edapostblog
edapostblog
🆃🅰🆃🅻🅸-🆂🅴🆁🆃 🅴🅳🅰🅻🅸🅼
3K posts
👍 USLUBUN KİMLİĞİNDİR DEVAMLI RB YAPANLARI TAKİP ETMİYORUM👍
Last active 60 minutes ago
Don't wanna be here? Send us removal request.
edapostblog · 37 minutes ago
Text
Vallahi arkadaşlar 4 tane video indirici var belki 10 kere denedim bir videoyu indiremedim reklam reklam reklam! 😠😡
Reklam dünyası olmuş bu dünya herkes malını satmak peşinde engelleyebilsem engelleyecektim hepsini ama engelleyemiyorsun da şüpheli diye işaretliyorum itiraz kabul edilmiştir diyor tekrar açıyorum videoyu tekrar reklam! 😡😠 Reklam dünyasında yaşıyoruz! Kadınlar iç çamaşırlarıyla geziyorlar kendilerini teşhir ediyor reklam! Erkekler acayip giyiniyorlar dövme yaptırıyorlar reklam!
Tumblr media
Yorum yapmayın lütfen evde olmayacağım. 😊
4 notes · View notes
edapostblog · 2 hours ago
Text
Kafana göre yaşa.!
Burnunun dikine git.
Sağa dön pişmanlık.
Sola dön yalnızlık.
Arkana bak keşkeler...
Sonra oturup gelsin boş verlerrrr..
Öyle işte...😏
17 notes · View notes
edapostblog · 12 hours ago
Text
Dershaneye giderken, sınıfımızda murat adında bir arkadaşımız vardı..Muratın saçları uzundu..Giyimi ise, o devre göre aşırı hippi denilecek tarzdaydı... Üzerindeki yırtık pırtık kıyafetler dışında; kulaklarında küpe, kollarında kuru kafalardan oluşan bileklikler vardı...Ama ağır bi çocuktu..En ufacık fevri bi hareketine terbiyesiz bir hareketine rastlamamıştık..Birgün ders dışında yaptığımız bir sohbet esnasında kendisine çok terbiyeli çok edepli olmasına karşın, niçin hal ve tavırları ile çelişen kıyafetler tercih ettiğini, saçını neden uzun tuttuğunu sordum.. bana babasının lüx bir semtte İmamlık yaptığını söyledi, ve söze şöyle devam etti;
"13-14 yaşlarımdaydım.. oturduğumuz semt lüks bir semt olduğu için, çevremdeki arkadaşlarım hep saçlarını uzatıyorlardı.. Ben de heveslendim..Saçlarımı uzatmaya başladım.. babam ilk başta benim bu hareketime karşı tepki koydu..Ama sadece bir kereliğine uzatıp kestireceğimi söyleyince, ikna oldu.."Tamam oğlum" dedi .. ergenlik çağına girince namaz kılmanın farz olduğunu babam öğretmişti, biliyordum..Bir gün abdestimi aldım, namazımı eda etmek için camiye girdim, ayakkabılarımı yerden almak için eğildiğimde bir el saçımı dibinden kavradı..kafamı sağa sola sallamaya başladı... Hafifçe doğrulduğumda, saçımı tutanın yaşlı bir amca olduğunu gördüm.. amca da namaza gelmişti.. fakat beni uzun saçlı ve dizlerimin altında bir kapri pantolonla camiye girerken gördüğü için durumdan rahatsız olmuş, saçlarımı avuçlamış, kafamı sağa sola sallamaya başlamıştı.. bana Allah'ın evine bu şekilde girilemeyeceğini, bir daha bu şekilde camiye girmemem gerektiğini.. Eğer ki,bir daha bu şekilde camiye girdiğimi görürse, bu defa tepkisinin daha sert olacağını söyledi. Ayakkabılarımı aldım ve namaz kılmadan camiden çıktım...Bir dahada camiye girmedim.. Bu yüzden babamla aramızda açıldı.. sürekli tartışmalarımız başladı... bana bir inat geldi... O günden sonra saçımı da kestirmedim.." dedi ve sustu..
