜZÜN VE BAYRAM.
Yazar, Uzman Hac ve Umre Rehberi Abdurrahim Hoca. Hüzün; insanın maddi manevi kayıplarından dolayı duyduğu üzüntünün tarifi için kullanılan bir kelimedir, karşılığı ferah’tır. İstenmeyen bir durumun başa gelmesinden veya sahip olunan bir şeyin kaybedilmesinden dolayı duyulan hissin adıdır hüzün. Toplum insanlardan meydana gelir. İnsanların ferdi (şahsi) yaşantıları topluma da müsbet (olumlu) veya menfi (olumsuz) şekilde yol ve şekil verir. “Başınıza gelen her musibet kendi ellerinizle yapıp ettiklerinizdendir, kaldı ki Allah bir çoğunu da bağışlar” (Şura 30) ayeti kerimesi hayat yolumuzu aydınlatan ilahi ışık hükmündedir. Musibet kelimesi, istenmeyen kötü durumlar manasına gelir. Bu ayeti kerime de insanın başına gelen musibetlerin kendi yapıp ettiklerinden dolayı olduğu belirtilirken, gerek fiziksel ve sosyal yasaları görmezden gelmesi ve gerekli önlemleri almaması, gerekse Allah’a isyan oluşturan davranışlarda bulunması sebebiyle dünyada karşılaştığı sıkıntı, acı ve felaketlerin kendi kusurunun bir sonucu olduğuna dikkat çekmektedir. İNANDIĞINIZ GİBİ YAŞAMAZSANIZ…! Zaman ahir zaman, dünya son sürat sona doğru yaklaşmakta. İnsanoğlu bu devrana kendini kaptırmış giderken ve Allah’ın son elçisinin “kıyametin alametleri” diye isimlendirdiği yaşam biçimleri tek tek ortaya çıkmakta, dünyanın baş döndürücü cazibedarlığı (çekiciliği) insanları sarhoş etmekte ve insanlar yaratılış gayesini unutmuş bir şekilde yaşam sürmekte. Read the full article
0 notes
Text
DİĞER AÇIDAN: KURBAN -1
Bismillahirrahmanirrahim. Kıymetli okuyucularım, tüm dünya 2020 Corona Virüs (Covid-19) Pandemi (Küresel Sağlık Krizi) sürecini yaşarken, İslam Alemi olarak yeni bir bayrama, 2020 ‘Kurban Bayramı’na yaklaşmış bulunuyoruz. Rabbimiz, bu sıkıntılı günlerden geçerken bizlere adeta bir kurtuluş ipi (veya reçetesi) uzatıyor, bana inanan ve itaat eden kullarım; üzülmeyin, hüzünlenmeyin ve inandığınız Rabbinize güvenin (tevekkül edin), unutmayın ki ben sizlerle beraberim, gecesiyle – gündüzüyle mübarek bir mevsime girdiniz (Zilhicce Ayı), bu mübarek mevsimi iyi değerlendiriniz ve 10. gününe geldiğinizde ‘şartlarınız müsaitse’ benim rızamı kazanmak ve bana biraz daha yaklaşabilmek için ‘KURBAN’ kesiniz veya kestiriniz, bu Kurbanların etlerinden hem kendiniz yiyiniz, hem misafir ve komşularınıza ikram ediniz, ama en önemlisi, hem ülkenizde hem de tüm dünyada ki ihtiyaç sahibi kardeşlerinize de ulaştırınız diyor. KURBAN, HAYVAN KATLİAMI MIDIR? Evet temel soru bu kardeşlerim. Cevaba gelince, Kurban ibadetine bakış açımıza göre değişir. Eğer yukarıdaki paragrafta izah ettiğimiz şekliyle olaya bakarsak (yani inanırsak) KURBAN bir ibadettir. Yok olaya sadece hayvan boğazlama ve et yeme penceresinden bakarsak (yani inanmazsak) o zaman hayvan katliamı olarak değerlendirilebilir. Kurbanı hayvan katliamı olarak değerlendirenlerin asıl iç sıkıntısı budur. Yani olaya tam olarak inanamamak ve maddi-manevi sonuçlarını analiz edememek. Read the full article
0 notes
Text
