Photo
Feminism fuck yeah http://ift.tt/2fuTXzx
15 notes
·
View notes
Text
Çatı katında bir odanız olduğunu düşünün, tavan camdan, hava yağmurlu.
11K notes
·
View notes
Photo




Los Angeles, CA 7th & Mateo St November 15, 2013
36K notes
·
View notes
Text
Kediler kadar özgür kadın.
Dilinde aynı şarkı ile dolaşmış boş binalarda.
Herkesi çok sevmiş ama hiç sevilmemiş, zaman dokunmamış suratına..
0 notes
Link
0 notes
Text
bu; iki küçük kırmızı balığın öyküsü.
köşeye sıkıştırıldım
anlamıyorsun
seni parçalayabilirim
bir zamanlar
hayat isimli
dudakları çok çirkin
bir arkadaşım vardı
o da senin gibi baktı
ona aşık olmamıştım ama…
anlamıyorsun
boğuluyorum
beni ağlat…
0 notes
Quote
Sene 1945’tir. Bir yabancı, içinde bir kız bebek bulunan bir sepetle karanlığın içinden çıkagelir ve sepeti yetimhanenin önüne bırakır. Rahibeler bebeği bulurlar ama nereden geldiğini bilemezler. Bu yüzden rahibeler ona Jane adını verirler. Jane bir yetim olarak büyür. Benim annem kim, babam kim diye merak eder durur. Yetim Jane, 17 yaşına geldiğinde çok güzel bir kız olur ve ilk defa bir erkek arkadaşı olur. Serseri oğlan kızın hayatına girer ama işler olacağına varır: Tartışırlar. Kız, erkek arkadaşıyla kavga eder ve hikaye oldukça hüzünlü bir hal alır. İlk olarak, kız hamile kalmıştır. Erkek arkadaşı onu terk etmiştir. Terk edilmiş bir şekilde hamiledir ve dokuz ay sonra apar topar hastaneye götürülür. Güzel bir kızı olur. Ama o gece, biri hastane camını kırar, Jane'in bebeğini kaçırır ve Jane'i yapayalnız bırakır. Sonrasında olanlar, bundan daha kötü. Jane'in kanaması vardır ve ölmek üzeredir. Doktorlar, acilen deneysel bir ameliyat yapmak zorunda kalırlar. Jane'i Jim'e çevirmek durumundadırlar. Jim, ertesi gün korkunç bir baş ağrısıyla uyanır. Tüm kötü haberleri öğrenir. Erkek arkadaşı, onu zaten hamileyken terk etmişti. Birileri bebeğini çaldı sonrasında. Ve artık, Jane bile değil mi? Artık o, Jim. Jim, büyümeye devam eder ve bir bar sarhoşu olup çıkar. Her zaman birileri, "Kimsin sen, Jim? Nerelisin Annen ve baban kim?" deyip dururdu. Ve nihayet bir gün Jim yine sarhoşken bar kavgasına tutuşur ve yere yığılır. Barmen yanına gelir ve şöyle der: "Jim, Jim, uyan. Ben aslında barmen değilim. Ben bir zaman yolcusuyum. Gel birlikte zaman makinesine binelim ve bu Jim veya Jane'in gerçekte kim olduğunu öğrenelim." Böylece geriye giderler. Geçmişe doğru giderler. Zavallı Jim, geçmişte nerede olduğunu bilemez. Ama birden, 17 yaşında güzel bir kızla tanışır. Ve ilk görüşte aşık olur. Ancak yine olanlar olur. Tartışırlar. Sonra kız arkadaşının hamile kaldığını anlar. Jim kendi kendine şöyle der: "Olamaz. Tarih tekrar ediyor. Bu, benim başıma da gelmişti. Bebeğimin en iyi eğitimi alacağından emin olmalıyım." Dokuz ay sonra bir gece, Jim hastane camını kırarak içeri girer ve biricik kızını kaçırır. Sonra, Jim, bebeği alır ve zaman makinesine gelir. Tekrar geriye gider, 1945 yılına kadar gider. Fırtınalı ve karanlık bir gecedir. Jim, elinde bebeğiyle karanlıktan çıkagelir ve yetimhanenin önüne bırakır bebeği. Rahibeler ertesi gün bebeği bulunca ne yapacaklarını bilemezler ve ona Jane adını verirler. Jane, acaba benim annem kim, babam kim diye merak eder ve fırtınalı bir gecede kapı eşiğine bırakılmışım diye düşünür. Jim, nihayet kendisini toplar ve hayatımı bir sarhoş olarak geçirmeyeceğim zamanda yolculuk ekibine katılacağım, diye düşünür. Böylece Jim, birçok tarihi olayda önemli rol oynar. Artık Jim, yaşlı bir adamdır. "Uzun ve güzel bir yaşamım oldu. Ama son bir görev daha gerçekleştirmek istiyorum." der. "Son görevimde, zamanda geriye gideceğim ve sürekli, 'Sen kimsin? Annem baban kim?' diyen insanlarla kavga eden bir bar sarhoşuyla buluşmak için peruk takarak bir barmeni canlandıracağım." Ve işte can alıcı nokta. Kim şu sorulara cevap verebilir: Jim'in annesi kimdir? Babası kimdir? Oğlu kimdir? Kızı kimdir? Torunu kimdir? Dedesi kimdir? Büyük büyük dedesi kim... Var mı arkada taraflardan bir cevap? Jane, kendi kendisinin soy ağacıdır. Tüm ailenin bir araya geldiğini ve bunu tartıştıklarını hayal edebiliyor musunuz? Biri, "Bunu bana sen yaptın?" diyecek; öbürüyse, "Hayır, ne yaptıysan, sen kendine yaptın." diyecek.
Predestination (film)
0 notes
Text
Sizde tanrı gibi olacak, iyiyi ve kötüyü bileceksiniz.
‘Eritus sicut Deus, scientes bonum et malum’
1 note
·
View note
Photo