Sözü ben aldım.. kendisinin çok terbiyeli bir insan olduğunu.. hatta hatta sınıftaki diğer erkek arkadaşlarından daha ölçülü olduğunu, Bir de kılık kıyafetini değiştirirse, saçını kestirirse, inanılmaz güzel bir insan olacağını kendisine tatlı dille vurguladım.. camilerin Allah'ın evi olduğunu...insanları camiye davet edenin Allah olduğunu.. orada bir terbiyesizliğe veya hakarete uğrarsak, bunda Allahın bir dahili olmadığını..oraya gelen hadsiz misafirin tavrı olduğunu.. ve Allah'ın her vakit evinde onu ağırlamak için beklediğini,onunla konuşmak istediğini,onu çok sevdiğini, başkalarına kızıp, camiyi terk ettiği için ona küsmediğini ve yinede onu beklediğini söyledim...Ve;
"Rabb'in sana küsmedi, darılmadı.." ayetini hatırlattım, sustum... Gözleri doldu... Hiçbir şey söylemedi... Akabinde de ders başladı ve o gün bir daha hiç konuşmadık... Ertesi gün cumaydı.. Murat sınıfa girdiğinde hepimiz şok olmuştuk.. saçlarını kestirmişti... Üstüne kısa kollu spor bir gömlek giymiş, altına usturuplu güzel bir pantolon takmış ve yine kombinini pantolon askılarıyla tamamlamıştı... Küpelerini çıkarmış, kollarındaki takıları çıkarmış, sadece bir tane saat bırakmıştı... Gelir gelmez kendi masasına oturmak yerine, namazını dershanede dahi hiç bırakmayan, arkadaşımız berat'ın yanına oturdu.. cuma namazına gidip gitmeyeceğini sordu..Beratta ona
"Sanırım bugün beraber gideceğiz" dedi.. Murat arkasına döndü ve bana baktı.."olmuşmu" der gibi bi işaret yaptı...Elimle şahane olmuş gibi bi işaret yaptım..Çok duygulandım.. ve o gün anladım ki, güzel söyleyince, güzele güzellikle davet edince, dili ve uslubu yerinde kullanınca dünyada değiştiremeyeceğimiz hiçkimse ve hiçbirşey yok ..
Evet..Güzele davet edeceğiz..Ama uslup önemli... Yaptığımız bir tek yanlış hareket, bir insanı ebediyen güzelden uzaklaştırabilir...
Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere...
Evet...Çıplaklığa hayır..Ama neye hayır diyeceksek, yerinde ve zamanında hayır demeyi öğreneceğiz... Hangi üslupla hayır dememiz gerektiğini bileceğiz... Kırmayacağız dökmeyeceğiz.. Bakmayın siz insanların üst perdeden atıp tuttuğuna...tam bir asır boyunca inançlarından dolayı zulüme uğramış,akabinde 28 Şubat'ı yaşamış, muhafazakar ailelerin kız çocuklarının da %60'ı çıplaklık derecesinde açık.. Ama kimse kendi evindeki çöpü görmüyor... Herkes komşunun çöpüne laf ediyor... Eğer ki ortada çıplaklık diye bir sorun varsa, olayı bu hale getiren bizleriz... Hayatları sıkıntı ile geçmiş, baskı ile, köşeye sıkıştırılarak hayatlarını idame ettirmek zorunda kalan ebeveynler olarak bizler;
,"Biz yaşayamadık çocuklarımız yaşasın. " dedik ve yavrularımızı kıymetlilerimizi, saldık çayıra..Mevlam kayıra..Açıklar zaten açık, onlara sözümüz yok.. ya kapalıların yüzündeki Bir hokka makyaja, bir kilo dudak dolgusuna, giydikleri dar pantolonlara, üzerine saldıkları rengarenk gömleklere, parlak patlak şallara ne diyeceksiniz..? Onlar kapalımı sizce..? Kızlı erkekli kafeleri dolduranlar kimler..? Boykot olduğu halde mcdonald's'ı, burger kingi , o meşhur kahveciyi vakko'yu,hakkoyu dolduranlar kimler...? Yeryüzünde kibirle yürüyen, kocalarına ağız açtırmayan, ilk ters hareketinde kocalarından ayrılanlar kimlerin çocukları..Sokakta sevgilisiyle sarmaş dolaş yürüyen açık veya kapalı kızlar kimlerin kızları..?