ZİLHİCCE AYI VE İLK 10 GÜNÜ
Kameri Takvimin (Ay Takvimi) aylarından biri ve sonuncusu olan Zilhicce ayının ilk on günü en faziletli gün ve gecelerdendir. Zilhicce’ de özel isim alan günlerde vardır. Bunlarda Eyyam-ı Mâlûmat (bilinen günler) ve Eyyam-ı Mâdûdat (sayılı günler) olarak Kur’an’ da geçer. {Bakara-184-197} Eyyâm-ı Mâlûmat, Zilhiccenin onuncu (10.) günüdür (yani Kurban Bayramı’nın ilk günü). Bu aydaki diğer özel günler ise; Yevm-i Terviye: Zilhiccenin sekizinci (8.) günüdür. Hacılar bu gün Mekke’den - Minaya hareket ederler.Yevm-i Arafe: Zilhiccenin dokuzuncu (9.) günüdür. Hacılar bu gün Arafat’ ta olurlar ve Vakfe yaparlar.Yevm-i Nahr: Zilhiccenin onuncu (10.) günüdür. Bu günde hacılar Kurban keserler. Zilhiccenin 11. ve 12. günleride Kurban günleri olduğu için hepsine birden Eyyâm-ı Nahr (Kurban Günleri) denilir, hacılar bu günlerde Mina’da bulundukları için Eyyâm-ı Mina (Mina günleri) de denilir. Eyyâm-ı Mâdùdat (Sayılı Günler): Farz Namaz sonrasında alınan teşrik tekbirlerinin alındığı mukaddes günlerdir. Bu teşrik tekbirleri de Arefe günü Sabah Namazından başlayıp bayramın dördüncü (4.) günü ikindi namazının farzından sonra son olarak (toplam 23 vakit) alınır ve biter. Yani Zilhiccenin on üçüncü (13.) gününe kadar olan beş gündür. Bunlara ‘Yevm-i teşrik’ günleri denir. Teşrik: Eti güneşletip kurutmak demektir. Bu tekbirlerde inşallah günahlarımızı yakıp kurutacaktır. Read the full article
0 notes
Text
BEDEN TEMİZLİĞİNDE ÖLÇÜ.
Beden Temizliğindeki Dini ve Sıhhi Ölçüler Nelerdir? Bismillahirrahmanirrahim. Kıymetli okuyucularım, bir önceki yazımızda TEMİZLİKTE ÖLÇÜ başlığı altında, bir Müslümanın gerek fert olarak gerekse toplum olarak temizlik konusundaki ölçüsü nedir? ve nasıl olmalıdır? sorularına cevap arayarak temizlik konusuna genel bir bakış açısı yapmıştık. Bu yazımızda ise, bir Müslümanın özelde kendini genelde ise çevresini olumlu veya olumsuz etkileyen BEDEN TEMİZLİĞİ ile alakalı konulara değineceğiz. BU KONUYU NEDEN SEÇTİK veya BU KONU NEDEN ÖNEMLİ? Din Görevlisi olarak çalıştığım 32 yıllık süreçte ve sonrasında, özellikle bu konu ile alakalı gelen sorular veya bizim sorularımıza verilen cevaplar, sohbet ortamlarında bu konu ile alakalı söylenen kulaktan dolma sözler ve doğru bilinen yanlış bilgi ve uygulamalar böyle bir yazı yazmayı gerekli (elzem) hale getirdi. ŞÖYLE Kİ; Hocam, bugün gusül abdesti alamadım Cuma Namazı kılabilir miyim?Hocam, temiz değilim (!) Cuma veya normal vakit namazlarımı kılabilir miyim?Hocam, bu hafta mahrem yerlerimi tıraş etmeyi unutmuşum onun için Cuma Namazına gitmedim,Hocam, cünüp olduktan sonra temizlenmeden, yani gusül (boy) abdesti almadan bir namaz vakti geçerse gusül abdesti almak (yani yıkanmak) gerekmiyormuş doğrumu? gibi. Sizlerinde okuduğunuzda veya duyduğunuzda hayretle karşılayacağınız sorular, yorumlar ve yanlış bilgiler hep önümüze geldi. Read the full article
#bedentemizliği#cumagünügusülabdesti#cünüpkennamazkılmak#cünüpkentırnakkesmek#gusülabdesti#islamdatemizlik#taharet#temizlikveiman