--Ama yine de ölüm istenilen bir misafir değildir.--
0 notes
Text
‘Eritus sicut Deus, scientes bonum et malum’
1 note
·
View note
Photo

No-gods-no-masters.com - Non-profit activist t-shirts and ethical clothing. Large catalog of political designs & punk bands merch. FREE WORLDWIDE SHIPPING ON ORDERS OF $50+ https://www.no-gods-no-masters.com
17 notes
·
View notes
Text
aslında çok üzgün olmam gerekiyo ama umursamayıp hiçbir şey olmamış gibi hayatıma devam ediyorum yoksa intihara kadar yolu var
3K notes
·
View notes
Quote
Sometimes Libra just need to stop scrolling, they need a good night sleep.
(via libraastrologyclub)
55 notes
·
View notes
Photo

In a 1 May Neo-Nazi march in Borlängewhen, Sweden, 42 years old Tess Asplund stood in the middle of the road and defies 300 neo-Nazi marchers with a raised fist when they came marching.
2K notes
·
View notes
Text
tanrıyı sevemedim çoğu zaman.. zaten babasınıda sevmezdim
kimine göre mükafat, kimine göre cezaydı kadın...
Lanetlenmiş şeytan ilahi dergahtan kovulunca ve kendisine kıyamete kadar insanları azdırmak için mühlet verilince tanrıya şöyle dedi: Ey herkesin rızkını veren lütufkar allah'ım insan avlamak, hak yoldan saptırmak için senden büyük bir tuzak isterim. Tanrı şeytana altın ve gümüşle beraber at sürülerini gösterdi ki bunlarla insanları avlayabilir, aldatabilirsin dedi. Şeytan bunu görünce beğendi, çok güzel dedi. fakat suratını ekşitti. Sıkılmış turunç gibi dudaklarını sarkıttı. Sonra tanrı, o aç gözlüye, o ahlaksıza çok değerli altın ve mücevher madenler i ile görülmemiş inci, elmas yığınları armağan etti. Ey mel'un şu tuzakları da al, diye buyurdu. şeytan da: ey güzel yaratıcı, ey en güzel ve tek yardımcı, ben senden bunlardan daha fazlasını, daha başka şeyler de istiyorum dedi. Bunun üzerine şeytana yağlı ballı tatlı şeyler, leziz içecekler , çeşitli meyveler değerleri şaraplar, kat kat elbiseler, ipekli kumaşlar ihsan edildi. Şeytan dedi ki: insanoğlunu azdırmam, onların ellerini kollarını bağlamam, onları kötü yollara sürüklemem, onların hürriyetlerini ellerinden alıp köleleştirmem için bu verdiklerinden daha fazlasını daha tesirlisini istiyorum. Ta ki sana gönüllerini vermiş, senin sevginle mest olmuş kişiler, o hakk aşıkı adam gibi adamlar, bu verdiklerinden yoldan çıkmazlar, benim tuzağıma düşmezler, benim bu bağlarımı koparır çıkarlar. Bana öyle kuvvetli bağlar, öyle tuzaklar ver ki, o tuzakları nefsin hevasına teklif ederek gerçek hakk eri olan adam gibi adamlarla namertleri birbirinden ayırayım. Ey taç, taht sahibi büyük sultan, insanı baş aşağı düşürecek, adam akıllı aldatacak, onu hayvanlaştıracak başka (daha tesirli) bir tuzak istiyorum. Tanrı bunun üzerine insanların aklını başından alan içkiyi, nağmeleri ile insanı baştan çıkaran çalgıyı onun önüne koydu, şeytan gülümsedi ve yarı memnun göründü : ‘Haydi şimdi bunlarla) ezeli azgınlığa haber gönderip, fitne denizinin dibinden toz kopar’ dedi. Şeytansa: Musa ‘da senin kullarından bir kul değil miydi? denizin dibine tozdan perdeler salmadı mı? (sonra) su her taraftan çekildi de denizin dibinden bir tozdur koptu. Sonra tanrı, erkeklerin akıllarını ve sabırlarını elden alan kadın güzelliğini şeytana gösterdi. şeytan kadın güzelliğini görünce,parmaklarını şıkırdatarak oynamaya başladı. “ya rab, onu bana ver, onu bana ver! işte şimdi onunla ben muradıma kavuştum” dedi. Şeytan kadının aklı-fikri alan, insanı kararsız hale getiren mahmur gözleri görünce, gönül alan gözlerini, o tertemiz yanaklarını gönlü çörek otu gibi yakan, yandıran yüzlerini, yüzlerindeki benlerini, o kaşları kirpikleri görünce ve akik taşına benzeyen dudakları seyredince, ince bir tül perde arkasından, hakk'ın cemali, güzelliği parladı zannetti. kadınlardaki o cilve ve edayı, hakk'ın ince bir tül perdesi tecellisini andıran o güzelliği seyreden şeytan durmadı, yerinden sıçaradı, sevinçten yerinde duramaz hale geldi.
1 note
·
View note