Bence, Herkes önce kendi kapısının önünü süpürsün..Sonra üst perdeden partal atsın.. , hanımlar sokaklarda kariyer yapma sevdasını bıraksın.. evlerine dönsün... Oğullarına kızlarına sahip çıksın.. onlarla ilgilensin.. onlarla kaliteli vakit geçirsin... Hep gençleri suçlamak olmaz... Bu dünyayı bu hale getiren bizleriz.. bu ülkeyi bu hale getiren bizleriz.. yine düzeltecek olan da bizleriz.. hiç kimse uzaydan gelip, çocuklarımıza ve bize güzel ahlak ışınlamayacak... Hazreti Mehdi gelip, alnımıza Buse kondurmayacak... Düzelecek olan da bizleriz.. düzeltecek olan da bizleriz... Ama güzele güzellikle davet ederek... Lafla değil, Hâl ehli olarak davet ederek... Ne diyordu Allahu Teala Hz musa'ya;
" Firavuna gidin.. Çünkü o azmıştır. Onunla yumuşak bir dille konuşun ki, o zaman belki öğüt alır yahut ürperir.”(Taha 43-44)..Gördüğünüz gibi sadece nsmaz değil, yumuşak konuşmakta Allahın emri...Herkes haddini bilecek..Kimse kimsenin rabbi değil... Herkes yeryüzünde kendisine ifa edilen görevi yerine getirecek ve gerisini Allaha bırakacak...Herkes doğruyu söyleyecek, ama doğru yerde doğru zamanda, güzel bir üslupla söyleyecek... Gerisi Allah'ın işi.. Kalpler yalnız Allah'a ayandır.. kişi bunu da bilecek... Biz, İslam'ı öyle yaşayacağız ki, bizi öldürmeye gelen, Bizde yeşerecek... Yeşermiyorsa bile, kalbi titreyecek.. yaptığına utanacak, vazgeçecek...
Bizim ölçümüz bu olacak...
Dediğim gibi, gerisi Allah'ın işi..
Az laf âkil'e söylenir...
Herkes payına düşeni alsın..
Öyle işte...
(Arkadaşlar yazı biraz uzun ama okumayan pişman olur)
Tumblr media
23 notes · View notes
edapostblog · 15 hours ago
Text
Ukala kadın 😠! Sen geleceksin diye gidip yeni yemek takımı alacaktı öyle mi! 😠😤 Herkesin gücü var mı bakalım!😤
23 notes · View notes
edapostblog · 19 hours ago
Text
18 notes · View notes
edapostblog · 22 hours ago
Text
Yorum size ait veya değil düşünceler size ait!
Ben Kemalist değilim!
Mustafa Kemal'in askeri hiç değilim!
Kabul eden eder etmeyen etmez!
İşte ben buyum!
22 notes · View notes
edapostblog · 23 hours ago
Text
16 notes · View notes
edapostblog · 1 day ago
Text
Tumblr media
Amin 🤲
30 Ağustos Zafer bayramımız kutlu olsun!
32 notes · View notes
edapostblog · 2 days ago
Text
Yanlış insanlara çok zaman harcadık!
Bazı insanlar eklenmeden önce durmadan gelip beğeni yapıyorlar siz de eklemek zorunda kalıyorsunuz ama ne yazık ki ondan sonra sayfanıza uğramıyorlar! Arkadaşlıktan çıkarıldıklarını anladıktan sonra tekrar gelip beğeni yapıyorlar hasbinallah!
Benim de hiç umuruma gitmiyor doğrusu!
37 notes · View notes
edapostblog · 2 days ago
Text
Olmaz olmaz demeyin her şey olur her şey mümkün.
35 notes · View notes
edapostblog · 2 days ago
Text
Ben bu sözü çok severim 👇
"Sözün bittiği yer"!
31 notes · View notes
edapostblog · 2 days ago
Text
Yakın bütün kimliklerinizi!
Dünyaya bir de insan olarak bakın.
Erkek+Kadın=👫👍
Birisini arkadaşlıktan çıkardım, iletilen bana bir şeyler yazmış, ve diyor ki manalı bir şekilde, sana "abla" dedim!
"Benden büyükmüşsün ispat ettiler!"
Büyük olsam ne olur olmasam ne olur insanlar sadece yaşıtlarıyla mı arkadaşlık ederler!
Büyük olmak suç mu! Sen büyümeyecekmisin!
Her zaman derim dengesiz insanlar dengemi bozuyor!
37 notes · View notes
edapostblog · 2 days ago
Text
54 notes · View notes
edapostblog · 2 days ago
Text
Tumblr media
📌 2 delikanlı bir adamın koluna girip Hazreti Ömer'e getirirler
"Ya Ömer! Bu adam bizim babamızı öldürdü kısas isteriz" derler.
Mahkeme kurulur adama son isteği sorulur.
Adam: "Eşim ve çocuklarımı 3 günlük yolda bıraktım benden haber bekliyorlar.
Müsaade edin onlar ile helâlleşeyim"
Hazreti Ömer: "İdam kararın verildi.