0 notes
Text
HAC’CIN RUHUNU ANLAMAK 4

EN BÜYÜK SEMBOL OLAN ARAFAT VE VAKFE ARAFAT Mekke’nin 25 km güney doğusunda ovaya benzer bir alandır. Hac’cın asli rüknü yani şartı olan Vakfe burada yapılır. Rivayete göre Adem (a.s) ve Havva validemiz Cennet’te yaşarken işledikleri bir zelle (Peygamberlerin yanılması) ile, dünyaya gönderildikten sonra Adem (a.s) Hindistan’ın Seylan bölgesi Serendip adasına, Havva validemizde Cidde’ye indirildi. İşlenilenzelle’den dolayı Cennet’ten ayrılışa birde eşlerin birbirinden ayrılması da eklenince koca dünya onlar için zindan oldu. ‘’Ey Rabbimiz biz kendimize yazık ettik. Eğer bizi bağışlamazsan, acımazsan, mutlaka ziyan edenlerden oluruz’’ (Araf 22) duasıyla yıllarca birbirinden ayrı kalan eşler Cebrail (a.s) mihmandarlığında bulundukları yerlerden alınarak Arafat mevkiinde bugün ki Cebel-i Rahme olarak bilinen noktada Allah’ın dilemesiyle buluşmuşlar tövbe etmişler ve Allah Teala’da onları affetmiştir. İşte Arafat dağının önemi bu tarihi olay ile başlamıştır. Arafat ovasının ortasında, yerden yaklaşık yetmiş metre kadar yükseklikte olan Cebel-i Rahme tepesinin üzerinde beş metre yüksekliğinde dikilmiş olan beyaz taş, insanlığın anne ve babası olan Adem (a.s) ve Havva validemizin buluşma yerindeki aziz hatırayı sembol için dikilmiştir. Arafat adının veriliş sebebi; Cebrail (a.s) in Hz İbrahim (a.s) e, Hac’cın nerede ve nasıl yapılacağını öğretirken Arafat’a geldiklerinde ‘’arefte’’(anladın mı, bildin mi) diye sorması üzerine İbrahim (a.s) Read the full article
0 notes
Text
HAC'CIN RUHUNU ANLAMAK 3

Yazar, Uzman Hac ve Umre Rehberi Abdürrahim Hoca. Dışardan bakıldığında sembolik şekiller olarak görülen, Hac ibadetinde, her şeklin, sembolün bir anlamı olduğu ve insanları eğitici bir yönü olduğu bilinmelidir. Hac ibadeti baştan sona sembollerle dolu bir ibadettir. Dıştan sembol gibi görünse de, aslen ruhi eğitimdir. Hacı adayı bu yaşadığı sembollerle örneğin ihrama girerek dünyadaki sosyal statüsünden kurtulur, makamının mevkiinin kendisini esir almasından kurtulur, Rabbi ile arasına giren dünyevi kimliğinden kurtulur, kendi öz benliğine, asılolan kulluğuna kavuşur. İşte bu da sembol gibi görünen yaptığı işin ne kadar asli ve büyük bir eğitim aracı olduğunu idrak eder. Bu sembollerden en önemlilerinin başında gelenleri sıralamaya devam edelim. MEKKE ‘’Gerçek şu ki, insanlar için yapılmış olan ilk ev, alemlere hidayet ve bereket kaynağı olan Mekke’deki evdir."Ali İmran 96 Mekke’deki evden maksat Kabe’dir ve Allah Teala Mekke’yi övmüş ve kelamıyla taçlandırmıştır. Her amelin karşılığının yüz bin katıyla verildiği yerdir Mekke. Namazın yüz bin, orucun yüz bin, sadakanın yüz bin ile derecelendirildiği yerdir Mekke. Peygamberlerin, Resullerin, Allah’ın sadık dostlarının, ins-ü cin’nin ziyaret merkezi, dünyanın en mukaddes beldesi, dünyanın altın oranıdır Mekke. Günde yüz yirmi tane Nur’un indiği yerdir Mekke. Dokunulan bir taşla (Hacer’ulEsved) affolunan yerin adıdır Mekke. Read the full article
0 notes