Sen 3 günlük yola gitmek için izin istiyorsun, nasıl güvenelim sana?"
Adam: "Ya Ömer" der ve İsra süresi 34.ayeti okur.
"Söz verenler verdikleri sözden mükelleftir.
Yarın huzuru mahşer de hesaba çekilecektir
Hazreti Ömer; "Peki. Fakat yerine bir kefil almamız lazım.
Sen gelmezssen onu idam edecez."
Adam ordaki kalabalığa sorar kefil olacak olan var mı?
Kalabalıktan ses yoktur.
En arkadan biri elini kaldırır ve
"Ben olurum Ya Ömer" der.
Bakarlar ki bu kişi Hazreri Ebu Zer'dir.
Herkes şaşkın
"Ya Ebu Zer neye kefil olduğunu biliyorsun değil mi?" Der.
Hazreti Ömer
"Bırakın gitsin adamı ben kefilim" der yine Ebu Zer.
Adam binip atına uzaklaşır.
3 gün herkes adamı konuşuyor gelecek mi gelmiyecek mi? Mescitte bile gündem oluyor.
Akşam namazına yakın uzaktan bir At'lı gelir
Hazreti Ömer: "Be adam neden geldin?"
Adam: "Demesinler ki Müslümanlar söz veripte sözlerini tutmuyorlar diye geldim."
Ölen adamın çocukları söz ister bu defa.
"Ya Ömer biz kısas hakkımızdan vazgeçtik."
Hazreti Ömer:
"Peki neden affediyorsunuz babanızı öldüren bu adamı?"
"Ya Ömer demesinler ki Müslümanların arasında merhamet yok oldu!"
Ebu Zer'e dönüp;
"Sen bu adamın neyine, nasıl inandın da kefil oldun?"
Hazreti Ebu Zer;
"Ya Ömer demesinler ki Müslümanların arasında güven, itimad kaybolmuş. Onun için kefil oldum" der.
Birlik olalım.
Aramızda güveni, itimadı yok etmeyelim.
Yoksa dağılırız. Yok oluruz.
ALLAH birlik ve beraberliğimizi bozmasın.🤲
AMiNN.
(DÜRÜSTLÜK PAHALI BİR MÜLKTÜR..
UCUZ İNSANLARDA BULUNMAZ...
Hz. ÖMER...R.A)
Cuma gününün feyzi ve bereketi cümle ümmeti Muhammed'in üzerine olsun inşallah 🤲🕋☝️
29 notes · View notes
edapostblog · 3 days ago
Text
ENTERESAN BİR BİLGİ.
Ocağıma İncir ağacı diktin ne demek?
Neden İncir ağaçları, bahçelerin eve uzak bölümlerinden?
İncir ağacı evinizin önüne dikecekseniz dikmeyin,Gölgesi için de dikecek deniz de dikmeyin, Kökleri aşırı sık,yayılımcı politika izlerler aynı zamanda güçlü ve genişleyicidir.
Suyu da çok sever.
Diğer kökler gibi engel karşısında kök engelin etrafını dolanmak yerine delip geçer.
Beton olsa, plastik te olsa geçer.
Bu yüzden evin yakınında İncir ağacı dikmek o evi
batırmak demektir, Evin su borularını kanalizasyon kanallarını, temellerini İncir ağacı kökleri,
Uzun zaman içinde büyüyerek deler geçer.
İncir suya koşar, Su nerdeyse onu bulur,
incir ağacının kökleri toprak altında ki suyu
bulmak için metrelerce uzar.
Eğer İncir ağacını evinize yakın, dikerseniz ,
O mutlaka evin su giderini bulur, yıllar
sonra bir bakarsın mutfağında, banyonda lavabodan incir kökü çıkmış...
Yada kökler Ahtapot gibi boruları sarar, tıkar, hatta parçalar.
Başınıza büyük iş açar..
Yani Ocağınıza İncir ağacı dikilir.
İNCİR kökü , suyu bulmak için toprak altında 10-15 metre gider.
İnciri evlerden uzak dikmenin nedeni budur.
Ocağına İncir ağacı dikmek sözü de buradan gelir.
36 notes · View notes
edapostblog · 3 days ago
Text
Terbiyesiz kadın!
Şimdi sen gider kargo şubesinden eşek gibi alırsın kargonu!
Ama bu eşeklere haksızlık olur.
34 notes · View notes
edapostblog · 3 days ago
Text
Tumblr media
27 notes · View notes